Manisa Olay Gazetesi’nden Beril Cevizli’nin haberine göre Türkiyr’de kumar bağımlılığı gün geçtikte büyüyen bir sorun haline geldi.

Yeşilay tarafından açıklanan Türkiye Kumar Raporu’na göre kumara başlama yaşı 15’lere kadar düştü.

Raporda, Türkiye’de 15 yaşın üzerindeki her 10 kişiden birinin hayatında en az bir kez kumar oynadığı ve en riskli grubun gençler olduğu ifade edildi.

YEŞİLAY’A BAŞVURAN HER 7 KİŞİDEN 2’Sİ KUMAR BAĞIMLILIĞI İÇİN TEDAVİ GÖRMEK İSTİYOR

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kendilerine başvuran her 7 kişiden 2’sinin kumar bağımlılığı sebebiyle tedavi görmek istediğini söyledi.

“BEYNİN ÖDÜL CEZA MEKANİZMASI DEVREYE GİRİYOR”

Gazetemize özel açıklamalar yapan Psikolojik Danışman Harun Ülger, kumar bağımlılığın gelişmesinde beynin ödül mekanizmasının ve kişinin duygusal ihtiyaçlarının önemli rol oynadığını söyledi. Ülger, “Kumar bağımlılığını sadece hızlı para kazanma hırsı veya basit bir maddi motivasyonla açıklamak eksik olur. Evet, ilk tetikleyici genellikle kısa yoldan kazanç elde etme isteğidir; ancak bağımlılık haline geldikten sonra süreç tamamen beynin ödül-cezalandırma mekanizması, kimyasal süreçler ve duygusal düzenleme arayışları etrafında döner” dedi.

79D54438E71E65A1F1Ca84E769Afc27D

Kumar oynayan kişilerin yalnızca kazanacakları paranın değil, kazanma ihtimalinin yarattığı heyecanın da peşinden gittiğini anlatan Ülger, “Beynimizdeki ödül merkezi olan dopamin, kesin kazançlardan ziyade belirsizlik ve kazanma ihtimali karşısında tavan yapar. Oyuncunun peşinde koştukları şey sadece para değil; o belirsizlik anının yarattığı kimyasal dalgalanmadır” değerlendirmesinde bulundu.

“KUMARI BİR KAÇIŞ İŞLEVİ OLARAK GÖRÜYORLAR”

Kumarın bazı bireyler için günlük yaşamın sorunlarından uzaklaşma yolu haline geldiğini ifade eden Danışman Ülger, kaybedilen parayı geri kazanma isteğinin kişiyi daha büyük riskler almaya yönelttiğini belirterek, “Kumar, birçok birey için günlük hayatın stresinden, kaygıdan, depresyondan ya da çözemedikleri duygusal boşluklardan kaçış işlevi görür. Kişi o masanın ya da ekranın başındayken dünyadaki tüm dertlerini unuttuğunu hisseder” dedi.

EVLİLİKLERDE GÜVEN KRİZİNE YOL AÇIYOR

Kumar bağımlılığının aile içinde en fazla zarar verdiği alanlardan birinin güven ilişkisi olduğunu belirten Danışman Ülger, bağımlılığın uzun süre gizlenmesinin eşler arasındaki sorunları derinleştirdiğini söyledi.

Özellikle gizlenen borçların ve maddi kayıpların ortaya çıkmasıyla aile içinde ciddi çatışmalar yaşanabildiğini ifade eden Ülger, “Evlilik, en temelinde güven, şeffaflık ve ortak gelecek inancı üzerine kuruludur. Kumar bağımlılığı ise bu temelleri sarsar. Sürecin en yıkıcı yanı, bağımlılığın çok uzun süre gizli yürütülmesidir. Biriken borçlar, satılan varlıklar, gizlenen kredi kartları ortaya çıktığında eşler arasında onarılması güç bir güven krizi baş gösterir. Bir taraf suçluluk, inkar ve yalan döngüsünde savrulurken; diğer taraf sürekli bir güvensizlik halindedir. Bu durum, eşler arasındaki duygusal ve cinsel bağları tamamen kopararak çok büyük bir oranda boşanmayla sonuçlanır” diye konuştu.

“ÇOCUKLAR EVDEKİ GERGİNLİĞİ HİSSEDİYOR”

Danışman Ülger, çocukların aile içinde yaşanan ekonomik sorunları tam olarak anlamasalar bile anne ve babalarının duygusal durumlarından etkilendiklerini belirterek, “Çocuklar krizlerin teknik detaylarını tam olarak anlamasalar bile, evdeki duygusal atmosferi birer radar gibi hissederler. Evdeki sürekli gerginlik, yüksek sesli tartışmalar, anne-babanın kaygılı veya öfkeli halleri çocuklarda temel güven duygusunu zedeler. Çocuk, dünyanın güvenli bir yer olduğu inancını kaybeder. Bu ortamda büyüyen çocuklar genellikle suçluluk psikolojisi yaşar. Okul hayatlarında odaklanma problemleri, akademik düşüş veya içe kapanma görülebilir. En önemlisi; bu travmatik model, çocuğun ileride kuracağı romantik ilişkilerde ve sosyal hayatta derin güven problemleri yaşamasına, hatta benzer bağımlılık döngülerini tekrarlamasına zemin hazırlayabilir” dedi.

“BORÇ KAPATMAK YERİNE TEDAVİYE YÖNLENDİRİN”

Kumar bağımlılığıyla mücadele eden kişilerin ailelerine de çağrıda bulunan Psikolojik Danışman Harun Ülger, “Aileler sıklıkla iyi niyetle borçları kendi ceplerinden ödeyerek durumu çözmeye çalışırlar. Bu, bağımlının sorumluluk almasını engeller ve döngüyü besler. Borç kapatmak yerine tedaviye yönlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi