Gidiyoruz gündüz gece.
Uzun ince bir yolda.
Nereye gittiğimizin farkında mıyız acaba?
Git… git… Yol bitmiyor. Mutluluk huzur bir türlü gelmiyor.
Yolun sonu. Mutlu mu? Mutsuz mu? Bitecek bilemiyoruz.
… ve halk olarak bir türlü de karar veremiyoruz.
Biz Türk Milleti olarak çok duygusal bir millet değil miyiz?
Evimize gelen konuklarımıza yer veren, ikram eden, saygı gösteren bir toplum değil miyiz?
Maşallah konuklarımız da gelmeye devam ediyor.
Doksanlı yıllarda Balkan ülkelerinden,
İki Binli yıların başında Irak tan, Afganistan dan,
Şimdi de Suriye den sürekli konuklarımız akın akın ülkemize geliyor.
Bu gelen konuklarımıza şimdi de T.C unvanı, vatandaşlık verilmeye çalışılıyor.
Bizim ülke insanımız sanki tok, huzurlu, mutludur da, konuklarımıza vatandaşlık unvanı vermeye çalışıyoruz.
Ne için çalışıyoruz sorusuna sorduğumuz da, ne düşünüyoruz?
Oy için çalışılıyor dersek yalan mı? Söylemiş oluyoruz.
Şunu biliyoruz ki; Evimize gelen konuklarımıza, yer verilir de, ikram edilir de, saygı gösterilir de.
Evimizin tapusu verilmez.
Kendi ülkesin de savaştan kaçan insanların, ülkemiz de T.C Vatandaşlık unvanı verildikten sonra Türkiye mize ne yararları olacak, farkında mıyız?
Bu insanlar şimdi olduğu gibi, bayram tatillerin de ülkelerine gidecek, diğer günler de Türkiye de olacaklar.
Yerleşmesine yerleşsinler de,
Vergi ödeyecekler mi?
Askere gidip vatana bekleyecekler mi?
Bu vatan için şehit olabilecekler mi?
Yoksa;
Bugün olduğu gibi yine vatanlarından kaçacaklar mı?
Bunlara yerine getirmezlerse, bu insanlar oy deposu için kullanılıyorlar deriz.
Kontrolsüz olarak Türkiye ye gelen bu insanların arasın da, hırsız, gaspçı, terörist, kadın satıcısı, uyuşturucu satıcısı, sapık, katil, her cins insan var.
Bu tür insanlar Türkiye nin kaderini tayin edecekler, öyle mi?
Bakınız bu insanların zenginlerini, aydınlarını, eğitimlilerini Avrupa aldı.
Bize ne mi? Kaldı.
İşte şimdi ülkemize dağılan Üç Milyon insan kaldı.
Biz Türk Milleti olarak konuk sever bir ulusuz öyle mi?
Biz Millet olarak;
Vergilerimize öderiz,
Askerlik yaparız,
Hatta vatanımız için şehit oluruz,
Ülkemizde ki işsizler ordusunu çoğaltırız.
Sonuçta, konuklarımız rahat etsin, huzurlu yaşasın, fakat beleş yaşasın diye. Öyle mi?
Bugün ülkemiz de;
Her gün bombalar,
Her gün kan,
Her gün şehit,
Her gün gözyaşı,
Ülkem kan ağlıyor.
Teröre, teröriste, terörü, bitiremiyor.
Hatta;
Destekleyenler de var.
Unutmayın ki; Terör üzerinden siyaset yapan, tüm kişilere,
Lanetlemeyip te kime lanetleyeceğiz.
Eyyy… Milletim. Eyyy… Halkım.
Zor yola, kolay insanlarla çıkarsan,
Yolu da satar. Yolcuya da satar.
Konuklarımıza asla yaralarımıza göstermeyiniz.
Seni vurmak istediklerinde, ilk oradan vururlar.
Bunu da unutmayalım.
İşte bunu için gidiyoruz gündüz gece.
Bir eğitimci olarak diyorum ki;
Baba oğluna demiş; Ayağına koyduğun yere dikkat et oğlum.
Çocuk babasına yanıt vermiş; Sen dikkat et baba. Demiş.
Ben senin adımlarına izliyorum da…
İşte bu kadar.
Nasıl huzurdan ve barıştan bahsediliyor. Anlayana aşk olsun.
Esen kalınız efendim.






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.