İnsan,  deniz misali… Her bir dalga ayrı bir duyguyu barındırıyor. İnsanın ruhunu tüm saydamlığıyla kat kat çarşaf gibi seriyor. Deniz,  bazen tıpkı sabah güneşinin ilk ışıklarının vurduğu an gibi dingin… Kimi zaman en şiddetli fırtınalara taş çıkartırcasına doludizgin… İnsan da tıpkı denizin dalgaları gibi hayatının kıyısına döker tüm acılarını, kırıklıklarını… Sonra, yüreğinin derinliklerine götürmek üzere tekrar onları alır içine. Bütünleşir her biriyle. Peki her iki durumda da deniz görkeminden bir şey kaybeder mi? 

Yaşamımızda birçok duyguyu misafir ederiz. Bazıları sadece belirli bir zaman diliminde kalırken bazısının izi hiç geçmez. Kimisinin tesiri hep kalsın isterken, kimisini hatırlamak dahi istemeyiz. Ne var ki duygular, paketleri özenle hazırlanmış armağanlardır. Her paket açılmak için vaktini bekler. Ve açılan, istisnasız içinde bir mesaj gizler. Tabi mesaj üzerinde yazmaz. Maharet de o mesajı bulabilmektir.

Bu mesajlar tüm insanlığa verilmişken bazılarımız paketi açmayı dahi ret eder. İnsan, koşulsuzca güler de niye ağlamak isteyince kendini tutar? Öfkesini haykırır da niye korkusunu gizlemeye çalışır? Zannımca sosyal hayatta hiç dile değmeden konulan tabular mevcut. Kabul görülen duygular ve görülmeyen duygular olarak bir sınıflandırma olduğunu düşünüyorum. Hatta bazı tabular var ki hissettiğini, cinsiyetine göre göstermek hakkın oluyor. Erkeklere korkmayı, ağlamayı esirgeyen bu dilsiz kurallar; kadınların da kahkahalarının, mutluluklarının bir ölçüsü olduğunu savunuyor.

 Neticesinde hepimiz kendi denizini idame ettirmeye çalışıyoruz. Ben diyorum ki: Dalgaları kontrol etmekten vazgeçelim. Bırakalım aksın bildiği yere doğru, hissettiği yöne doğru. Bakın o zaman nasıl da rüzgarın tavrı yumuşuyor. Deniz nasıl ki bir devinim halindeyse hayatlarımız da bir o kadar yenilenme halinde. Evrenin düzeni bu şekilde işliyor. Bir düşünün! Şuan bu yazıyı okurken bile kaç duyguyu içinizde barındırıyorsunuz? Ya da hangilerine direniyorsunuz? Yaşamınızda kapınızı çalan tüm duygulara kapınızı açmalısınız. Hayat hissettiğiniz kadardır. Mesajları tam vaktinde okuyabilmeniz dileğiyle… Hoşça kalın…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Süleyman çelik 2020-11-29 01:39:21

Çok boş klasik cümleler benzetmeler. Erkek kadın hayat duygu nereye gideceği belli olmayan çıkarımlar ve daha bir sürü duygu his cümleleri . Anca lise kızları etkilenir bu tarz yazılardan . Hayat öyle kolay deniz çarşaf tabu aşk meşk duygu selleri şeklinde yürüseydi keşke. Ben yazar oldum tadında sırf yazmak için yazılmış bir yazı. Kendini geliştirmek için yazmandan önce okumalı. Totem ve tabu Sigmund Freud. Bir de algı kapıları aldous huxley

Avatar
Emine 2020-12-11 04:28:22

Yazdıklarım size hitap etmemiş olabilir.Yorumunuza saygı duyuyorum. Lakin okumak ve yazmaktan önce insan bir fikrini beyan ederken önce üslubuna dikkat etmeli. İyi günler diliyorum.

banner112