YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Salihli başta olmak üzere Manisa genelindeki TMO üzüm alım noktalarında üreticilerle bir araya geldi.

Üzümlerini satabilmek için traktörleriyle uzun kuyruklarda bekleyen üreticiler, girdi maliyetlerinin her geçen yıl arttığını, buna karşılık açıklanan üzüm fiyatlarının maliyetleri karşılamadığını dile getirdi.

Üreticiler ayrıca TMO tarafından üzümlerinin düşük numaradan değerlendirildiğini, bazı ürünlerin geri çevrildiğini ve fire kesintileri nedeniyle ellerine geçen paranın daha da düştüğünü savundu.

“Bizim gibi gençlere ‘bu işi yapmayın’ diyorlar”

Genç bir üzüm üreticisi, ilaç, mazot ve işçilik maliyetlerinin geldiği noktayı anlatarak yaşadığı sıkıntıyı şöyle ifade etti: “10 numara üzüm bile getirsen direkt 9 numara yazıyorlar. 10 numara için depo bile açmamışlar. Bizim 300-400 liraya aldığımız ilaçlar bin 800 lira, 2 bin lira olmuş. 20 dönüm yerim var, 320 bin lira ilaç parası vereceğim. Kaç ton üzüm satacağım da ilaç parasını ödeyeceğim? Mazotçuya ne vereceğim? İşçiye 200 bin lira vereceğim. Bizim gibi gençlere resmen ‘bu işi yapmayın’ diyorlar.”

Üretici, üzümün kilogram fiyatından kesintiler yapıldığını belirterek, “85 lira hayal, öyle bir para elimize geçmiyor. 5 lira otomatikman kesiyorlar, 80 lira. Yüzde 3-5 de fire verdiler mi üzümün fiyatı 70-75 liraya geliyor” dedi.

Maliyetinin yaklaşık 95 liraya ulaştığını söyleyen üretici, üzümün üreticiyi ayakta tutabilmesi için daha yüksek fiyattan satılması gerektiğini savundu.

“Bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem”

Bir başka üretici ise bağcılığın kendisi için sürdürülemez hale geldiğini söyledi. “7 dönüm yer bakıyorum. Amele parası cebimden çıkıyor, sigorta parası cebimden çıkıyor. Bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem. Üzüm yemiyorum korkudan” diyen üretici, bir yıllık emeğinin karşılığını alamadığını belirtti.

Üretici, aynı emeği başkasının bağında harcaması halinde daha fazla kazanabileceğini ifade ederek, “Bu dönemde satmak istesem satamam da ‘bırakayım, kurtulayım’ deme şansım da yok” diye konuştu.

“Türkiye’de tarım bitiyor”

Yaklaşık 40 yıldır üzüm üretimi yaptığını belirten başka bir çiftçi ise geçmiş yıllarla bugünü kıyasladı.

Üretici, “Maliyetlerimiz çok yüksek. Fiyatlarımız da geçen senenin çok çok altında. 80-85 liralarla çiftçinin döndürme şansı yok, mümkün değil. Şu anda bir işçinin maliyeti 2 bin lira” dedi.

Üretici, TMO alımlarında bazı araçların geri gönderildiğini öne sürerek, “Üzümü almamak için bahane üretiyorlar. Türkiye’de tarım bitiyor, bunu devlet gözetmiyor. 20 yıl öncesinde ben bir yıllık ürünümle Salihli’de bir daire aldım, şimdi borçtan çıkamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bir başka üretici ise bu yıl üzümden gelir elde etmenin ötesinde mevcut borçlarını kapatmakta zorlanacaklarını söyledi.

“Bu sene borcumuz var, onu seneye nasıl aktaracağız diye düşünüyoruz. Traktörü galericiden aldık, 350 bin lira. Şimdi satmak istesek 200-250 bin liraya almazlar. Bağın dönümü 500’dü, şimdi satayım desen onu da yarı yarıya satamazsın” diyen üretici, “Bu sene para kazanma şansımız yok, borcumuzu bile ödeyemeyiz” dedi.

“Çiftçinin sonu geliyor”

Bankalara olan borçları nedeniyle yeni hesaplar yapmak zorunda kaldıklarını anlatan bir üretici ise, “TMO’ya 80 liradan üzüm verdiğimizde borcumuzu kapatamayız. Önce Ziraat Bankası’ndaki opsiyonlu krediyi yatırıp, geri çekip öbür taraftaki borçları kapatabilir miyiz, üstüne bir daha kredi alabilir miyiz onu hesaplıyoruz. Çiftçinin herhalde sonu geliyor” ifadelerini kullandı.

Başka bir üretici ise bağını sattığını ve üzüm üretimini bıraktığını belirterek, “İşin içinden çıkamıyoruz” dedi.

“Millet intihar etme derecesinde”

TMO alım noktasında gece saatlerinden beri beklediğini belirten bir başka üretici ise hem alım sürecine hem de borçlarına ilişkin yaşadığı sıkıntıyı anlattı.

“Gece 12’den beri TMO üzüm alım noktasında bekliyorum. Öğlen oldu, hâlâ almadılar. Öğleden sonra birde fabrikaya işe gideceğim” diyen üretici, üzümünün kabul edilip edilmeyeceğini bilmediğini söyledi.

Üretici, “Millet intihar etme derecesinde. Biz çiftçiyiz, kötülük yapmıyoruz” dedi.

Üzümünün geri çevrilmesi halinde bir sonraki randevusunun 30 Ekim olduğunu belirten üretici, borçlarını ödeyebilmek için üzümünü satmak zorunda olduğunu söyledi. “Bu seneki kadar kötü bir dönem görmedim. Keşke ekmeseydim” diyen üretici, TARSİM, banka ve üretim giderleri nedeniyle yaşadığı ödeme sıkıntısını da dile getirdi.

Üreticilerden biri ise TARSİM sigortasında esas alınan fiyat ile üzümün satış fiyatı arasındaki farkın kendilerini zor durumda bıraktığını belirtti.

“TARSİM yaparken 130 liradan sigorta yaptılar. Üzümün düşüğünü 85 lira açıkladın. TARSİM’in bunu ‘öngöremedik’ diyerek sigorta parasını 85 liraya çekmesi gerek. Veya ‘borcunuzu siliyoruz’ deyin” diyen üretici, üzümünü satamaması halinde ilaççıdan mazotçuya, işçiden bankaya kadar çok sayıda borcunun birikeceğini söyledi.

“Üzüm masraflarımızı karşılamıyor”

20 ton üzümü bulunduğunu belirten başka bir üretici ise mevcut fiyatların üretim giderlerini karşılamadığını ifade etti.

“Şu anda TARSİM’imi, ilaççımı, mazotu, amelesini benim üzüm çıkartmıyor. Bankada kredim var. O kredimi ne ile ödeyeceğim? Tarla mı satarız artık, ne yapacağız bilmiyorum” diyen üretici, tüccarın da düşük fiyat teklif ettiğini savundu.

Üretici, TARSİM primlerinin yüksek fiyattan hesaplandığını ancak ürününü çok daha düşük fiyattan satmak zorunda kaldığını belirterek, “Ne yapacağımızı biz de şaşırdık” dedi.

Manisa’da üzüm hasadının ardından ürünlerini satmak isteyen üreticilerin TMO alım noktalarındaki bekleyişi sürerken, çiftçilerin düşük fiyat, yüksek üretim maliyetleri, alım süreçleri ve borç yüküne ilişkin şikâyetleri gündemdeki yerini koruyor.

Muhabir: Efe AYAR