Türkiye'm, canım memleketim ve çok uzun yıllardır, terör tehdidi altında değil, terör ile iç içe yaşamak zorunda bırakılan, cefakar, fedakar, devletine saygılı aziz milletim, Türk Milleti.
Savaşların en ahlaksızı, bütün akıl sahiplerinin üzerinde akıl birliği yaptıkları terör. Türk Milletinin 1000 yıldır hükümran olduğu kutsal vatan topraklarından sökülüp atılması için tehdit unsurunun taşeron örgütleri vasıtası ile uyguladığı politik şiddet ile uzun yıllardır iç içe yaşıyoruz. Öylesine yaşıyoruz ki, ateşin düştüğü yeri yakmasının dışında sanki alıştık, alıştırıldık ve de daha çok alıştırılmaya ve veya sabır taşının çatladığı anda bir iç savaşa doğru adım adım sürükleme çabası ayan beyan gözükmekte.
Milattan Önce 700 yıllarında ilk defa ortaya çıkan politik şiddet, yüzyıllar içerisinde bir çok ülkede zaman zaman ortaya çıkmış ve giderek gelişerek örgütlü, eğitimli, kullananın siyasi amacına hizmet odaklı katiller sürüsü değişik ideolojik kimlikler ile günümüzde dünya da hemen hemen her toplumu tehdit eder hale gelmiştir.
Türkiye de, güvenlik kuvvetleri, 1970 li yılların başından itibaren yıkıcı ve bölücü terör örgütleri ile mücadele etmiş ve etmektedir. Onlarca örgüt ortadan kaldırılmış, bir kaçı dışında hayatiyetini devam ettirebilen hemen hemen kalmamıştır. Türk Polis tarihi, verilen mücadelenin örnekleri ile doludur.
Ancak, zaman zaman yapılan başarılı çakışmaların ardından suskunluğa bürünen terör örgütleri bir süre sonra yeniden toparlanarak saldırılarını sürdürebilmektedirler.
İstanbul, zaman zaman yıkıcı bir iki örgütün saldırılarını yaşarken, organize suç ve terör örgütü pkk, ağırlığı güney doğuda olmak üzere silahlı saldırıları ile gündemdeki yerini koruyabilmektedir.
Başkent ANKARA DA,, VAN DA, ELAZIĞ DA, vuku bulan bombalı saldırılar nerede ise şiddetin amacı olan, toplumu sindirme, korkutma, yıldırma, en kötüsü, yüzlerce şehide rağmen kanıksama işlevini yerine getirmiştir.
Siyasi iktidarların, uzun yıllardır, terör ile sadece silahlı mücadele ile başarılı olunabileceği yolundaki ısrarları, sosyo ekonomik, sosyo kültürel ve politik mücadele eksiklikleri. af kanunları, örtülü aflar ve Çözüm süreci adı altındaki anlaşılamaz politikaları, terör örgütünün kentlerde yerleşip güçlenmesini sağlamış ve bu günkü noktada yüzlerce şehit, gazi, yaralı, harap şehirler, binlerce mağdur insan yaratmıştır.
Her terör eylemi sonrası, kınama mesajları, hamasi sözler ve bunlara rağmen yitirilen yüzlerce can. Terörden siyasi rant sağlamaya çalışan politikacılar, vadeden ve fakat yapamayanlar ile eleştiren ve fakat ne yapılması gerektiğini söylemeyen veya bilmedikleri için söyleyemeyenler.
Televizyon kanallarında etki ajanları ve onların karşısında birkaç, cesur, bilgili insanlar.
Zafiyet nerede? Neden engellenemiyor?
Türk Devleti ve emrindeki güvenlik güçleri, Hukuk Devleti ilkesinden hareketle ve hukukun üstünlüğü inancı ile terörle mücadele etmektedirler ve doğru olanda budur.
Ancak, yürürlükteki ve özellikle son yıllarda çıkan yasalar, İstihbarat birimlerinin takip ve gözetleme faaliyetlerini adeta kısıtlamakta, nerede ise suç işlendikten sonra yakalamayı öngörmektedir.
Tehdit Unsuru, şüphesiz, dış güçler ve içimizdeki piyonları, ya da, iç merkezli dış desteklidir.
Tehdit unsuru, tehdidi, marksist, bölücü, dinci fikirler ile maskelemiştir.
Tehdit unsurunun şu veya bu isimle üzerimize saldığı terör örgütleri; Politik, ve askeri mücadele esasına göre kurulurlar.
Politik yapı, işlevini:
Sivil toplum örgütleri, dernek, sendika, siyasi parti...
Medya, dergi, gazete, radyo, televizyon, sinema, tiyatro..
Askeri işlevini, silahlı birlikleri ile yürütür.
Her iki yapılanmanın da ciddi biçim de finans kaynağına ihtiyacı olduğu göz ardı edilmemelidir.
Finans kaynakları; her türlü mal ve insan kaçakçılığı, kara para aklama için kurulan şirketler, iş yerleri, himmet, bağış, zekat vs. adlar ile toplanan paralardır.
Tehdit unsurunun kullandığı bütün terör örgütlerinin siyasi yapılanmalarında görev alanların, öne çıkanların, entellektüel kimlikleri dikkate alınmalıdır.
Mücadele de en etkin güç güvenlik görevlileridir.
Güvenlik görevlileri, mücadele ettikleri tehdit unsurunun, fikri ve entellektüel yapısını, stratejisini, hareket tarzını iyi bilmeli, muhtemel hareketlerini tahmin edebilecek nitelikte olabilmelidir.
Güvenlik güçleri mensuplarının sıkça görev yerlerinin ve görev alanlarının değiştirilmesi suç ve suçluların, organize suç çetelerinin ve terör örgütlerinin hareket alanlarını adeta genişletmiştir.
İl Emniyet Müdürleri, İstihbarat ve terör ve Organize suçlarla mücadele birimlerin de yetişenler arasından seçilmeli, bu birimlerde çalışmakta iken görev yerleri değiştirilenler, asli görevlerine döndürülmeli, hizmet içi eğitimlerde bu konularda uzman kişilere görev verilmeli, mesleki liyakat ön plana alınmalıdır.
Ilımlı islam, Türk Müslümanlığı maskesi ile nerede ise toplumun büyük kesimini aldatabilen PDY/FETO Terör örgütüne karşı verilen mücadele doğrudur.
Bu gün, organize suç ve terör örgütü pkk nin güdümünde faaliyet gösteren onlarca televizyon, gazete, dergi ve sivil toplum kuruluşları, şirketler, siyasi partileri, milletvekiller hakkında yasal işlemler ivedilikle yapılmalı, bu örgütün maddi güç kaynakları kesilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, en iyi müdafaa taarruzdur. Yol aramaları, barikatlar ve beyanatlar ile terör ile mücadele edilmez.
Sosyo ekonomik, sosyo kültürel ve politik mücadelede tehdit unsurunun önüne geçmek ve harekat alanlarını elinden almak şarttır.
Terör İle Yaşamak Türk Milletinin kaderi değildir, olmamalıdır.
Selam ve Dua ile!..


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.