3 yaşında ağlamaya başladı... Teşhis konulamıyor

Gaziantep’te 6 yıldır hastalığının teşhisi konulamayan 9 yaşındaki Öznur Aktaş, saatlerce süren ataklar geçiriyor. Kasılmalarda büyük acı çeken küçük kız, oksijen ve ilaçlarını alana kadar feryat ediyor.

3 yaşında ağlamaya başladı... Teşhis konulamıyor

Gaziantep’te 6 yıldır hastalığının teşhisi konulamayan 9 yaşındaki Öznur Aktaş, saatlerce süren ataklar geçiriyor. Kasılmalarda büyük acı çeken küçük kız, oksijen ve ilaçlarını alana kadar feryat ediyor.

15 Eylül 2018 Cumartesi 11:24
3 yaşında ağlamaya başladı... Teşhis konulamıyor

Gaziantep'in Şahinbey ilçesinin Cengiz Topel Mahallesi'nde yaşayan Veysel ve Ümmü Gülsüm Aktaş çiftinin 9 yıl önce dünyaya gelen kızları Öznur Aktaş, 3 yaşına girdiğinde feryat ve ağlamalarla başlayan nöbetler nedeniyle hastane kapılarını aşındırmaya başladı. Türkiye'nin birçok ilindeki devlet ve özel hastanelere başvurmalarına rağmen 6 yıllık süreçte hastalığına kesin bir teşhis konulamadı. Her geçen gün acısı ve ağrıları artan küçük Öznur saatler süren kasılmalar yaşamaya başladı. Kasılmalar sırasında kimi zaman feryat edip, ağlayan küçük kızın kimi zaman ise elleri ve ayakları kilitleniyor.
Kriz anlarında kızının yaşadığı acı nedeniyle büyük üzüntü duyan ailesi, çocuklarını doktor doktor gezdirmelerine rağmen kesin bir teşhis konulamadı. Kriz anında beyin sinirlerini güçlendiren bir ilaç ve oksijen verilerek normale dönebilen küçük kıza teşhis konulamaması nedeniyle de tedavisine başlanamıyor.

CUMHURBAŞKANINDAN YARDIM İSTEDİ

İlaçlarla geçici olarak rahatlayan Öznur Aktaş, hastalığının teşhis ve tedavi edilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istedi. Küçük kız, "Kasılmalarımda çok acı çekiyorum. Artık iyileşmek istiyorum. Okula sürekli gidemiyorum hastalandığım zaman gidemiyorum. Cumhurbaşkanım ne olur beni iyileştirin” dedi.

Yaklaşık 6 yıldır isimini bile bilemediği hastalık ile boğuşan Öznur Aktaş, 4 yıldır gittiği okulda karne sevinci bile yaşayamadı. Küçük kız, arkadaşları sınıflarda ders işleyip okul bahçelerinde oynarken kendisinin ise büyük acı çektiği hastalıktan kurtulma ümidiyle hastanelerde günlerce tedavi gördüğünü kaydetti. Çoğu zaman okula gidemediğini anlatan Öznur'un karnesi ise ailesi ve yakınları tarafından alındığını kaydetti.

Anne Aktaş ise karne sevinci yaşayamayan kızının bayramların tadını bile çıkaramadığını ifade etti. Kızının hastanelerde yatmaktan bıktığını vurgulayan Aktaş, "6 yıldır kızımın bu hastalığı ile uğraşıyoruz. Bir türlü tedavisi bulunamadı. Ben artık bir tedavisinin bulunmasını istiyorum. 4. sınıfa geçti. Ben sadece kızımın tedavi edilmesini istiyorum. Çocuğum artık rahat etsin bir tedavisi bulunsun istiyorum. Artık çocuğumda kaldıramıyor. Hastanede yatmaktan usandı artık. Çocukluğunu yaşayamadı. Kızım ne bayram gördü ne de doğru düzgün okuluna gidebiliyor. Allah rızası için bir doktor el atsın ve tedavi edilsin başka bir şey istemiyorum” şeklinde konuştu.

