İçin de yaşadığımız yüzyılda;

Bulunduğumuz ANADOLU coğrafyasın da, taşıdığımız etnik kimlik ve inançlarımız.

Biz halkımıza, biz milletimize yüklediği misyon olarak,

Bu coğrafyada yaşayan bizlerden daha farklı şeyler beklemektedir.

Dünyayı yönettiğini ve yönlendirdiğini inanan egemenlerin (EMPERYALİSTLERİN).

Psikolojik, siyasal ve ekonomik kollarını kavramak gerekir.

Ezilen uluslar da bunları bilmesi gerekmiyor mu?

Bizim gibi ülkeler;

Toplumsal, siyasal,  ekonomik olayları irdelemek gereğini duymayacak mı?

Sorumluluk sahibi kesimlerin, demokratik kitle örgütlerinin, kısacası halk olarak, millet olarak düşünce inanç ve etnik kayırıma gitmeden oluşturacağımız düşünsel ve somut refleksler olmayacak mı?

Şayet bu refleksler olursa;

Toplumsal değişim ve dönüşümü amaçlarımız açısından önem taşıyacaktır.

Bilmeliyiz ki;

Yaşadığımız bu asırda, bu coğrafyada yaşayan biz TÜRK ULUSU ve TÜRK HALKI olarak üzerimiz de gerçekleştirilen, toplumumuzu değiştirici, dönüştürücü ve çağdaş olmasını sağlamalıyız.

Bunun için;

EMPERYAL planların günümüzde devam ediyor olması hiçte şaşırtıcı karşılanmamalıdır.

Eyyy… Halkım. Eyyy… Milletim.

İdeolojik alt yapınız ne olursa olsun,

Egemen ve totaliter sistemin bir parçası olarak yaşamayı ve görev yapmaya kendinize yediremiyorsanız,

Kendinizi etki ve denetimden uzak tutmaya başarmamız yine bize ve size bağlı olacaktır.

Vereceğimiz tepkilerin ortak payandası yine aynı bilinç, aynı kültür ve tercih ettiğimiz bilinçli yollarla açıklanabilir.

Böylece toplumumuzun üst kültürünün taşıyıcısı olabilmek biz bireylerin kurum ve sistemlere yıpratma,

Yolunu değiştirme, yolunu tökezletme duygusu taşıdığımız sürece militaristlerde çeşitli yollarla nasiplerini arama yollarını arayacaklardır.

O zaman da bu gidiş kötü gidiş olmaz da ne olur.

Tarihimizi şöyle bir bakalım.

Osmanlı Devletinin de içine düştüğü durum bunun en güzel bir örneği olmamış mıydı?

Bu gün ülkemizde çağdaş anlayışı yerleştirmeye çalışan siyasi güçler ELİTİST politikalar her zaman aynı mantığa koruya gelmişlerdir.

 Siyasilerimize bu yanlışa düşüren şey, ülkemizin siyasal yapısını istedikleri gibi değiştirmekle, toplumsal yapımızı da değiştireceklerini ve böylece de başarıya ulaşabileceklerini sanmalarından ha bire birbirleriyle kakışıp duruyorlar.

Sonuçta;

Seçimler, vaadler, bildiriler, beyanatlar…

Demokrasi oyunu içinde figüran rolü biçilen biz halk yığınları olmuyoruz da kim oluyor?

Demokrasi görünümlü tepeden inmeci seçilme yanlışları yok mu?

Ben bilirimci merkezi düşüncenin bir türlü demokrasi oyununun halkla yüz yüze gelemeyişi,

Belki de gelmekten kaçmaları.

Her seçim dönemin de pompalanan yeni ümit rüzgarlarından sonra başlayan baskı, çile ve karamsarlıkla şişirilmiş kuzey rüzgarları gibi soğuk rüzgarlar estirilmiyor mu?

Yeni bir medeniyete doğru yelken mi açıyoruz dedirtiyor insanı.

Esen kalınız efendim.

 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.