Türkiye, bugünden itibaren Kuzey Afrika kaynaklı yoğun çöl tozu taşınımının etkisi altına girdi. Meteorolojik tahminlere göre yaklaşık 10 gün sürecek olan doğa olayı nedeniyle hava kalitesinde düşüş yaşanacak. Özellikle batı bölgelerden başlayarak yurt genelinde etkisini gösterecek toz bulutları nedeniyle uzmanlar peş peşe uyarılarda bulundu.
Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle her yıl Sahra Çölü’nden atmosfere karışan milyonlarca ton mineral tozu rüzgarlarla taşınarak ülkeye ulaşıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, bu yılki taşınımın özellikle bahar aylarında görülen güçlü atmosfer hareketleri nedeniyle daha yoğun hissedileceğini söyledi.
Toros, meteorolojik modellere göre Türkiye ve Akdeniz Havzası’nın bugünden itibaren 10 gün boyunca Kuzey Afrika kaynaklı çöl tozu etkisinde kalacağını belirterek, özellikle İstanbul’un batıdan gelen hava akımları nedeniyle ilk etkilenecek şehirler arasında olduğunu ifade etti.
18 Mayıs’ta yurdu terk etmesi bekleniyor
Prof. Dr. Toros, yoğun toz taşınımının pazartesi günü itibarıyla etkisini kaybederek Türkiye’yi terk etmesinin beklendiğini söyledi. Bu süreçte özellikle batı bölgelerde görüş mesafesinde azalma ve hava kalitesinde ciddi düşüşler yaşanabileceği belirtildi.
Risk grubundakiler dikkat
Uzmanlar, çöl tozlarının özellikle astım, bronşit, KOAH ve alerjik solunum yolu rahatsızlığı bulunan kişiler için risk oluşturduğunu vurguluyor. Yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan vatandaşların mümkün olduğunca kapalı alanlarda kalmaları, uzun süre dışarıda bulunmamaları ve gerekirse maske kullanmaları öneriliyor.
Hava kalitesi indeksinin kırmızı, mor veya kahverengi seviyelere ulaşması halinde açık havada yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılması gerektiği de ifade edildi.
Sadece zarar vermiyor
Çöl tozları her ne kadar hava kirliliğine yol açsa da dünya ekosistemi açısından önemli bir doğal taşıyıcı olarak kabul ediliyor. Sahra’dan taşınan demir, fosfor ve minerallerin okyanus planktonlarını ve Amazon yağmur ormanlarını beslediği, bu doğal döngünün ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından kritik rol oynadığı belirtiliyor.





