Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, tüketicilerin büyük bir bölümünün deneme süresi sona ermesine rağmen iptal etmediği ve aktif olarak kullanmadığı dijital hizmetler için düzenli ödeme yaptığını ortaya koyuyor. Uzmanlar bu durumu bütçelerde “görünmeyen sızıntı” olarak tanımlıyor.

Aylık bazda küçük gibi görünen bu kesintilerin, toplamda milyarlarca liraya ulaştığı belirtiliyor. Karmaşık ekstreler ve teknik terimler nedeniyle tüketicilerin bu ödemeleri fark edemediği vurgulanıyor.

Dinamik Fiyatlandırma ve ‘Pasif Abonelik’ Tuzağı

Uzmanlara göre bütçedeki kayıplar üç ana başlıkta toplanıyor:

  • Hizmet güncelleme farkları: Dijital platformlar ve servis sağlayıcılar, fiyat artışlarını sözleşmelerdeki maddelere dayandırarak kullanıcı onayı almadan uygulayabiliyor. Ekstre kontrolü yapılmadığında bu artışlar aylarca fark edilmiyor.
  • Gizlenen mikro kesintiler: Mobil bankacılık ve aracı kurum işlemlerinde “sistem işletim bedeli”, “dijital bildirim ücreti” gibi adlarla 5 ila 25 TL arasında değişen kesintiler yapılıyor.
  • Unutulan dijital taahhütler: Uygulama içi satın alımlar ve bulut depolama hizmetleri, kullanılmadığı halde otomatik olarak yenilenmeye devam ediyor.

‘Hizmet Kusuru’ Olarak Değerlendirilebilir

Finans uzmanları bu durumu “Finansal Atalet Kaybı” olarak tanımlıyor. Uzmanlar, “Kurumlar için risksiz bir gelir kapısı haline gelen bu mikro kesintiler, şeffaflık ilkesini zedeliyor. Tüketici, ödediği her bedelin karşılığını sorgulamak zorunda bırakılıyor. Bu durum yasal zeminde ‘hizmet kusuru’ olarak değerlendirilebilir” görüşünü dile getiriyor.

Uzmanlar, bütçedeki sızıntıyı durdurmak için kredi kartı ekstrelerinin ayrıntılı şekilde incelenmesini, aboneliklerin sanal kartlar üzerinden yönetilmesini ve onay dışı ya da bildirimsiz ücret artışlarının Tüketici Hakem Heyetleri aracılığıyla geriye dönük 12 aya kadar talep edilebileceğini hatırlatıyor. Aksi halde, küçük tutarlar her ay sessizce birikmeye devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi