Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus hızla artarken, bu yaş grubunun emeklilik sonrası yaşamı da giderek değişiyor. Bir dönem dinlenme ve huzurla özdeşleşen emeklilik, bugün birçok kişi için yeniden çalışma hayatına dönüşen bir sürece evrildi. Artan yaşam maliyetleri ve düşen alım gücü, yaşlı nüfusu yeniden iş aramaya iterken, Türkiye Emekliler Derneği Manisa Şube Başkanı Nazif Gündüz, tabloyu “zorunlu çalışma düzeni” olarak nitelendirdi.

Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus hızla artarken, emeklilik sonrası yaşam koşulları ise aynı hızla kötüleşiyor. Bir zamanlar dinlenme ve huzurun simgesi olan emeklilik dönemi, bugün artan hayat pahalılığı ve düşen alım gücü nedeniyle birçok vatandaş için zorunlu bir çalışma sürecine dönüşmüş durumda.
Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Manisa Şube Başkanı Nazif Gündüz, ortaya çıkan bu tabloyu “zorunlu çalışma düzeni” olarak tanımlayarak, emeklileri yeniden iş hayatına iten nedenlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Emeklilerin gelir seviyesinin ülke ortalamasının çok altında kaldığını vurgulayan Gündüz, bu durumun temel nedenlerinden birinin aylık bağlama oranlarındaki düşüş olduğunu belirterek şöyle konuştu: “2000 yılı öncesinde emekliler brüt kazançlarının yaklaşık yüzde 70’ini maaş olarak alabiliyordu. 2000 ile 2008 arasında bu oran yüzde 54’e geriledi. 2008 sonrasında ise yüzde 27 ile 42 bandına kadar düştü. Bu tablo, emekli maaşlarının neden bu kadar düşük olduğunu açıkça ortaya koyuyor Bu durumu yeni yeni tersine çevirmeye başlıyorlar. Bu konuda çalışmalar var ama henüz daha yasalaşmadı. Aylık bağlama oranlarını yüzde 60, yüzde 70'e çekmedikten sonra bizim ülkemizde emekli maaşları asla yüksek olmayacaktır.”
“ÇALIŞMAZSAM GEÇİNEMEM DİYENLERİN SAYISI ARTIYOR”
Emeklilerin çalışma hayatında kalmasının en önemli nedeninin ekonomik zorunluluk olduğuna dikkat çeken Gündüz, sahadaki tabloyu şu sözlerle anlattı: “Bugün emeklilerin yüzde 60-70’i düşük maaşlar ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle çalışıyor. Kira, gıda ve sağlık giderleri karşısında maaşlar yetersiz kalıyor. Bu nedenle birçok emekli güvenlik, danışmanlık, pazarcılık gibi işlerde çalışmaya devam ediyor. Bu kesimde ‘çalışmazsam geçinemem’ anlayışı hâkim.”
Gündüz, aile içi sorumlulukların da emeklileri çalışmaya ittiğini belirterek, çocuk ve torunlara destek olma ihtiyacının bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi.
“ÇALIŞMA TERCİH DEĞİL, İHTİYAÇ”
Gündüz sözlerine şöyle devam etti: “Yüzde 30-40 civarında bir kesim, aktif kalmak ve sosyal hayattan kopmamak için çalışıyor. ‘Evde oturursam çökerim’ düşüncesiyle hareket eden bu kişiler daha çok kendi isteğiyle, daha az saatli ve hobiye yakın işlerde yer alıyor. Yani çoğunluk için çalışma tercih değil, ihtiyaç. Ama imkânı olan kesim için de çalışma, gerçekten sağlıklı yaşlanmanın bir parçası haline geliyor.”
Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla arttığını vurgulayan Gündüz, bunun ekonomik etkilerine de dikkat çekerek, “Emekli sayısı artıyor, çalışan sayısına oranla denge bozuluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yükü artıyor. Devlet daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalıyor. Aynı zamanda çalışan nüfus azalıyor. Bu da ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir, iş gücü açığı oluşturabilir” dedi.
Emeklilerin düşük gelir nedeniyle büyük yatırımlar yapamadığını ifade eden Gündüz, harcamaların daha çok sağlık, gıda ve temel ihtiyaçlarla sınırlı kaldığını söyledi.
Öte yandan sağlık ve bakım sektöründe büyümenin hızlandığını belirten Gündüz, yaşlı bakım hizmetleri, huzurevleri ve evde bakım alanlarının yeni bir ekonomik alan oluşturduğunu kaydetti.
“YAŞLI BAKIMI AİLELERİN OMUZLARINDA
Aile yapısındaki değişime de değinen Gündüz, yaşlı bakımının büyük ölçüde ailelerin omuzlarında kaldığını belirterek, “Bu durum çalışan bireylerin yükünü artırıyor. Özellikle kadınların iş gücüne katılımı bu süreçten olumsuz etkilenebiliyor” ifadelerini kullandı.

