Tek adam olmak o kadar çok şey anlatır ki.
Anlatmakla, yazmakla, düşünmekle bitmez.
Anlatması, yazması kolay, uygulayabilmesi "BİR" o kadar zordur.
Uygulanmayan, tatbik edilmeyen bilginin, düşüncenin, fikrin gerçek yaşam da, hiçbir zaman yeri de olmaz, yararı da olmaz.
Bütün olabilmek, şayet bütünlük sağlanabilmişse, bütünlüğü, ne yel alır, ne de sel alır.
Bütünlük sağlanamamışsa boşuna kürek çeker dururuz.
Bu durum da biz halk olarak, millet olarak avutulur dururuz.
Öyle bir gün gelir ki; bütünleşemediğimiz zaman kardeş kardeşe tanımaz.

İnsanların birbirlerine karşı sevgi ve saygıyı unuttukları gibi.
Kin ve nefret tohumları alabildiğince kıvılcım olur gider.
İşte o zaman;
Kin ve nefret tohumları ülke üzerinde oynanmaya başlar.
Unutmamalıdır ki;
Toplumun temeli bireyler ve ailelerden oluşur.
Bireyler rahat ve huzurlu olursa, ülkemiz yapısı da sağlam ve değerli olur.
Bugün ülkemiz de;
Sahte tebessümlerle donatılmış yüzlere, gülen yüzlere, çok mu masum sanıyorsunuz?
Biz halk olarak, biz millet olarak sahte tebessümlere gülerek karşılık verdikçe, toplumun için de sahte gülücüklere karşı kürek çektiğimizin acaba ne kadar farkındayız?
Hemen hızlıca bilgi edindim, bilinçlendim, aydınlandım diyerek, aydınlanmadan analiz etmeden, tecrübe edinmeden "BEN" doğruyu buldum cabası bugün toplumumuz da almış başına gidiyor.
Hal bu ki; Sağlam temellere dayanmayan, bu yaşam tarzı, en küçük bir rüzgarla bile yıkılmaya mahkum kalır.
Bazen sistem doğru, uygulama yanlış olursa sonuca varılamaz.
Bazen de sistem yanlış, uygulama doğru olur, yine sonuca gidilemez.
Sonuca gitmek için hem doğru yoldan, hem de doğru yöntemle gitmek gerekir diyorum.
Bugün ülkemiz de; başarısızlıkla sonuçlanan birçok faaliyetin temel sonucu da bu değil midir?
Güç birliği yapılarak, bir faaliyet yapılacaksa gerekli düzenlemeler yapılarak sonuca gidilmeli. Ülkemiz için en doğruyu bulmalı, halkımızın yararına kullanmalıdır.
Eyyy… Zübeyde Ana…
Sen bir evlat yetiştirdin ama, o evlat küllerinden doğan bir millet yeşertti.
Eyyy… Halkım. Eyyy… Milletim…
Gelecek korkusu yaşayan toplumlar geçmişine sarılır.
Gelecek korkusu yaşamayan topluluklar da,
Geçmişini kuşanıp, geleceğe emin adımlarla YÜRÜR.
Bu gün ülkemiz de;
Yalancının, hırsızlığın, kahpeliğin okulu yok.
Ama neden se mezunu çok. Diyorum.
Mustafa KEMAL' in ve silah arkadaşlarının kurduğu bu güzelim ülkemiz de, Cumhuriyetin ilan edildiği ilk on beş yılda, dünya tarihinde görülmeyen devrimlere imza atılmıştı.
Türkiye modern çağdaş demokratik bir ülke haline getirilmeye çalışılmıştı.
Şimdi ise son on beş yıl içinde, kazanılan miraslar yenildi. Satıldı. Har vurup harman halinde savruldu.
Tüm milli değerlerimiz, yabancılara peşkeş çekildi.
Satılmadık bir milli değerimiz kalmadı.
Oysa ki;
Biz yurt diye ANADOLU' yu,
Yolumuz diye CUMHURİYETİ,
Onurumuz diye laik demokratik BAĞIMSIZLIĞI,
Önderimiz diye de ATATÜRK' ü seçmiştik.
Eyyy… Halkım, Eyyy… Milletim.
Huzur istiyorsan dürüst olacaksın.
Çünkü yalan söyleyenler, sorumsuz davrananlar seni daima DİKEN ÜSTÜNDE YAŞATACAKTIR.
Yaşatmaya da devam edecektir.
Esen kalınız efendim.









Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.