Manisa’da günlerdir etkili olan yoğun yağışların ardından Gediz Nehri’nde yaşanan taşkınlar, hem tarım arazilerini hem de yerleşim alanlarını tehdit etti. Bölgedeki birçok noktada su seviyesinin yükselmesiyle birlikte tarım alanları sular altında kalırken, bazı yerleşim yerlerinde de riskli durumlar oluştu. Yaşanan gelişmeler üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Gediz Nehri’nin mevcut durumu hakkında gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle nehir yatağındaki yapısal sorunlara dikkat çeken Yaşar, taşkın riskinin yalnızca yağışlarla değil, yıllara yayılan planlama eksiklikleriyle de bağlantılı olduğunu vurguladı. Gediz Nehri’nde acil müdahale gerektiğini belirten Yaşar, su yönetimi ve altyapı çalışmalarının ivedilikle ele alınması çağrısında bulundu.

GEDİZ NEHRİ İÇİN KRİTİK UYARI
Gediz Nehri’nin yapısal sorunlarına da değinen Yaşar, “Bana göre Gediz’in sorunu, özellikle 1890’dan sonra ağzının değiştirilip Foça’ya yönlendirilmesinden kaynaklanıyor. Eskiden Bostanlı’nın oralardan akardı Gediz. Bugüne göre yağış miktarı ve debi hesaplanmalı, gereken çalışmalar yapılmalı ve nehir yatağı derinleştirilmelidir. Geçen yıl Gediz’e gittik, çiftçilerle görüştük. Pamukta dönüm başına yaklaşık 600 kilogram verim alınıyordu, bu yıl ise 300 kilograma düştü. Su olmayınca toprak tuzlandı. Çok derinden su çekilince Ege Denizi’nin tuzlu suyu o bölgelere doğru ilerledi. Bu durum tüm ürünlerde ciddi sorunlara yol açtı, oradaki çiftçiler büyük sıkıntı yaşadı. Olağanüstü bir tuzluluk meydana geldi ve üretim bu nedenle düştü.” dedi.

“SORUN YAĞIŞ DEĞİL, RİSK YÖNETİMİ”
Prof. Dr. Doğan Yaşar’a göre afetlerin temelinde sadece yağışlar değil, yetersiz önlemler yer alıyor. Yaşar, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Şimdi her şeyin fazlası zarar. Ege Bölgesi yağışlardan nasibini aldı. Sorun aslında yağışlarda değil; sorunumuz biz. Maalesef riskleri hiç göze almıyoruz, yönetimde büyük sorun var. 2025 yılına kadar yıllardan beri süregelen bir kuraklık vardı. Ben bu yılın çok yağışlı olacağını 2025’in Eylül ayında söylemiştim. 2026’nın çok selli bir yıl olma ihtimali yüksek demiştim. Şu anki yağışlar ise tüm zamanların rekorunu kırıyor.”

“TÜRKİYE NÖTR İKLİMLE OLAĞANÜSTÜ YAĞIŞ ALDI”
Yaşanan yoğun yağışların küresel iklim etkileriyle bağlantılı olduğunu belirten Yaşar, “Dünya Meteoroloji Örgütü daha ekim ayına gelmeden bir nötr durum meydana geleceğini belirtti, nötr durumlarda Türkiye genellikle yoğun yağış alır ve temmuza kadar da bu nötr durumun sürmesi bekleniyor. İçinden normalde su geçmeyen birçok sel yatağı şu anda tamamen dolmuş durumda, bu suların daha üst seviyelere çıkma ihtimali var ve çiftçiler tarlalarına giremedi. Manisa’da bu yıl inanılmaz bir yağış yaşandı, şubat sonunda yağış kesilmesine rağmen her yerden su fışkırdı, bu yıl tarım açısından avantajlı gibi görünse de bütün tarlalar su altında kaldı, toprak suya doydu kuraklık dönemlerinin ardından mutlaka çok şiddetli yağışlar meydana gelir.” ifadelerini kullandı.

ÇİFTÇİLER ZOR DURUMDA
Aşırı yağışların tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini vurgulayan Yaşar, “Mesela bu durumda ne yapmamız gerekir, Gediz Nehri’ni daha da derinleştirmemiz gerekir. Bir dönem sonrasına hazırlık yapmalı, gerekli çalışmaların planlanarak hayata geçirilmesi gerekir. Önlemleri yalnızca konuşmak yeterli değil, somut adımlar atılmalıdır. Çiftçiler ve üreticiler zor durumda gübre atmak için bile tarlalarına giremediler.” diye konuştu.
“2035’E KADAR YAĞIŞLI BİR PERİYODA GİRDİK”
Uzun vadeli iklim beklentilerine de değinen Yaşar, önümüzdeki yıllar için dikkat çeken bir tablo çizdi: “2035’e kadar en az 7-8 yıl boyunca ortalamanın üzerinde yağışlar görülecek. Çünkü artık yağışlı bir periyoda girdik. Bundan sonra 8-10 yılda bir kurak dönem yaşanabilir ve şu anda birkaç yıl boyunca ortalamanın üzerinde yağışların devam etmesi bekleniyor.”





