Sakarya'nın Arifiye ilçesi Ahmediye Mahallesi'nde 24 Temmuz'da meydana gelen olayda, 14 yaşındaki Murat İmrağ, ablasının doğum gününü kutlamak için gittiği evde tabancayla başından vurularak hayatını kaybetti. Olayın ardından tutuklanan 16 yaşındaki Y.D.S.'nin dijital materyallerinde yapılan incelemelerde dikkat çeken bulgulara ulaşıldı.

Önce yapay zekaya sormuş
Murat İmrağ'ın, 20 yaşındaki ablası N. İmrağ'ın doğum gününü kutlamak için arkadaşları Y.D.S. (16) ve Y.S. (16) isimli kardeşlerin dedelerine ait eve gittiği öğrenildi. Burada bulunan ruhsatlı tabancayla yaklaşık 60-70 santimetre mesafeden başından vurulan İmrağ, hayatını kaybetti.
Olayın ardından gözaltına alınan Y.D.S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. İlk ifadesinde Murat İmrağ'ın intihar ettiğini söyleyen şüpheli, daha sonra ifadesini değiştirerek silahı kendisinin ateşlediğini ancak olayın kaza olduğunu öne sürdü.
Soruşturma kapsamında yapılan dijital incelemelerde, Y.D.S.'nin olaydan birkaç gün önce bir yapay zeka uygulamasına "Birini öldürsem ne kadar ceza alırım?" ve "Müebbet hapis ne kadar?" gibi sorular yönelttiği tespit edildi.

"Durumu kazaya çevirmeye çalıştılar"
Oğlunun ölümünün kaza olmadığını savunan anne Yeliz İmrağ: "Olay olduğu gün, oğlumun intihar ettiği haberlerini yaydılar. Ben bu haberi ilk duyduğum andan itibaren inanmadım çünkü benim oğlumun böyle bir karakteri ve yapısı yok. Herkes büyüttüğü çocuğu tanır, ben 14 yıl emek verdim. Hiçbir şey gizli kalmaz, hepsi ortaya çıktı, suçunu itiraf etti. Silah, intihar eden birinin yanında olur, katil silahı çekmeceye saklamış. Durumu kazaya çevirmeye çalıştılar, kaza olmadığı da elimizdeki raporlarla tespit edildi" dedi.
Şüphelinin telefonunda silahlarla ilgili fotoğraflar bulunduğunu belirten İmrağ: "Babası demişti, 'Benim oğlum silahla haşır neşir değildir.' Elimizde oğlunun bir yıldır silahlarla haşır neşir olduğuna dair resmi raporlar var. Katilin telefonu olaydan yaklaşık 6 saat sonra alınıyor ve telefonunda resimler silinmiş vaziyette. Oğlumun hakkını sonuna kadar arayacağım, asla susmayacağım" ifadelerini kullandı.

"Ben bunları okurken kanım dondu"
Şüphelinin dijital materyallerindeki araştırmalara değinen anne İmrağ: "Birçok silah markalarıyla ilgili, birçok kişiyi öldürmekle alakalı araştırmalar yapılmış. Bunun içinde annesi, babası, kız kardeşi de var. Belki bunlarla bir okul basacaktı, toplu bir katliam yapacaktı bilemiyoruz. Yapay zeka üzerinden bu kadar vahşice şeyler, ben bunları okurken kanım dondu" diye konuştu.
Şüphelinin yapay zekaya yönelttiği diğer soruları da anlatan İmrağ: "Yine yapay zeka üzerinden yaptığı araştırmalar, 'Annemi döven birini öldürürsem ne kadar ceza alırım?', 'Müebbet cezası ne kadar?', 'Müebbet kimlere verilir?' gibi araştırmalar yapılmış. İddianame için son bir rapor kaldı, onu bekliyoruz. Mahkeme süreci belli değil. Benim için artık bir önemi yok, 100 yıl da yatsa önemsiz ama en ağır cezayı almasını istiyorum" dedi.
"Ölüm tehditleri aldık"
Olayın ardından tehdit mesajları aldıklarını belirten anne İmrağ: "Bir grup çeteler tarafından ölüm tehditleri aldık, oğlumun mezarını dağıtmakla, parçalamakla ilgili mesajlar aldık. Kimse benim oğluma zarar veremez. Bir kere zarar verdiler benim oğluma, bir dahası yok" şeklinde konuştu.
"Çocuk tamamen bir suç makinesi"
Soruşturma kapsamında hazırlanan raporları değerlendiren baba Özkan İmrağ: "Son çıkan raporla alakalı benim düşünceme göre çocuk, yaptığı araştırmalarla suça meyilli, bir suç işlemek istiyormuş. Artık bu ya bir okul baskını olabilirdi ya da başkası olabilirdi. Aile, 'dostuz' diyor ama sen çocuğunun katil olduğunu biliyorsun, madem dostsak sen neden katili bile bile savunuyorsun. Burada ihmalkarlıklar çok, bu silah sadece bir kere ele alınmamış, İstanbul'a kadar gelinmiş ve iki yıldır bununla dolaşıyor. Çocuk tamamen bir suç makinesi, kendince bir araştırmaya girmiş" ifadelerini kullandı.
Olayla ilgili soruşturma sürerken, ailenin iddianamenin hazırlanması için beklenen son raporun tamamlanmasını beklediği öğrenildi.





