Ülkem insanının yüreği yangın yeri gibi. Dayanacak güçleri kalmamış görüntüsünde.
Yanıyorrr… Yanıyoruz.
Daha uzunca bir zaman daha yanacak gibi görülüyoruz.
Alınan önlemler, yapılan yaptırımlar,
Şu an için bu yangını durdurmaya yetmiyor.
Ama;
Mutlaka bu önlemler daha da artırılacak ve bitirilecek.
Bitirilecekte, halkımız bitmeden önce bitirilsin diyoruz.
Yangın yerine dönse de yüreklerimiz, bu olayların sonucu mutlaka bir gün son olacak.
Yüreklerimize düşen bu yangınlar, yaz ayları gelince de ormanlarımıza sıçradı. Sanki ciğerlerimiz yanıyor.
Bir yerde bitmeden, bir başka yerde başlıyor. Bu yangınlar.
Acaba bu orman yangınları;
Dikkatsizlikten mi?
Yok sa;
Rant çıkarı için mi çıkarılıyor.
Bu durum karşısında, yüreklerimiz yangınlığını, katlıyarak büyütüyor.
Geldi mi de üst üste geliyor.
Bir bakıyoruz. Önce anarşi, terörizmle uğraşırken,
Ardı sıra enflasyon, işsizlik, kadın cinayetleri, öğrencilerimizin durumları ile uğraşırken,
Siyasi partilerimiz de fokur, fokur kaynamalar, içten içe erimeler sürerken,
Yürekler yanıyor.
Ülkemiz de turizm yanıyor.
İnsanlarımız da cepler yanıyor.
Ülkemiz de ormanlarımız yanıyor.
Doğasıyla, canlısıyla, cansızıyla her yer yangın yeri.
Geri kalmışlıktan gelişmekte olana ve de en gelişmişine varana dek aynı tas aynı hamam durumundayız.
Bu krizleri ülke halkı olarak birlikte aşmalıyız.
Tüm olumsuzlukların elbet bir sonucu vardır. Olmalıdır da.
Herkes kendi alanın da yapılması gereken görevleri yaparsa, üzerine düşen görevi yerine getirirse,
Binlerce sorun ve olumsuzluk yumağı da bir bir çözümlenir.
Yeter ki top döndürülmeye çalışılıp, zaman kaybettirilmesin.
En başta siyasiler kendi içlerinde düzelsinler.
Ardı sıra birlik odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, iş adamlarımız,
Velhasıl;
Bil cümle, herkes.
Top yekün taşın altına, hepimiz bilinçlice eline koymalıdır.
Yaşamın her alanında ki krizler, birlik beraberlik anlayışıyla aşılmış olur.
Kendisi ile barışık, toplumu ile barışık, kültür ve değerleriyle barışık, mutlu ve huzurlu olmasını düşünen, bir idare sistemimiz bize rahatlatamaz mı?
Delalet üzerine değil, sevgi üzerine kurulu bir toplum düzenimiz olması gerekmiyor mu?
Hırsıza, uğursuza devlet malına yağmalatanlara, milletin A… na koyanlara ses çıkarmayanlar, sadece muhalif diye yuhalatılıyor.
Böyle mi? Olması gerekiyor.
Eyyy… Halkım.
Kim kime bağırıyor.
İktidara mı? Yoksa Muhalefete mi?
Kim idare ediyorsa o idare edenin öz eleştirisi yapılmayacak mı?
Bu manzara ülkemizde ahlak erezyonunun ne kadar kötüye gittiğinin bir işareti değil mi?
Doğru yapalım. Doğru düşünelim. Doğru uygulayalım.
Bu vesile ile tüm milletimizin Ramazan Bayramını en içten duygularımla kutluyorum.
Esen kalınız efendim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.