TARİŞ Üzüm Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Şen, kuru üzüm sektörünün mevcut durumu, ihracat, iç tüketim ve yeni sezon beklentilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin kuru üzüm üretiminde ve ihracatında dünya çapında önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Şen, buna rağmen iç tüketimin oldukça düşük seviyelerde kaldığını söyledi. Son yıllarda ihracat rakamlarında yaşanan gerilemenin sektörü olumsuz etkilediğini ifade eden Şen, üreticinin korunması için Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) piyasaya müdahil olması gerektiğini dile getirdi.

"TÜRKİYE'DE KURU ÜZÜM TÜKETİMİ 200 GRAMI BİLE BULMUYOR"

İç piyasada kuru üzüm tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Ferhat Şen, Türkiye'de kişi başına yıllık kuru üzüm tüketiminin 200 gramın dahi altında olduğunu söyledi. Üzüm piyasasında yaşanan sıkıntıları değerlendiren Şen, "Üzülerek söylüyorum. Bizim önce işe piyasadan başlamamız gerekiyor. Türkiye'de kişi başı üzüm tüketimi ne yazık ki 200 gram dahi yok. Bu konuda büyüklerimizden sürekli yardım istiyoruz. Hep Japonya örneğini veriyoruz. Seçildiğim ilk yıl Japonya'da Tarım Fuarı'na katıldık. Japonya, Türkiye'den ortalama 20 bin ton kuru üzüm çekiyor." dedi.

JAPONYA ÖRNEĞİYLE TÜKETİM ALIŞKANLIĞINA DİKKAT ÇEKTİ

Şen, Japonya'nın kuru üzüm tüketim alışkanlığını örnek göstererek şu ifadeleri kullandı: "2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD iki yıl boyunca Japonya'ya üzüm göndermiş. Üçüncü yıl gönderimi durdurunca Japonlar üzüm istemeye başlamış. Çünkü iki yılda üzüm yeme alışkanlığı kazanmışlardı. Nasrettin Hoca'nın dediği gibi 'Parayı veren düdüğü çalar' demişler ve üzümü satın almaya başlamışlar."

"ÇOCUKLARA ÜZÜM YEME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMALIYIZ"

TARİŞ olarak yaptıkları araştırmada insanların aklına ilk olarak zeytin ve zeytinyağının geldiğini, üzümün ise beşinci sırada yer aldığını belirten Şen, "İlk etapta çocuklardan üzüm yeme alışkanlığı kazandırmalıyız. Bir kilo bile üzüm yetiştirilmeyen İngiltere'de çocuklara Türkiye'den giden üzüm dağıtılıyor. Kızılay'ın yardım paketlerinde kuru üzüm yer alabilir. Askeriyede haftada iki öğün hoşaf olarak üzüm verilse tüketim önemli ölçüde artar." ifadelerini kullandı.

"ÜZÜMÜN SAHİPSİZ OLDUĞUNU GÖRDÜM"

Göreve geldiği günden bu yana sektörün en büyük eksikliklerinden birinin üzümün yeterince sahiplenilmemesi olduğunu söyleyen Şen, "2,5 yıldır görevdeyim. Şunu gördüm; üzümün sahipsiz olduğunu gördüm. Bütün sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum. Birlikte lisanslı depoculuğa yönelmeliyiz. Ürettiğimiz üzümün yüzde 80'i ihraç ediliyor. Kuru üzümde yaklaşık 500 milyon dolar, sofralık üzümde ise 200 milyon dolar ihracat gelirimiz var. Ancak son beş yılda kuru üzüm ihracatı 280 bin tondan 140 bin tonlara kadar düştü. Avrupa pazarını Güney Afrika'ya kaybetmek üzereyiz."

RAKİP ÜLKELER GÜÇLENİYOR

Dünya genelinde kuru üzüm üretiminin arttığını belirten Şen, Çin, Özbekistan, Güney Afrika ve Hindistan'ın düşük maliyetli üretim sayesinde pazarda öne çıktığını ifade etti. Kur politikası ve pestisit sorununun çözülmesi halinde Türkiye'nin yeniden Avrupa pazarında güçlü konuma gelebileceğini belirten Şen, "Biz sofralık mı yoksa kuru üzüm mü üretmeliyiz buna karar vermeliyiz." dedi.

TMO'YA ÇAĞRI: "ÜRETİCİYİ MAĞDUR ETMEYİZ"

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin üzüm alımında mutlaka devreye girmesi gerektiğini belirten Şen, "TMO ürün almak ister ve fiyat açıklarsa biz de o fiyata uyacağız. Ancak üreticiyi memnun etmeyen bir tablo oluşursa ortaklarımızın menfaatini koruyacak bir fiyat açıklarız. Geçen yıl 9 numara üzüme 120 TL verdik, bugün üzüm 90 TL seviyelerinde. Devletimiz büyük. Hiçbir zaman üreticileri mağdur etmez. Üzüm bizim için katma değerli bir ihracat ürünüdür. Yaklaşık 50 bin aile doğrudan, 500 bin kişi ise dolaylı olarak üzümden geçimini sağlıyor. TMO kararını versin, üreticiyi memnun etmezse biz üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

Kaynak: Haber Merkezi