Geçenlerde 2.nci ölüm yıldönümünde andığımız Süleyman Demirel'in

meşhur "mektup"fıkrasına gönderme yapalım.Hem siyaset kurdu,

hem de devlet büyüğümüze rahmet ve merhamet kapıları açık olsun!

   ***

  Padişah tarafından vezir-i azam'lığa atanan zata,selefi koltuğunu

devrederken,üç tane kapalı zarf verir.

  Ve,"başın sıkıştıkça teker teker açar okursun"der.

  Uzunca bir  süre sonra işler aksayınca,ilk zarfı açar,vezir-i azam.

  Zarfta,"düşmanlarını,rakiplerini ve geçmiş yöneticileri kötüle,suçu

onların üzerine at"yazıyor.

  Vezir-Azam başlamış eski halefini,rakiplerini,geçmiştekileri kötülemeye.

Demedik lafı bırakmamış,eski idare için.

  Böylece vaziyeti kurtarmış,anlayacağınız gibi.

  Belirli bir zaman daha geçmiş,işler daha da vahim hale geliyor,

dayanamamış ikinci zarfı da açmış.

  Yazıda,"yanındakileri kötüle,suçu onlara at!"yazıyor.

  Denileni yapmış,sıkıntısını savuşturmuş.

  Aradan çok geçmeden ülkenin her yerinde homurtular artınca,

başvezir üçüncü mektubu da açmış.

  Çıkan yazı şu:

  "Üç mektupta sen yaz"!

   ***

         BİRİNCİ MEKTUP

  C.başkanı A.Necdet Sezer tarafından görevlendirilen Başbakan R.T.E

14 mart 2003'te göreve başladı.59.hükumet,tek başına iktidar..

  Dakka bir,gol bir..

  Mecliste kabul edilen kanunların tamamı Çankaya'dan veto yemekte.

  Atanan üst düzey bürokratlara da C.başkanı Sezer'den yine veto..

  Yetmedi,yüksek yargı.Tehditler..

  Yetmedi,üst komuta kademesinden mırıltılar.

  Yetmedi,iktidar-devlet arasında sıkışıp kalan yüksek bürokrasi.

  İktidar var,muktedir,hak getire..

  Ve de patlayan,parlayan laz yapısı..

  Daha kontak yeni çevrilmiş,marşa basılmış,araba çalışmış,motor

yeni yeni ısınıyor.Lakin vitesler karışıyor ve araba hareket edemiyor.

   ***

  İlk mektup açılıyor.Ve taze başbakan gürlüyor.

 "Vesayet odakları işbaşında"!

  "Bizim iktidarımız geçmişin üçlü koalisyonlarına benzemez!İktidarımızı

bu odaklara,onlar gibi yem yaptırmayacağız"..

  Halktan sesler:"Bravo aslanım!Yürü!Arkandayız...

  Yağmur başlıyor..Tabi şarkısı da..

"Beraber ıslandık,yağan yağmurda"!

   ***

     İKİNCİ MEKTUP

  Hepinizin bildiği,17-25 aralık 2013 süreci ile başlayan ve patlayan

"siyaset bombası" parça tesirli olduğu için,başta siyaset kurumları

olmak üzere her etkili ve yetkili devlet kurumlarında ciddi hasarlar

meydana getirdi.

  En son darbeyi de,"FETÖ" indirdi..

  Ayakkabı kutuları,kol saatleri,itiraf gibi kokuşmuş iddialar...Vs..

   ***

  Sonra ikinci mektup açıldı.

  (Başkan-Başbakan-C.reisimiz)R.T.E vatandaşının karşısında "ikinci

mektubun" içeriğine uygun görüş bildirdi:

  "Arkadaşlarım ve partililerim tarafından yalnız bırakıldım"!

  "Maalesef bu FETÖ örgütü altımızı oyarken,çalışma ve mesai

arkadaşlarım resmen uyumuşlar"!

   ***

             REİS FARKINDA MI ACABA?

  İnsan çok uzun yıllar siyaset ile haşır neşir olunca ister istemez

sağduyulu düşünmeye başlıyor.

  Hindi gibi olmasak da,bizde biraz düşündük..

   ***

  Politikanın üzerinde kitlelerin etkisi inanılmaz büyüktür.

  Başlangıçta vatandaş-iktidar arasındaki,umuda ve ümide dayalı

karşılıklı güven duygusu,zaman içinde etkisini yitirir ise,bir anda

toplumsal algılama da iki sonuç ortaya çıkar.

  Birincisi "Stockholm sendromu"denilen rehin alınan(halk) ve rehin

alan(iktidar)arasındaki tuhaf,değişken ve kararsız duygusal bağ

oluşur.Kimin kime ne zaman,nasıl bir kazık atacağını hiç kimseler

hesaplayamaz.

  İkincisi de "kelebek etkisi"ile ne tür felaketin karşı tarafı

beklediğinin belli olmaması..

  Mesela 6 haziran genel seçim sonuçları ile son referandum gibi.

  17-25 aralık gibi..15 temmuz gibi.Tuhaf durumlar..

   ***

            ÜÇÜNCÜ(SON)MEKTUP

  Yapılan,bitirilen dev projeler.

  Yapısal reformlar..

  Lakin hiçbirisi üç günden sonra ülke insanının dikkatini çekmiyor.

  Beyinler yorgun.İçsel hayatlar bezgin.Ruhlar solgun.Gelecek

karamsar.Umutlar hasta..

  Sebep?

   ***

  Çok basit...

  Diktatörlük ve tek adamlık rejimleri haricinde uygar dünyanın siyasi

kriterlerine göre hareket eden ülkelerin vatandaşları,"yenileşme"

taraftarıdır.Yönetilme konusunda zaman sınırı önemli.Yoksa seven

bile gün gelir liderinden bıkar!

  Toplumun dinamik yapısı ve heyecanını diri tutmak için mutlaka

alternatif görüş ve lider arayışları bitmez.

  İşte ABD..İşte Fransa..

   ***

  Ya Libya?Mısır?Suriye?Irak?

  20-30 yıllık başkanlar..

  Sonuç?

  Hüsran!

   ***

  Birleşik krallık?

  Demir leydi Margaret Thatcher ve 15 yıl. parti başkanı,11 yıl başbakan.

İkiye katlanan ekonomisi ve İngiltere..

  Sonuç?

  Güle güle Thatcher!

   ***

  Ya Türkiye?

  Mesela İsmet İnönü?12 yıl c.başkanı.

  Güle güle İnönü!

   ***

  Ülke yönetimi konusunda halkın gözünden sebep-sonuç ilişkisini çözmek,

o kadar kolay değildir.

  "Nerede yanlış yapıyoruz"veya "bundan sonra ne yapmalıyız" sorusunu

kendisine sorabilen bir iktidarın  geldiği nokta zaten başarının zirvesidir.

  Lakin zirvelere çıkan,aşağıya inmeyi de kabullenmelidir.

   ***

  Muhalif yapının "acizliğini"koz gibi kullanmak,bir süre sonra kullananın

başına dert olur.Bumerang etkisi yapar.

   ***

  2019 yılı baharına yaklaşık iki yıl var.Uzun görünen kısa zaman dilimi.

  "Üçüncü mektup" zamanı hızla yaklaşıyor..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.