Yıl 1967.

Hac hikayeleri ve hafızamızda kalan anılardan bahsedeyim biraz…

O zamanlar hac için S. Arabistan’a sefer yapan uçak yok, anneannem(Kadriye Uz) karayolundan otobüs ile hacca gitti. Konya-Urfa-Bağdat üzerinden geze, geze Mekke’ye tam 7 gün.

Şimdiki gibi “Arap zenginliği, müsriflik” yok! Hacıların Kabe etrafında "beyaz bezden çadırlarda" konakladığı, bırakın serinlemek, yıkanmak için suyu, doğru düzgün tuvaleti olmayan, abdest almak için petrol varillerinden bozma su depolarının önünde saatlerce kuyrukta beklenildiği yıllar. Tam bir ilkellik hali.

BU MU KUTSAL TOPRAKLAR?

1972'den sonra, fiyatı bir anda 10 kat artınca önce petrolünü, sonra da ruhunu İngilizlere ve ABD'ye satan, dolarlara kavuşunca da “israf haramdır” diyen İslamiyet’e inat devesine bile altın işlemeli yular takan "bedeviler” ve altın tamponlu arabalara binen Suudi Araplar!

Kutsal topraklara “hoş geldin Dolar’ın kardeşi şeytan efendi”!

Kabe'nin yakınındaki Osmanlı’dan miras ecdat eserlerini yıkan, ama “İslam düşmanı” Yahudilerin, Masonların, Evangelist’lerin ve Anglikan kiliselerinin vakıflarına ait yabancı isimli yüksek katlı otellerle o ulu mabedin nasıl hapsedilip, boğulduğunu, “Arap kardeşinin” yediği haltları aç internette “google earth’den” izle!

İlahi saygıdan üzerinde kuşun bile uçmadığı "Beytullah'ın" 50 metre ötesindeki ecnebi otelin 20’nci katında koltuğa otur, utanmadan ayaklarını ulu mabedimize karşı uzat, Kabe manzarasını seyret!

Hatta, Kabe aşağıda sende ondan yukarıya inşa edilen stat tribünü gibi yerde tavafını yap, sevaba(?) gir!

Hele Mescid-i Haram avlusunda olan, biten? Resmen İslam adına utanç tablosu!

"Şeytanın büyükleri orada". Zira ayartılacak insan çok.

Özellikle genç kadın hacı adaylarını tavafta rahatsız ve taciz edenler var. İhramını düzgünce giymek yerine bedeninin yarısı çıplak, oturduğunda (güya farkında değil) herkese cinsel organını sergileyen "hacı müsveddeleri de" orada! Tavafta selfie çeken, ingstram’dan canlı yayınla reklamını yapan “sahtekar dincileri” ise say, say bitmez!

Hira dağına çıkarken "hırsızlık yapan maymunlarla" cebelleşir, günaha girersin. Arafat’ta, Müzdelife’de, şeytan taşlama yerlerine giden yollar yağlı yiyecek artığı, çöp yığınları ile dolu.

“Bu ne rezillik ya, bu nasıl Müslümanlık" diye bağırdığında birisi koluna dokunur, usulca seslenir: "sabır ya Hacı". Yani “görmezden gel” durumu.

“Umre ve Hac” derken maalesef Kabe olmuş adeta “turistik mekan”!

“Allahümme inna sabirin”!

KURBAN VE ETİ

Mekke'de 80’li yıllara kadar soğuk hava deposu yokmuş. Kesilen kurbanların korunması, bir yerlere ulaştırma imkanı da yok! Allah kulunun ne “mal” olduğunu bilmez mi? Ne diyor Hac suresi 37. ayetinde:

"Sizin kestiniz kurbanların eti ve kanı bana ulaşmaz. Ulaşan sadece takvanızdır(temiz imanınız)”!

Çöl sıcağında kesilen, kokmasın diye daha derileri bile yüzülmemiş kurbanlıkları dozerle çölün toprağına gömmüşler? Onlarca yıl “yiyeceğimiz kadarını keselim, israf etmeyelim, haramdır, günahtır” diyen de çıkmamış.

Günümüz teknolojisi soğuk hava depoları sayesinde çok şükür Hac’da ve diğer ülkelerde kesilen kurban etleri bir şekilde tüm fakir Müslüman halklara ulaştırılıyor.

   KURBAN BAYRAMI

Yıl 2019.. Yani günümüz zamanı Türkiye.

“Yoksula, fakire et yedirme bayramı mı”, yoksa “et stokçuluğu mu” siz karar verin artık.

Hani fıkıh alimleri demiş ya: 1/3 kendine, 1/3 kurban kesmeyen akraba, eş, dosta, 1/3 fakir, fukaraya dağıtacaksın!

Senin niyetinse bambaşka!

Fakiri, ihtiyaç sahibini kim arayacak? Nerede bulacaksın? Kapı, kapı dolaşmak zaman alır, tatil planı bozulacak! "Et verecek durumda olan akraba, komşu mu kaldı"?

Parçala, kuşbaşı yap, kıyma yap, sucuk yap, "deep freeze" at! Çıkart, çıkart ye!

Bu mu "kurban ibadeti"? Bu mu "kurban vazifesi"? 

Ülkemizde "büyükbaş hayvan sıkıntısı" var, ama olsun varsın, biz yine de "ortak sığır keselim" modası, aynen devam. İyi de şart mı "sığır" kurban etmek? Hem etini, hem canlısını ithal ediyorsun, hem de ülkende ekonomik kriz var. Çocuklarına iş yok, aş yok! Kestiğin sığırın ki kadar kafan çalışmıyor mu?

Ayrıca Diyanet teşkilatı olarak da deki:

“5-10 yıl büyükbaş hayvan varlığımız artsın diye sığır kurban etmeyelim”.

Deyin be mübarekler! Diliniz mi tutuldu?

Ülkemizin yeteri kadar küçükbaş hayvan varlığı var. Sana kurban kesme diyen mi var? Bu ülkede bırakın bir yılı, bir ay boyunca hiç et yememiş insanımız kaldı mı?

Neden aile başı birer küçükbaş hayvan değil de, sığır?

"Koyun eti kokuyormuş da, çocuklar yemiyormuş da".

Külliyen yalan!

DİYANET NE YAPIYOR?

En çok merak ettiğim bir konuda, “Hac için Arabistan'a giden 8-10 hacıya bir görevli düşüyor” sözü doğru mu acaba?

Çünkü bizim verdiğimiz vergilerle maaşlarını alan devletin "görevli" adı altında binlerce memuru, vaizi, imamı, müezzini "bedavaya" nasıl hacı oluyorlar, ben de çok merak ediyorum, doğrusu?

“ET STOKLAMA BAYRAMINIZ” MÜBAREK OLSUN!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol