Türkiye genelinde ve Manisa’da artış gösteren kadın cinayetleri, endişe verici boyutlara ulaştı. Manisa merkez ve ilçelerinde peş peşe gelen cinayet haberleri, sorunun giderek derinleştiğini ortaya koyuyor. Turgutlu ilçesinde boşanma aşamasındaki bir kadının ailesiyle birlikte katledilmesi, yaşanan vahşetin en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Yunusemre’de sokak ortasında öldürülen Pınar Karataş, evinde eşi tarafından öldürülen Emine Özer ve daha birçok kadın… İsimler değişse de yaşanan acı aynı kalıyor. Hayat dolu, ailesi için mücadele eden kadınlar birer birer hayattan koparılırken, geriye yalnızca yarım kalan hikayeler ve derin bir toplumsal yara kalıyor.
Son dönemde Manisa genelinde yaşanan kadın cinayetleri dikkat çekici şekilde artış gösterdi. Yunusemre ilçesinde Pınar Karataş’ın sokak ortasında öldürülmesi, Emine Özer’in evinde katledilmesi ve daha birçok kadının hayatını kaybetmesi, sorunun büyüklüğünü ortaya koydu. Yaşanan her olay farklı hikayeler barındırsa da sonuç değişmedi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Manisa Temsilcisi Rabia Aksu ise artan vakalara ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada, “Manisa’da yaşanan bu artış tesadüf değil. Kadın cinayetleri önlenebilir olmasına rağmen gerekli adımlar atılmadığı için her geçen gün daha fazla kadın hayatını kaybediyor. Pınar Karataş’ın sokak ortasında, Emine Özer’in kendi evinde öldürülmesi, kadınların hiçbir yerde güvende olmadığını açıkça gösteriyor. Bu tabloyu değiştirmek elimizde ancak bunun için yasaların etkin uygulanması, koruma kararlarının gerçekten hayata geçirilmesi ve cezasızlık algısının ortadan kaldırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Pelin Karaca
TURGUTLU’DAKİ AİLE KATLİAMI TÜRKİYE’Yİ SARSTI
Son olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen ve bir kadının ailesiyle birlikte hayatını kaybettiği olay, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Emine Özer
Aksu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu olaylar artık münferit değil, sistematik bir sorunun yansımasıdır. Dün Turgutlu’da yaşanan olay sadece bir kadın cinayeti değil, aynı zamanda bir aileyi yok eden bir katliamdır. Koruma kararları, uzaklaştırmalar ve elektronik kelepçeler olmasına rağmen bu cinayetlerin işlenebiliyor olması, mevcut sistemin yeterince işlemediğini açıkça gösteriyor. Kadınların hayatlarını koruyacak mekanizmaların etkin şekilde uygulanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURMAK MÜMKÜN”
Rabia Aksu, kadın cinayetlerinin önlenebilir olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 7 senedir bu platformun içindeyim ve sahada gördüğümüz tablo bize şunu net bir şekilde gösteriyor; kadın cinayetlerini durdurmak aslında mümkün. Bunun için elimizde hem ulusal hem de uluslararası güçlü hukuki mekanizmalar var ancak bu mekanizmaların etkin bir şekilde uygulanması gerekiyor. 6284 sayılı yasa yalnızca kadınları değil, şiddete maruz kalan herkesi koruyan çok önemli bir düzenleme ve bu yasanın eksiksiz, kararlı ve gecikmeden uygulanması hayati önem taşıyor. Aynı şekilde İstanbul Sözleşmesi de bu alanda önemli bir rehber niteliğinde. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada bu mekanizmaların yeterince işletilmediğini, alınan kararların sahada karşılığını bulmadığını görüyoruz. Koruma kararları kağıt üzerinde kalmamalı, uygulamada da kadınların hayatını gerçekten koruyacak şekilde devreye girmeli.”

“UZAKLAŞTIRMA VE ELEKTRONİK KELEPÇE YETERSİZ KALIYOR”
Aksu, mevcut önlemlerin uygulamada yetersiz kaldığını belirterek, “Yakın zamanda öldürülen Emine Özer’in uzaklaştırma kararı vardı ancak bu kararın aynı ev içerisinde, yalnızca tarafların birbirine sözlü olarak yaklaşmaması şeklinde uygulanıyor olması kabul edilebilir bir durum değil. Böyle bir uzaklaştırma kararının pratikte hiçbir koruyuculuğu yok. Dün Turgutlu’da öldürülen Sariye Nur Coşkun hakkında ise elektronik kelepçe kararı bulunduğu biliniyor. Tüm bu önlemlere rağmen bu cinayetlerin gerçekleşebiliyor olması, mevcut sistemin yeterince etkin işlemediğini açıkça ortaya koyuyor. Koruma kararları kağıt üzerinde kalmamalı, gerçekten denetlenmeli ve ihlal edildiğinde anında müdahale edilmelidir. Aksi halde bu tür kararlar, kadınları korumak yerine sadece prosedür olarak kalmaya devam eder ve ne yazık ki benzer acı olayların önüne geçilemez.” diye konuştu.
Sariye Coşkun
“ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ ARTIYOR”
Kadın cinayetlerinin yanı sıra şüpheli ölümlerin de arttığına dikkat çeken Aksu, “2025 yılında 294 kadın cinayeti işlendi, şüpheli kadın ölümü ise 297 olarak açıklandı. Bu veriler, sorunun ne kadar derinleştiğini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle ilk kez şüpheli ölümlerin kadın cinayetlerini geçmiş olması son derece dikkat çekici ve kaygı verici bir durum. Bu şüpheli ölümler de en az kadın cinayetleri kadar ciddiyetle ele alınmalı, titizlikle araştırılmalı ve üzeri örtülmeden aydınlatılmalıdır. Nitekim bu dosyaların bir kısmında yürütülen hukuki süreçler sonucunda şüpheli görülen ölümlerin aslında kadın cinayeti olduğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle hiçbir ölüm ‘şüpheli’ başlığı altında geçiştirilmemeli, her biri detaylı şekilde incelenerek gerçekler gün yüzüne çıkarılmalıdır.” diye belirtti.
Selda Eller
YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI
Kadın cinayetlerinin önlenmesi için toplumsal eğitim ve yerel yönetimlerin rolüne dikkat çeken Aksu, şunları söyledi: “Toplumun küçük yaşlardan itibaren bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Şiddetin önlenmesi ve eşitlik bilincinin yerleşmesi için eğitim en temel araçlardan biri. Bu nedenle okullarda bu konuların ders olarak işlenmesi, çocuklara erken yaşta farkındalık kazandırılması büyük önem taşıyor. Sadece bireysel bilinç değil, kurumsal sorumluluk da şart. Belediyelerin bu noktada daha aktif rol alması gerekiyor; kadınlar için kriz merkezleri kurulmalı, psikolojik ve hukuki destek mekanizmaları güçlendirilmeli, ayrıca dava takip komisyonları oluşturularak süreçler yakından izlenmeli. Hükümetin yeterli adım atmadığı durumlarda yerel yönetimlerin devreye girerek sorumluluk üstlenmesi ve kadınların hayatını koruyacak somut adımlar atması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.”
Yeşim Akbaş
“MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Kadın cinayetlerine karşı mücadelelerinin süreceğini belirten Aksu, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz kadınlar için mücadelemiz her zaman vardı, bundan sonra da olacak. Eylemlerimizi sürdüreceğiz. Kadın cinayetlerinin son bulması için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”










