Türkiye'nin elektrikli araç üretim üssü olma hedefinin en önemli projelerinden biri olarak görülen BYD'nin Manisa yatırımı askıya alındı. Çinli otomotiv devinin üretim planlarını Macaristan'a kaydırması, yalnızca ekonomik değil, diplomatik açıdan da Ankara ile Pekin arasındaki ilişkileri yeni bir döneme taşıdı.
Önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor
Yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve binlerce kişiye istihdam sağlaması beklenen Manisa fabrikasının rafa kaldırılması, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinde önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Temmuz 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla duyurulan proje, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik elektrikli araç üretim merkezi olma hedefinin simgesi olarak gösteriliyordu.

BYD ise üretim stratejisini Avrupa Birliği sınırları içine taşıma kararı aldı. Şirketin İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Stella Li, Macaristan'ın Szeged kentinde kurulacak fabrikanın 2026'nın son çeyreğinde üretime başlayacağını, yıllık 150 bin araç kapasitesiyle faaliyet göstereceğini ve ilerleyen dönemde bu kapasitenin iki katına çıkarılacağını açıkladı.
AB içerisinde üretim yapacak olması, BYD'nin Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan yüzde 27'lik ek gümrük vergisinden de kaçınmasını sağlayacak.
Hükümet teşvikleri geri almak için harekete geçti
Yatırımın askıya alınmasının ardından Ankara da harekete geçti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projede ilerleme sağlanamadığı gerekçesiyle BYD'ye tanınan ithalat vergisi avantajlarını iptal ettiği belirtilirken, hükümetin sağlanan yatırım teşviklerinin geri alınması için hukuki süreç başlatmaya hazırlandığı ifade edildi.
Vergi avantajlarının sona ermesinin ardından BYD'nin Türkiye pazarındaki satışlarında belirgin bir gerileme yaşandığı, şirketin şarj edilebilir hibrit segmentindeki liderliğini de TOGG'a kaptırdığı kaydedildi.
Diplomatik temaslar yoğunlaştı
BYD kararının ardından Pekin yönetiminin, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin zarar görmesini önlemek amacıyla diplomatik temaslarını artırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, Çin'in Türkiye'yi Avrupa pazarına açılan önemli bir üretim ve lojistik merkezi olarak görmeye devam ettiğini ifade ediyor.
Türkiye ise Avrupa Birliği Gümrük Birliği, Orta Koridor üzerindeki stratejik konumu ve NATO üyeliği sayesinde Çin açısından önemini korurken, ekonomik dengeler nedeniyle hem Batı hem de Çin ile ilişkilerini dengelemeyi sürdürüyor.






