YÜZYILIN felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş depreminin ardından 2023 yılında Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle kent genelindeki yaklaşık 600 bin bağımsız bölümün deprem riski açısından incelenmesi amacıyla büyük umutlarla başlatılan proje, aradan geçen sürede tamamlanamadı. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün döneminde 30 milyon liranın üzerinde bütçe ayrılarak başlatılan çalışmada yaklaşık 100 bin yapının analiz edildiği belirtilirken, geriye kalan yaklaşık 500 bin yapı ise hala incelenmedi. Türkiye'de birinci derece deprem kuşağında yer alan Manisa’nın olası bir afete karşı yapı envanterinin tamamlanamaması kamuoyunda soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. MHP Yunusemre Belediye Meclis Üyesi ve İmar Komisyonu Üyesi İsmail Ergin ise çalışmaların ilçe belediyelerindeki dijital arşiv eksikliği nedeniyle durduğunu belirterek, "Depremin ne zaman olacağını kimse bilmiyor. Ancak hazırlığın eksik kaldığı her gün, risk biraz daha büyüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Manisa Olay Gazetesi'nden Didem ALTINAY'ın haberine göre MHP Yunusemre Belediye Meclis Üyesi ve İmar Komisyonu Üyesi İsmail Ergin, 2023 yılında Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi işbirliği ile başlatılan deprem risk analizi projesinin ilçe belediyelerindeki dijital arşiv eksikliği nedeniyle istenilen noktaya ulaşamadığını söyledi. Yunusemre ve Şehzadeler ilçelerinde 100 bin binada risk analizi yapıldığı bilinirken, yaklaşık 500 bin yapının hala analiz edilmeyi beklediğini belirten Ergin, olası bir deprem öncesinde arşiv sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
ÇALIŞMALAR DİJİTAL ARŞİV ENGELİNE TAKILDI
MHP Yunusemre Belediye Meclis Üyesi ve İmar Komisyonu Üyesi İsmail Ergin, projenin ilerleyememesinin nedeninin ilçe belediyelerindeki arşivlerin hala dijital ortama aktarılamamış olması olduğunu söyledi. Eski yapı projelerin kağıt ortamında saklandığını belirten Ergin, yıllardır muhafaza edilen bu belgelerin zamanla yıprandığını ve kullanılmasının güçleştiğini ifade etti. Ergin, eski paftaların açıldığı anda parçalanabilecek kadar hassas hale geldiğini belirterek, bu nedenle belgelerin hem taşınmasının hem de incelenmesinin ciddi zorluk oluşturduğunu söyledi.

BÜYÜKŞEHİR DİJİTAL ARŞİV İÇİN YAZI GÖNDERDİ
Manisa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmaların devam edebilmesi amacıyla ilçe belediyelerine resmi yazılar gönderdiğini belirten Ergin, yapı projelerinin taranarak dijital ortama aktarılmasının istendiğini söyledi. Dijital arşiv oluşturulmasının ardından üniversite ve teknik ekiplerin projeleri bilgisayar üzerinden inceleyerek risk analizlerine devam etmesinin planlandığını ifade eden Ergin, sürecin bu aşamada tıkandığını dile getirdi.

Ergin açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Büyükşehir Belediyesi bütün ilçe belediyelerine yazı yazmış. 'Arşivlerinizi dijital hale getirin, paftaları tarayın, bilgisayara aktarın. Biz de bunları program üzerinden çekip incelemelere devam edelim' demiş. Ancak ilçe belediyelerinin çoğu arşivlerini dijitalleştirmek için ihale sürecine girmiş olsa da bu çalışmalar tamamlanmamış. Büyükşehir Belediyesi ile üniversiteye gerekli geri dönüş yapılmadığı için de proje devam edememiş. O yüzden çalışma yarım kaldı."
"DEPREM, SADECE DEPREM YAŞANDIĞINDA GÜNDEME GELİYOR"
Deprem gerçeğinin sürekli hatırlanması gerektiğini vurgulayan Ergin, afetlere hazırlığın seçim dönemlerine ya da deprem sonrasına bırakılmaması gerektiğini belirtti. Ergin "Deprem sadece deprem olduğunda haber oluyor. Aslında deprem her zaman var. Değişen hava koşulları, doğa olayları, küresel ısınma ve kuraklık gibi birçok gelişme doğanın bir parçası. Bu riskleri sürekli gündemde tutmak gerekiyor."

"VATANDAŞ KENDİ BİNASINI DA İNCELETEBİLİR"
Vatandaşların belediye arşivlerinden binalarına ait projeleri talep edebileceğini belirten Ergin, apartman yöneticilerinin bu konuda girişimde bulunabileceğini ifade etti. Ergin, "Her vatandaş yaşadığı binaya ait belediye arşivlerinde bulunan mimari ve statik projelerin bir örneğini talep edebilir. Apartman yöneticisi de bina adına resmi başvuruda bulunarak bu projeleri temin edebilir. Arşivde bulunan projeler alındıktan sonra bunlar deprem risk analizi yapan ilgili kurumlara, üniversitelere veya yetkili inşaat mühendislerine teslim edilerek binanın ön incelemesi yaptırılabilir. Böylece vatandaşlar yalnızca kamu tarafından yürütülen çalışmaları beklemek zorunda kalmaz, kendi imkanlarıyla da binalarının mevcut durumunu kontrol ettirme sürecini başlatabilir. Özellikle apartman yönetimlerinin bu konuda harekete geçmesi, olası risklerin önceden tespit edilmesi açısından büyük önem taşıyor." diye konuştu.

"KAROT TESTİ DAHA GERÇEKÇİ SONUÇ VERİR"
Projede yapılan incelemelerin sınırlı olduğunu savunan Ergin, en sağlıklı yöntemin laboratuvar ortamında yapılacak karot testleri olduğunu söyledi. Ergin, "Bu protokol kapsamında yapılan çalışma daha çok mevcut projelerin incelenmesi ve binaların sahada gözlemsel olarak değerlendirilmesine dayanıyor. Ancak bana göre en doğru ve en güvenilir yöntem, binadan karot alınarak beton numunelerinin laboratuvar ortamında test edilmesidir. Çünkü bir yapının gerçek dayanımını ve taşıyıcı sisteminin durumunu en net şekilde ortaya koyacak yöntem budur. Yapılacak laboratuvar analizleriyle binanın depreme karşı ne kadar güvenli olduğu bilimsel verilerle tespit edilebilir. Eğer incelemeler sonucunda riskli bir durum belirlenirse, vakit kaybetmeden güçlendirme projesi hazırlanabilir ya da gerekli diğer teknik önlemler alınabilir. Böylece hem vatandaşlar binalarının gerçek durumu hakkında net bilgi sahibi olur hem de olası bir deprem öncesinde daha sağlıklı ve kalıcı adımlar atılmış olur." diye belirtti.






