İran-İsrail geriliminin ardından artan akaryakıt fiyatları tarım sektörünü doğrudan etkiledi. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, maliyet artışlarının hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi.

Küresel gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları, Türkiye’de tarım sektöründe maliyetleri artırmaya devam ediyor. Özellikle mazot fiyatlarındaki artışın üretimin en temel girdilerinden biri olduğunu belirten Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, yaşanan sürecin üretimden tüketime kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu ifade etti. Artan maliyetler nedeniyle birçok üreticinin ekim yapmaktan vazgeçtiğini dile getiren Yalvaç, bu durumun ilerleyen süreçte fiyatlara daha fazla yansıyacağını söyledi. Tarımda kullanılan gübre, ilaç ve işçilik giderlerindeki artışın da tabloyu ağırlaştırdığını belirtti. Üretici kadar tüketicinin de bu süreçten olumsuz etkilendiği vurgulandı.

“ÜRETİMİN TEMELİNDE MAZOT VAR”

Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, tarımsal üretimin en önemli girdisinin mazot olduğunu belirterek, “Bizim işimizin yarısı mazotla. Gübre, ot ilacı ve diğer etkenler de işin içinde ama bunların hepsini yapabilmek için mazot gerekiyor. Tarlaya girmekten ürünü toplamaya, sulamadan nakliyeye kadar her aşamada mazot kullanılıyor. Bu nedenle mazot fiyatlarında yaşanan her artış doğrudan üretim maliyetlerine yansıyor. Bugün üretici zaten zor şartlar altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot fiyatları arttıkça çiftçinin maliyeti katlanıyor ve bu da ürün fiyatlarına yansımak zorunda kalıyor. Yani bu sadece üreticinin sorunu değil, tüketici de bunun etkisini pazarda, markette hissediyor. Mazot fiyatları bu şekilde devam ederse üretim yapmak daha da zorlaşacak.” dedi.

“FİYAT ARTIŞININ TEMEL NEDENİ MAZOT”

Ürün fiyatlarındaki yükselişe dikkat çeken Yalvaç, “Domatesin maliyeti sıfır bile olsa Ankara’ya, İstanbul’a gelene kadar 40-50 lirayı buluyor. Çünkü nakliye başlı başına büyük bir gider kalemi haline geldi. Daha düne kadar roka, maydanoz gibi ürünler 30-40 liraya gelirken şimdi 200-250 liraya kadar yükseldi. Bu artışın temel sebebi mazot fiyatları. Ürün tarladan çıkıyor, hale gidiyor, oradan pazara, markete ulaşıyor her aşamada nakliye var ve bu da maliyeti katlıyor. Üretici de nakliyeci de bu yükü taşımakta zorlanıyor. Sonuç olarak ortaya çıkan fiyat farkı doğrudan tüketiciye yansıyor. Yani sofraya gelen ürünün fiyatındaki artışın en büyük nedeni mazot.” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR”

Artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirten Yalvaç, “Çiftçi o kadar bıktı ki birçok yer boş kaldı. Eskiden kiralama yoluyla üretim yapan, büyük alanlarda ekim gerçekleştiren çiftçiler vardı. Salatalık, domates, kapya biber, patlıcan gibi ürünleri eken üreticilerimiz bugün aynı üretimi yapmakta zorlanıyor. Çünkü maliyetler geçen seneye göre neredeyse yüzde 200 arttı. Mazot fiyatları da yüzde 100 arttı, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri de ciddi şekilde yükseldi. Bu şartlar altında üretici nasıl ekecek, nasıl gübre atacak, nasıl hasat yapacak? Üretim sürecinin her aşaması ayrı bir maliyet kalemi haline geldi. Bu nedenle birçok çiftçi üretimden çekilmeyi ya da ekim alanlarını daraltmayı tercih ediyor. Bu da ilerleyen dönemde hem üretimi azaltacak hem de fiyatların daha da artmasına neden olacak.” şeklinde konuştu.

“DESTEKLER YETERSİZ KALIYOR”

Devlet desteklerinin mevcut maliyetleri karşılamadığını ifade eden Yalvaç, “500 dönüm araziye bakıyorum. Devletin verdiği mazot ve gübre desteği 80 bin lira. Ancak benim toplam masrafım 4-5 milyon lirayı buluyor. İşçi maliyetleri de arttı. 80 bin lira destek yeterli değil.” şeklinde konuştu.

“TARIM YERİNE FARKLI İŞLERE YÖNELİM VAR”

Yalvaç, üreticilerin tarımdan uzaklaştığını belirterek, “Artık evlatlarımıza ‘gel bu işi yap’ diyemiyoruz. Çünkü mevcut şartlarda tarımın sürdürülebilirliği giderek zorlaşıyor. Bağı, zeytini, tarlası olan insanlar bile üretim yapmak yerine organize sanayi bölgelerinde çalışmayı tercih ediyor. Daha düzenli gelir elde etmek isteyen vatandaşlar tarımı ikinci plana itiyor. Bu nedenle genç nesil tarımdan uzaklaşıyor, mevcut üreticiler de üretimi sürdürmekte zorlanıyor.” dedi.

YAZ MEYVELERİNDE FİYAT ARTIŞI BEKLENTİSİ

Yalvaç, yaz dönemi ne ilişkin fiyat beklentilerine de değinerek, “Kiraz, erik, kayısı, nektarin gibi ürünlerde yüksek fiyatlar bekliyoruz. Çünkü üretim maliyetleri arttı, üretim miktarı ise azaldı. Bu da doğrudan fiyatlara yansıyacak. Karpuzda durum biraz farklı olabilir ancak genel tabloya baktığımızda üretim düşmüş durumda ve ihracat da istenilen seviyede değil. Bu durum iç piyasada fiyatları yukarı çekecektir. Aynı şekilde badem ve ceviz gibi ürünlerde de hem maliyet artışı hem de üretimdeki düşüş nedeniyle fiyatların yükselmesini bekliyoruz. Üretim azaldıkça piyasada denge bozuluyor ve bu da fiyatların artmasına neden oluyor.” dedi.

Muhabir: Didem ALTINAY