Manisa Olay Gazetesi'nden Cansu Meriç'in haberine göre Manisa’nın Turgutlu ilçesinde okul önünde meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı, öğrencilerde oluşabilecek psikolojik etkileri de gündeme taşıdı. Uzman psikolog Büşra Durmaz, gazetemize önemli değerlendirmelerde bulundu.

“OKULU GÜVENLİ BİR YER OLARAK GÖRMEYEBİLİRLER”

Saldırı gibi travmatik olayların çocuklarda farklı tepkilere yol açabileceğini belirten Durmaz, öğrencilerde okula karşı isteksizlik, kaygı ve güvende hissetmeme gibi durumların ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Durmaz, “Öğrenciler okula gitmek istemeyebilir, kaygı olabilir. Okula karşı isteksizlik, kendini güvende hissetmeme, olayın gece rüyalarına girmesi gibi durumlar yaşanabilir. Çünkü çocuklar çok benzer bir alanda bu olayı yaşadılar. Tekrar okula gittiklerinde artık okulu güvenli bir yer olarak görmeyebilirler. Bu da onlarda kaygı yaratabilir. Daha önce kaygı problemi yaşayan bir çocuksa bu durum onu tetikleyebilir” dedi.

“AİLELER ÇOCUKLARINDAN HABERDAR OLMALI”

Ailelerin çocuklarının davranışlarını yakından takip etmesinin önemine değinen Durmaz, özellikle şiddet eğilimi gösteren çocuklarda erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı.

Durmaz, “Birincisi ebeveynlerin çocuktan haberdar olması gerekiyor. Çocuğun odada tek başına kalması ve velinin çocuğun genel hayatından haberdar olmaması gibi durumlarla çok fazla karşılaşıyoruz. İkincisi, bu tarz durumlar daha önceden çokça sinyal veriyor. Şiddet eğilimi olan çocukların rehabilite edilebilmesi açısından psikoterapi, psikiyatri ya da okullardaki PDR birimlerinden mutlaka destek alınmalı” diye konuştu.

“ŞİDDET BİR ANDA ORTAYA ÇIKMIYOR”

Şiddet davranışının bir anda ortaya çıkmadığını belirten Durmaz, erken yaşlarda görülen davranışların dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Durmaz, “Böyle bir anda pompalı tüfek hali gelmiyor. Şiddet yavaş yavaş büyüyen bir şey, kar topu gibi. İlk belirtilerden itibaren müdahale edilmesi gerekiyor. Çocuğun küçük olması, şiddet eyleminin meşru olacağı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Çocuğun arkadaşına vurması gibi davranışların süreklilik kazanması halinde ailelerin sınır koyma konusunda destek alması gerektiğini belirten Durmaz, gerektiğinde psikoterapi ve PDR desteğine, daha ağır durumlarda ise psikiyatriye başvurulması gerektiğini kaydetti.

“SİLAHLARA ÇOCUKLARIN ULAŞAMAYACAĞI ŞEKİLDE ÖNLEM ALINMALI”

Şiddet eğilimi bulunan çocukların bulunduğu ailelerde ev içerisindeki güvenlik önlemlerinin de büyük önem taşıdığını ifade eden Durmaz, silah ve benzeri tehlikeli araçların çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.

Durmaz, “18 yaşının altında davranış bozukluğu ya da patolojik bir durum varsa ve bu çocukla ilgili destek alınıyorsa, ev içerisinde ateşlenebilecek bir silahın veya kullanılabilecek herhangi bir bıçağın çocuğun asla ulaşamayacağı bir noktada tutulması gerekiyor. Aksi halde hepimizi çok üzen, ailelerin ciğerlerinin yandığı sonuçlara sebebiyet verebiliyor” dedi.

“ÇOCUKLARIN ‘ADİL DÜNYA’ İNANCI SARSILMAMALI”

Turgutlu’daki saldırının yalnızca olayın yaşandığı okul çevresindeki çocukları değil, Manisa genelindeki öğrencileri de etkileyebileceğine dikkat çeken Durmaz, ailelerin çocuklarla olay hakkında konuşurken kullandıkları dile dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

Durmaz, “Turgutlu’da olan bir olayın Manisa üzerindeki bütün çocuklar üzerindeki etkisi, İstanbul’daki herhangi bir çocuğa oranla daha yüksek olacaktır. Çünkü yakın çevrelerinde ve daha fazla dillendiriliyor. Ebeveynlerin kendi yaş grubuna göre çocuğuna doğru açıklama yapabilmesi ve çocuğun ‘adil dünya’ inancını sarsmaması çok kıymetli” dedi.

Çocukların yanında “Artık bu ülkede yaşanmaz”, “Bu dünya çok kötü oldu” gibi karamsar ifadelerin kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Durmaz, yaşanan olayın ardından gerekli önlemlerin alınacağı konusunda çocukların güven duygusunun desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“OKUL, ÇOCUKLARIN İKİNCİ EVİ GİBİ”

Okulların çocukların günün önemli bölümünü geçirdiği alanlar olduğuna dikkat çeken Durmaz, okulda yaşanabilecek güvenlik kaygısının çocukların hayatının diğer alanlarına da yansıyabileceğini belirtti.

Durmaz, “Okul sadece bir eğitim yuvası değil, çocukların neredeyse evden daha fazla vakit geçirdikleri bir alan. Oradaki kendini güvende hissetmeme hali bütün hayat aşamalarına yansıyabilir. Dolayısıyla çocukların yanında kurduğumuz iletişim, açtığımız ve izlediğimiz kanallar bu noktada destekleyici olmalı” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLARINIZIN GÖZÜNÜZ, KULAĞINIZ OLSUN”

Ailelere de çağrıda bulunan Durmaz, çocukların davranışlarının yakından takip edilmesi ve şiddet eğilimi görüldüğünde bunun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Durmaz, “Çocuklar bir anda ergen olmuyor. Çocuklar büyüyor. Ebeveynler olarak bizim gözümüz, kulağımız çocuklarımızda olmalı. Eğer çocuğunuzda böyle bir eğilim varsa bununla ilgili önlemleri aksatmamak, ihmal etmemek gerekiyor” dedi.

SOSYAL MEDYA VE TELEVİZYON UYARISI

Saldırının ardından çocukların sosyal medya üzerinden olayla ilgili yoğun içeriklere maruz kalabileceğini belirten Durmaz, özellikle küçük yaş grubundaki veya daha önce kaygı problemi yaşayan çocukların bu süreçte yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Durmaz, “Çocuklar kendi aralarında da bu konuları konuşacaklar. Sosyal medyada çok sıklıkla bu konu konuşuluyor ve zaten maruz kalıyorlar. Özellikle küçük yaş grupları için veya çocuğunun çok kaygılı olduğunu bilen ebeveynler için birkaç gün televizyon ve sosyal medya konusunda bir detoks yapılabilir. Daha önceden kaygıyla ilgili bir tanısı varsa buna özellikle dikkat etmeleri gerekir” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi