Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede hasar tespit çalışmaları sürerken, Türkiye’nin deprem kuşağında bulunan kentlerinden Manisa’da da deprem güvenliği yeniden gündeme geldi. Manisa Olay Gazetesi'nden Didem Altınay'ın haberine göre, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilciliği, kentte deprem riskinin azaltılması için yapıların yanı sıra zemin koşulları ve aktif fayların da birlikte değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“DEPREM RİSKİNİ YALNIZCA FAYLARIN VARLIĞI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİREMEYİZ”
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Fatih Şenhisar, Manisa ve çevresinin Batı Anadolu’nun aktif tektonik yapısı içerisinde yer aldığını belirtti.
Kentte çok sayıda diri fay bulunduğuna dikkat çeken Şenhisar, deprem tehlikesinin sürekli olarak bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şenhisar, deprem riskinin yalnızca fayların varlığıyla açıklanamayacağını belirterek, yapı stokunun durumu, zemin özellikleri, yerel zemin etkileri ve kent altyapısının dayanıklılığının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

YAPI STOKUNUN GERÇEK DURUMU ORTAYA KONULMALI
Manisa’daki mevcut yapı stokunun deprem riskinin belirlenmesinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Şenhisar, binaların yalnızca yapım yılına bakılarak değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını kaydetti.
Yapıların taşıyıcı sistemi, kullanılan malzemeler, yapım kalitesi, zemin ve temel koşulları ile zaman içerisinde binalarda yapılan değişikliklerin birlikte incelenmesi gerektiğini belirten Şenhisar, özellikle eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde hızlı bina taramalarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Şenhisar, yapılacak çalışmalarla öncelikli yapıların belirlenmesi ve gerekli görülen binalarda ayrıntılı mühendislik incelemelerinin gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
ZEMİN-YAPI İLİŞKİSİNE DİKKAT
Manisa Ovası ve Gediz Grabeni içerisindeki zemin koşullarının da deprem riskinin önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Şenhisar, deprem sırasında zeminin göstereceği davranışın ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini ifade etti.
Özellikle yerel zemin büyütmesi, sıvılaşma ve oturma gibi etkilerin incelenmesi gerektiğini söyleyen Şenhisar, yalnızca yapıların değil, zemin ve yapı arasındaki ilişkinin de ortaya konulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Şenhisar, jeofizik ölçümler, mikrobölgeleme çalışmaları, zemin büyütme ve sıvılaşma analizleri ile aktif fay araştırmalarının risk azaltma çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

“ASIL HEDEF DEPREM OLMADAN ÖNCE RİSKLERİ AZALTMAK”
Deprem riskinin yalnızca afet sonrasında yapılacak müdahalelerle azaltılamayacağını dile getiren Şenhisar, asıl hedefin deprem meydana gelmeden önce gerekli çalışmaların tamamlanması olduğunu söyledi.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilciliği olarak Manisa’nın deprem tehlikesinin bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirilmesini önemsediklerini belirten Şenhisar, mevcut yapı stokunun gerçek durumunun ortaya çıkarılması ve zemin-yapı-fay ilişkisinin birlikte ele alındığı bütüncül bir risk azaltma yaklaşımının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şenhisar, “Depremi önlemek mümkün değildir; ancak depremin afete dönüşmesini ve can kayıplarını azaltmak mümkündür” ifadelerini kullandı.





