Türkiye genelinde aralarında Manisa’nın da olduğu çeşitli illerde ardı ardına çocuk örgütlerine yönelik yapılan operasyonlar suç oranlarına ilişkin yaşanan artışı işaret ediyor. Peki çocuklar neden suça bulaşıyor, örgütlerle nasıl bağlantı kuruyor? Bu psikolojinin altında yatan sebep ne ve suç işleyen çocuklar hukuk önünde nasıl cezalandırılıyor? Manisa Olay Gazetesi'nden Beril Cevizli haberleştirdi.
ÇOCUKLARIN suç oranındaki artış hem hukukçuların, hem de psikologların gündeminde…
Aralarında Manisa’nın da bulunduğu illerde ardı ardına yapılan operasyonlarda, çocukların kullanıldığı suç örgütlerinin nasıl büyüdüğü deşifre ediliyor.
![]()
“ÇOCUKLAR BİR ORTAMDA KABUL GÖRMEK İSTİYOR”
Manisa'da da çocukların tetikçi olarak kullanıldığı suç örgütlerine yönelik yapılan operasyonlar gündemdeki yerini korurken, Psikolog Kaan Küçük çocukların suça yönelmesinin arkasındaki nedenlerini ve Avukat Can Adar Arslan ise hukuki yaptırımları anlattı.
Psikolog Kaan Küçük, çocukların suç örgütlerine yönelmesinde özgüven eksikliği ve bir gruba ait olma isteğinin önemli rol oynadığını söyledi.
Küçük, "Ben kendim de psikolog olduğum için vakalarımda da seanslarımda da çok karşılaştım bu durumla. Bunun en büyük sebebi özgüven eksikliği. Özgüven eksikliği dediğimiz şey doğrudan kesin bir şekilde suç işletmiyor ama bireyin suça sürüklenme riskini çok arttırıyor. Özellikle psikoloji ve kriminoloji araştırmalarına göre düşük özgüveni olan çocuklar yanlış çevre edinmeye açık hale geliyorlar. Bu çocuklarda bir kabul görme arzusu oluyor. Yani bir ortamda kabul görmek istiyorlar. Bundan dolayı da suça itiliyorlar" dedi.

“ÇOCUKLARIN YANINDA AİLELERİ DE DESTEK ALMALI”
Çocukların küçük yaşlardan itibaren ahlaki değerlerle yetiştirilmesi gerektiğini savunan Küçük, “Çocuğun iyi bir ortamda yetiştirilmesi kesinlikle olması gereken bir şey. Sağlıklı ve iyi bir ortamda yetiştirmek çocuğu tamamıyla suçtan uzak tutar mı? Hayır. Burada birazcık da kişinin inançları ve vicdan muhakemesini de iyi yapması lazım. Bazen insanlara zarar verme gibi bir gayemiz olabiliyor ama burada hem aldığımız eğitim, kültür, hem aile yapısı ön planda olunca, hem de inançlarımız ön plana çıktığında aslında kendimizi durdurabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
“18 YAŞINDAN KÜÇÜK OLMAK CEZASIZLIK ANLAMINA GELMİYOR”
Suça sürüklenen çocukların hangi durumlarda ceza aldığı, örgütlü suçlara karışmaları halinde nasıl yaptırımlarla karşılaştıklarını anlatan Avukat Can Adar Arslan, "Tabii ki her suçun karşılığında bir yaptırım var, cezai müeyyidesi var. Kişinin 18 yaşının üstünde ya da altında olması, verilecek cezanın fazla ya da az olmasıyla alakalı bir durum. 18 yaşın altında da cezalar veriliyor. Lakin çocuk kavramı olduğundan dolayı verilen ceza yetişkinlere göre daha az oluyor. Bu az dediğimiz kısım çok da az bir şey değil. Yani ceza verilmesi halinde cezaevine gitme, cezaevinde yatma bunların hepsiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.

“SUÇ ÖRGÜTÜNDE YALNIZCA EYLEMİ GERÇEKLEŞTİREN KİŞİ SORUMLU DEĞİL”
Çocukların bir araya gelerek suç örgütü oluşturmasının hukuki sonuçlarına da değinen Arslan, örgütlü suçlarda cezai yaptırımların ağırlaştığını söyledi.
Avukat Arslan, “Suç örgütü oluşabilmesi için ikiden fazla kişinin bir araya gelmesi ve bu yapılanmanın süreklilik taşıması gerekiyor. Böyle bir durumda yalnızca işlenen suç değil, örgütsel yapı da değerlendiriliyor. Örgütlü suçlarda cezai yaptırımlar daha ağır olabiliyor. Üstelik ceza yalnızca suçu doğrudan işleyen kişiyi kapsamıyor. Örgütsel bir bağ söz konusuysa diğer üyelerin ve örgüt liderinin de cezai sorumluluğu doğabiliyor. Bu nedenle çocukların bir suç örgütüne dahil olması, onları ciddi hukuki sonuçlarla karşı karşıya bırakabiliyor" diye konuştu.





