İnsanlar sosyal dediğimiz bir çevrede insanca yaşamak isterler.
Bu da insanlar da sorumluluk duygusunu ön plana çıkarmak demektir.
Toplumumuzda belli zamanlarda bazı kişiler öyle özveri de bulunurlar ki;
Bunun için toplumun diğer bireyleri de rahat yaşayabilsinler.
Toplum da birileri geminin dümenine rotasında doğru çekmedikçe, geminin ilerleme şansının olmadığını bilmeliyiz.
Nasıl bir tren marşandizi vagonları rayların üzerinde çekerken çekim gücünü kullanıyorsa,
Ülkemizin gelecek gerçeği de buna benzemez mi?
Azınlık ve kapitalist Amerikancı kesimin çektiği kürek, çoğunluğun sefa sürmesi anlamında değil, cefa sürmesi anlamına gelmekte bugünler de.
Bu halde toplumumuz da kimsenin, mutlu, huzurlu refah yaşama olma olasılığı kalmamakta.
Bu yıllarda, ülkemiz sırtında yumurta küfesi taşımakta dersek yanlış mı? Söylemiş oluruz.
Halkımız eziyet, çile için de, cefakar bir şekilde yaşamakta.
Yaşamakta da nereye nasıl gideceğinin farkında bile olamamakta.
Ülkemizi yönetenler hep ben olayım diye diye; biz olmaya unutmuşlar.
Ekranlarda şaşalı görüntüler, şaşalı reklam rezidansları, şaşalı açılışlar boy boy gösteriliyor.
Yürü be kulum. Yürü. Sonuna kadar yürü.
Adaletin kulları yürü. Cenab ı hakkın kulları yürü.
Sizlerde inanmaya devam edin. Olmaz mı?
Unutmamalıdır ki; yeni nesillerimize aktara bileceğimiz en önemli özelliklerden biri de SORUMLULUK.
Sorumlu olmak. Mesuliyetli olmak demektir.
Mesuliyet insanlarda olması gereken miras demektir.
Aksi halde her geçen gün nesli tükendiği düşüncesi bile, tükenmekte olan SORUMLULUK duygusu gün gelecek üç beş heceden oluşan bir sözcükten ibaret kalacaktır.
Sonuçta herkesin karşıdan beklediği, nasıl olsa birileri yapar diye düşündüğü, fakat hiç kimsenin hiçbir şey yapmadığı bir ortam da yaşar duruma getirildik.
Tam da düşmanlarımızın istediği gibi, kalenin içten fethedildiği topla tüfekle teslim almaya gerek kalmayan bir toplum yapımız ortaya çıktı.
Eyyy halkım…
Bugünün haberini dünden, yarınların haberi de bu günden gelir.
Nasıl bir gelecek olmalı dediğimiz zaman en güzel yanıt BUGÜNDÜR.
İyi misin diye somak lazım.
Kime?
Halkımıza. Milletimize.
Arpa ekenin buğday hasat etmediği gibi, bu gün de hangi tohuma toprağa ekiyorsan,
İnsan da, halkta, millette geleceğin de onu hasat edecektir.
Lakin geçen zamanımız değerlendirilmediği sürece, verimli yağmurlar boşa akıp gidecektir.
Tabi ki yağmurdan önce tohumları toprakla buluşturamazsak ne hasat alacağımızı da bilmeliyiz.
Aksi halde yarınlara bedeli ağır yükleri, sırtımız da miras olarak bırakmış oluruz.
Bu da birçok kişilerin, halkımızın hayatının kararması anlamına gelmektedir.
Henüz doğmamış olanlar, daha şimdiden ağır bedellerle karşı karşıya maruz kalanların hayatları yaşam değildir.
Sorumluluk demek;
Bilgin ve azmin varsa seni diğerlerinden güçlü kılan, hedefin varsa önünde, ardındakilere ışık tutan
Güven vermek varsa cesaretinle, tek bayrak altında sımsıkı vatanın her köşesinde birlik olabilmektir.
Milletime şunu söylemek istiyorum,
Tilkiye tavuk kümesine müdür yapmak istemişler.
Maaş ne istersin demişler.
Tilki" Gülmekten konuşamıyorum" demiş.
Ne verirseniz razıyım.
Kıssadan hisse olsun derim.
İşte eyyy… halkım çıkaracağımız ders. Bu olsa gerek.
Yoksa sorumsuzluk çıkar öyle değil mi?
Esen kalınız efendim.





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.