Tüm bu tabloya rağmen sürecin doğru yönetilmesi halinde önemli fırsatlar barındırdığını vurgulayan Gündüz, “Emekli olup çalışmaya devam edenler aslında ciddi bir tecrübe kaynağı. Bunun yanında sağlık turizmi, yaşlı dostu konutlar, bakım hizmetleri ve medikal teknolojiler gibi alanlarda yeni sektörler gelişebilir” diye konuştu.
Türkiye’nin hâlâ genç sayılabilecek bir ülke olduğunu ancak hızlı bir şekilde yaşlandığını dile getiren Gündüz, “Yaşlı nüfus artışı ekonomik anlamda bazı yükler getirse de, bu insanlar hayatlarının 35-50 yılını çalışarak geçirmiş, bu ülkeye emek vermiş büyüklerimizdir. Onlara sadece ekonomik bir yük olarak değil, saygı duyulması gereken bir değer olarak bakılmalıdır” dedi.
“’EN AZINDAN SİGORTAM OLSUN’ MANTIĞIYLA FABRİKAYA YÖNELİYORLAR
Gündüz, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasına rağmen sektörün son yıllarda ciddi kan kaybettiğini söyledi. Yüksek mazot, gübre ve işçilik maliyetlerinin üreticiyi zorladığını belirten Gündüz, “Çiftçi ektiğinden kazanamıyor, bu yüzden tarımdan uzaklaşıyor” dedi.
Türkiye’de tarıma elverişli arazilerin yaklaşık yüzde 28’inin ekilmediğine dikkat çeken Gündüz, bunun nedenleri arasında miras sorunları ve düşük kazanç olduğunu ifade etti.
Tarımda gelir elde edemeyen üreticilerin sanayiye yöneldiğini vurgulayan Gündüz, “İnsanlar ‘en azından sigortam olsun’ diyerek fabrikaya gidiyor. Aynı emeği verip daha garanti maaş almayı tercih ediyor” diye konuştu.
TARIMDAN SANAYİYE GEÇİŞ NASIL ÖNLENİR?
Gündüz, tarımdan sanayiye geçişin önlenmesi için öncelikle üreticinin kazanması gerektiğini vurgulayarak, “Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların gelir elde etmesi sağlanmalı. Bunun yolu da dışa bağımlılığı azaltmaktan geçiyor. Kendi üretebildiğimiz ürünü dışarıdan almamalıyız, Avrupa’nın tahıl ambarı olabilecek potansiyele sahibiz” dedi.

Tarımda kalıcılığı sağlamak için sosyal güvenlik sisteminde düzenleme yapılması gerektiğini belirten Gündüz, “Tarımda çalışanların emeklilik şartları iyileştirilmeli, teşvik edilmeli. Örneğin 20 gün prim ödeyip 30 gün sayılması gibi uygulamalarla üretici desteklenebilir” diye konuştu.
Tarımı bırakıp sanayiye yönelişin en önemli nedenlerinden birinin sigorta ve emeklilik sistemi olduğunu ifade eden Gündüz, geçmişte tarımdan emekli olanların daha düşük maaş aldığını hatırlatarak, bu algının hâlâ etkisini sürdürdüğünü söyledi.
Gündüz, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla arttığını, genç nüfusun ise göreceli olarak azaldığını belirterek, “Genç nüfusun güçlü olmadığı ülkelerde ekonomi ve üretim de zayıflar” dedi.
Başkan Gündüz, EYT’den emekli olanların çalışmasının doğal olduğunu belirterek, “Onlar zaten genç yaşta emekli oluyor. Ancak asıl sorun, ileri yaştaki insanların da çalışmak zorunda kalması” dedi.
“MAAŞ BRÜT ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA OLMAMALI”
Hareket kabiliyeti azalmış birçok yaşlının geçim sıkıntısı nedeniyle iş hayatında kaldığını vurgulayan Gündüz, “Bu durumu tersine çevirmek için emekli maaşları iyileştirilmeli. Türkiye’de emekli maaşı brüt asgari ücretin altında olmamalı” ifadelerini kullandı.
“ALIM GÜCÜ ARTIRILMALI”
Yaşlıların hayatlarının sonuna kadar çalışmak zorunda kalmaması gerektiğini dile getiren Gündüz, bunun ekonomi politikalarıyla doğrudan ilgili olduğunu belirterek, “Alım gücü artırılırsa, yaşlılarımız da çalışmak zorunda kalmaz” diye konuştu.





