Marmara Denizi çevresindeki faylarda meydana gelen sismik hareketlilik, olası İstanbul depremine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgede son dönemde gözlenen gelişmeleri değerlendirerek sismik aktivitenin doğuya doğru ilerleyen bir eğilim gösterdiğini ifade etti. Özellikle Adalar fayı çevresinde görülen mikrodeprem kümelenmesine dikkat çeken Bektaş, bu hareketliliğin stres transferi ve olası kırılma yönüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Adalar ve Çınarcık Hattına Dikkat Çekti
Bektaş, Marmara’daki mevcut sismik hareketliliğin tek başına acil deprem alarmı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte uzman isim, İstanbul’un gelecekteki deprem senaryoları açısından Adalar ve Çınarcık zonunun kritik bir izleme alanı haline geldiğini ifade etti.
Özellikle Adalar fayı çevresindeki mikrodeprem hareketliliğinin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
“Kırılma Yönü Doğuya Dönüyor Olabilir”
Marmara’da 2011, 2012, 2019 ve 2025 yıllarında meydana gelen depremleri değerlendirmesine dahil eden Bektaş, bölgede zaman içerisinde doğuya doğru ilerleyen bir stres transferinin söz konusu olabileceğini belirtti. Bektaş, 2026 yılında Adalar çevresinde gözlenen mikrodeprem kümelenmesinin de bu sürecin bir parçası olabileceğini aktardı. Ancak bu değerlendirmenin henüz kesin biçimde doğrulanmış bir deprem öngörüsü olmadığını vurguladı.
Kritik Alan Çınarcık Çukuru’na Kayabilir
Bektaş’ın değerlendirmesine göre, söz konusu deprem zinciri ve sismik hareketlilik, Ana Marmara Fayı üzerindeki kritik alanın Çınarcık Çukuru yönüne kaymış olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Uzman isim, Kuzey Anadolu Fayı’nın tarihsel olarak Erzincan’dan batıya doğru ilerleyen kırılma dizisinin Marmara bölgesinde farklı bir yönde gelişmiş olabileceği senaryosuna da dikkat çekti.
Marmara’daki Hareketlilik Yakından İzleniyor
Bektaş, batıdan doğuya doğru ilerleyebilecek olası kırılma ve stres transferi sürecinin, Marmara’daki deprem tehlikesinin değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Uzmanların vurguladığı üzere, mikrodeprem kümelenmeleri ve stres değişimleri tek başına büyük bir depremin ne zaman gerçekleşeceğini göstermiyor. Bu nedenle Marmara’daki sismik hareketliliğin bilimsel veriler ışığında uzun vadeli olarak izlenmesi önem taşıyor.