"KASILMALAR BAŞLAYINCA DURMUYOR"

Acılı baba Veysel Aktaş ise kızının geçirdiği atak ve kasılmaların ilacı verilmezse saatlerce durmadığını anlatarak, "Bu bir epilepsi rahatsızlığı değil. Epilepsi olanların kasılmaları 3-4 saniye sürüyor sonra geçiyor. Ama kızımın bir ilacı var o vurulmadığı sürece bu kasılmalar saatlerce sürüyor. Ve bu ilaca bağımlı hale geliyor. Kasılmalar başlayınca durmuyor. Biz 20 günde bir hastanelerdeyiz. Bundan dolayı bir iş yapamıyorum. Girdiğim işler özel sektör oluyor. Kızım hastalandığı zaman mecburen yanında bulunmak zorundayım. Özel sektör uzun süreli izinleri kabul etmiyor. Kızımda kasılmaları olduğu zaman en az 3-4 gün hastanede kalıyor. Atakları ne zaman durursa o zaman eve getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

"HASTANELERDE TAHLİLLER TEMİZ ÇIKIYOR"

Kızını götürdüğü her hastanede tahlillerin temiz çıktığını fakat kızının rahatsızlığının geçmediğini belirten baba, doktorlarında durum karşısında şaşırdıklarını ifade etti. Baba Aktaş, "Ben kendi imkanlarım ile Türkiye’deki birçok hastaneye defalarca götürdüm. Bütün hastanelerde tahlilleri temiz çıkıyor. Ne yaptılarsa bir türlü bunun teşhisi bulunamadı. Bunun teşhisinin bulunması birazda imkan meselesi. Benim götürecek imkanım kalmadı" diye konuştu.

EVİNİ, ARABASINI SATTI... İŞSİZ KALDI

Kızının hastalığını Türkiye’de birçok hekimin incelediğini anlatan acılı baba, gitmedik hastane, çalmadık kapı bırakmadı. 14 yıllık evli ve 2 çocuk babası olan Veysel Aktaş, kızının hastalığının teşhis ve tedavisi için arsa ve arabasını sattığını yine de kesin teşhis konulamadığını ifade etti. Kızının hastalığını Türkiye’de birçok hekimin incelediğini anlatan acılı baba, gitmedik hastane, çalmadık kapı bırakmadı. Kızının hastalığı nedeniyle son olarak ise işini kaybeden baba Veysel Aktaş, uzatılacak yardım elini beklediğini belirterek, "Köyde biraz arazim vardı onu sattım. Neyim var neyim yok hepsini sattım. Kendi imkanlarım çerçevesinde kızım için satıp tedavi ettirmeye çalıştım” dedi.

DOKTORLAR DA ÇARESİZ KALDI

Kızının gözleri önünde eridiğini söyleyen baba, hastalığın teşhisi konusunda doktorların da çaresiz kaldığını kaydetti. Acılı baba, "Kızım şiddetli kasılmalara gidiyor ama elimizde bir kanıt yok bir teşhisi yok. Bir çok doktor bir anlam veremiyor. Doktorlarda çaresiz kaldı" şeklinde konuştu.

MUTLULUK HORMONU EKSİKLİĞİ İDDİASI

Baba Veysel Aktaş, kızını götürdüğü doktorlardan birinin hastalıkla ilgili tahminde bulunduğunu kaydederek, hastalığın mutluluk hormonu olarak bilinen dopamin eksikliğinden kaynaklanmış olabileceğini söylediğini dile getirdi. Bazı farklı belirtileri nedeniyle kızına bu teşhisi de konulamadığını vurgulayan Aktaş, "Onlarca doktora götürdük bunlardan birisi sadece dopamin eksikliği var dedi. Diğer doktorlar bir anlam veremediler" şeklinde konuştu.
Konuyla ilgili uzmanlaşan doktorlara de seslenen küçük kız ve ailesi, henüz teşhisi konulamayan hastalıkla ilgili doktorlardan kendileri için umutlu bir haber verilmesini istiyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.