Sayın Cumhurbaşkanımız diyorlar ki: '' Terör ile mücadele son terörist imha edilene kadar devam edecek''
Sayın Başbakanımız ise: "Halkın çözüm sürecinden beklediği şey, silahların
tümüyle terk edilmesi. Böyle bir şey olursa, 2013 Mayıs'ına dönülürse, o zamanki gibi PKK tüm silahlı unsurları Türkiye dışına çıkarıp ülke içinde tek bir silahlı unsur kalmazsa, her şey konuşulabilir.''
Bu güne kadar kaç güvenlik görevlimiz şehit oldu? Dörtyüzün üzerinde. Her geçen gün sayı maalesef artmakta. Peki bunun sorumlusu kim veya kimler?
Sonu hüsranla bittiği açıkça görülen, başladığı ilk günden itibaren, ortak akıl sahiplerinin olmazlarına kulak verilmemesi, güvenlik birimlerinin raporlarına itibar edilmemesi, şehirlerin militan yuvası, silah ve cephane deposu haline getirilmesi, hendekler ve barikatların görmezden gelinmesi, bebek katilleri ile aynı masaya oturulup sözde müzakere edilmesi ile devam eden, taşların bağlanıp köpeklerin salıverildiği, çözüm süreci ve bu süreci yönetenler değil mi?
Peki! Yapılanan yanlış olduğu hala görülmüyormu da 2013 Mayıs ayına dönmekten söz edilebiliyor?
Ayrıca sürdürülen mücadele, terör ile mi, terörist ile mi?
Sadece terörist ile sürdürülen silahlı mücadelenin yeterli olmadığı, hatta sonun da kaybedildiğini tarihi süreç bize açıkça göstermektedir.
Silahlı mücadelenin yanında, politik mücadele şarttır. Olmaz ise olmazdır.
Terör örgütünün finans kaynakları kesilmelidir. Nedir finans kaynakları? Her türlü kaçakçılık ve kaçakçılıktan elde edilen kara paranın aklandığı, seyahat, turizm, inşaat şirketleri ve diğerleri ile bunlardan nemalanan diğerleri. En basit örneği, sigara kaçakçılığı, hemen her yerde kaçak sigara üstelik bu iş için açılan dükkanlarda alenen satılmakta ve her kesin gördüğü görülmemekte.
Yazılı ve görsel yayın organları, siyasi partileri ile diğer partiler ve sivil toplum örgütleri içindeki maşaları, yandaşları, etki ajanları pervasızca faaliyetlerini sürdüre bilmekteler.
Ana muhalefet partisi, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunu lafazanlıkla yokuşa sürmekte.
Bakın, paralel yapı ile mücadeleye. Finans kaynakları kesilmekte ve yayın organları susturulmakta.
Aynı mücadele tarzı bölücü terör örgütü ile mücadelede de tavizsiz uygulanmalıdır.
Ceza Muhakemeleri Kanunundaki düzenlemeler ile güvenlik birimlerinin eli kolu adeta bağlanmıştır. Delilden suçluya giden süreç, fiziki ve teknik takip, tarassut gibi faaliyetlerde, yoğun bürokrasi suçun önlenmesini önlemiş, suçlunun yakalanması sürecini ağırlaştırmıştır. Suistimallerin önüne etkin bir denetim ve görevini, şahsi ve veya çıkar amaçlı kullananların ağır bir biçimde cezalandırmaları ile geçilebilecek iken görev ve sorumluluk verilip yetkilerin sınırlandırılması, zorlaştırılması gibi tuhaf bir yola girilmiştir.
Sayın Başbakanın dedikleri ''canlı bombaları biliyoruz, ama alamıyoruz'' sözünün arkasındaki gerçek budur. Kısacası suçu önleme kısıtlanmış, suç işlendikten sonra failini yakalamak için beklenir duruma gelinmiştir.
Ayrıca, adeta bir etkin pişmanlık kanunu haline getirilen Türk Ceza Kanunu da gözden geçirilmelidir.
Vatana ihanetin fikir hürriyeti ile alakası yoktur ve de gerisi teferruattır.
Selam ve Dua ile!..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.