Yazılarımda mümkün olduğu kadar siyasi gözlüğümü bir kenara bırakarak tarafsız gözlemlere dayalı, vatandaşın nabzını yansıtan, yeri geldiğinde bilimsel ve objektif analizler içeren görüşlerimi yansıtmaya çalışıyorum. Bir siyasi hareketin, görüşün ya da partinin lehinde veya aleyhinde olmamaya özen gösteriyorum. Futbol tabiriyle, iyi hakemlere söylendiği gibi gördüğümü çalıyorum, ya da yazıyorum.
Muhalefetteki dostlar çok yumuşak yazıyorsun, eleştirmiyorsun diye sitem ediyorlar. İktidardaki ya da onlara yakın olanlar ise tam tersine hep eleştiriyorsun diyorlar. Şunu gönül rahatlığı ile ifade edebilirim ki ben kimseyi memnun etmek ya da hoşnutsuz bırakmak için yazmıyorum, gördüğümü hissettiğimi yazıyorum.
Uzun bir bayram tatili sonrası klavyenin başına geçip ne yazacağımı düşünürken, iktidara yakın bir dostum aradı. Bayram tebrikinde bulunduktan sonra, hep olumsuz şeyler yazıyorsun dedi ve "bak artık terörün beli kırıldı" ifadesini hatırlatarak, biraz da olumlu şeyler yazmamı telkin etti. Acaba haklı mı? Diye düşündüm, geçmiş yazılarımı gözden geçirdim, basın büromuzun gönderdiği birikmiş haber özetlerini inceledim. Bel kırılması sözüne de biraz takılmadım desem yanlış olur.
Hatırlarsanız Merkez Bankası Başkanı Sayın Erdem Başçı "Doların belini kıracağız" diye bir söz etmişti, ben de bu sütunlardan onu ekonomi sözlüğünde olmayan cümlelerle ekonomi yönetilmez diye eleştirmiştim. Zaman beni haklı çıkardı, Aralık 2013 de yazdığım "Büyük Lokma Ye Büyük Laf Etme" başlıklı yazımda, dolar kurunu 1.85 TL'nin altına indireceğini iddia edenlerin 2.09'a çıkardıklarını söyleyerek doların belinin kırılması şöyle dursun, TL'nin haşat olduğunu yazmıştım. Bugün dolar 3.05 TL, Avro 3.40 TL. Birbuçuk yılda %50'lik bir kur artışı, buna ekonomi dayanır mı? Ya enflasyon rakamları sabunlanıp servis ediliyor ya da ortada bir hesap hatası var. Çarşı pazardaki fiyatlara bakarsanız bu açık, seçik görülüyor, domates, biber, patlıcandaki yaz bereketi de ortadan kalkınca daha da ağır hissedeceğiz fiyat artışlarını.
Allah var Sayın Başçı, dolardaki tırmanışın tehlikesini sezerek sonradan akılcı politikalar ortaya koymaya başladı, Sayın Babacan'ın ve Maliye Bakanının da desteğini aldı ama birileri onun da elini kolunu bağladılar. Maalesef bugün 3 TL üzerini gördük ve halen daha stabil olamadı.
Terörün belini kırdık sözünü duyunca, hemen doların belini kırdık sözünü hatırladım ve bir "eyvah" çektim içimden. Yanılmış olmayı temenni ederdim, ama bu sözün söylendiği dakikalarda bültenlere yine acı şehit haberleri düşüyordu. Rütbeli, rütbesiz, asker, polis, korucu, sivil fark etmiyor onlarca acı haber bültenlere düşüyor. İktidar yalakası sözcüler, kalemşörler öldürülen ya da etkisiz hale getirilen teröristlerin sayılarını yayınlayarak adeta yarış ediyorlar. Vatan evlatlarını hayatlarının baharında toprağa verdikten sonra bu sayılar, on, yüz, bin olsa ne fark eder?
Başçı'nın elini kolunu bağlayan anlayış, askerin de elini kolunu bağlamadı mı? Terörist başı ile pazarlıklar edilmedi mi? Dolmabahçe'de el ele, kol kola, pozlar verilmedi mi? Habur görüntüleri hala hafızalardadır. Bayrağımızı gönderden indirenlere, üstelik askeri sahada, müdahale edilmemesi talimatlı mıdır? Askere operasyon izni zamanında niçin verilmemiştir, niçin hoşgörü gösterilmiştir? Analar elan ağlamaya devam ediyor, şehit anaları, babaları isyanda, ama sorumlular onlarca şehidimizin olduğu gün şehit evladıyla maçta şov peşinde. Terörün belini kırdık öyle mi? Peki bu analar niye ağlıyor, daha dün Kulamıza ateş düştü, öncesinde Salihli'yi, Turgutlu'yu yakmamış mıydı bu ateş? Bayram bile dinlemedi bu kanlı eller, okullara, ilkokullara bile indi. Devlet yolları yolgeçen hanı, kanlı mihraklar dilediği gibi döşüyor mayını. Terörün beli kırıldı diyoruz ama seçim güvenliği yok diye sandık yeri değiştiriyoruz.
Elbette bu terör belasının beli de kırılacaktır, kökü de kazınacaktır ama önce kafaların değişmesi gerekir, anlayışların, üslupların, zihniyetlerin değişmesi gerekir, bölücü söylemlerin sonlanması gerekir. Barış için, kardeşlik için, huzur için, refah için güvenlik için herkesin bir kez daha düşünmesi lazımdır. "Terör ya bitecek, ya bitecek" zihniyeti, kararlılığı lazımdır. O zihniyet 13 yıldır parlamento dışındadır, aramıyor musunuz?
Arıyorsanız bunu gösterin o zihniyet 1 Kasımdan sonra sahalarda olacaktır. Ya olacaktır, ya da olacaktır. Mutlu günler, huzur, barış dolu günler dilerim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.