Siyasette kullanılan üslubun, her geçen gün daha da sertleşerek, şahsileşerek, yapılan hizmetlerin üzerini örterek ve ''görevleri elbette yapacaklar, milletin parasını sokağa döküyorlar, birilerini zengin ediyorlar'' gibi sözlerle nerede ise kötülemeye vardırıldığını esefle müşahede ediyoruz.

Türkiye ye yönelik, tehdidin; silahlı saldırı, anarşi ve ekonomik ambargolar ile diplomasi alanında da, yok sayma, küçümseme ve yıkıcı tenkitler ile temelinde ki Haçlı Ruhu ile dozunu arttırarak sürdüğünü göremiyoruz.

Görmemenin ötesin de, muhalefetin, tehdidi iç siyaset hesapları ile düşüncesizce kullandığıda ayrı bir gerçek,

SİYASETTE KULLANILAN USLUBUN , referandum öncesi ve sonrası değerlendirmesini yapan Manisa Milletvekili, Sayın Doç. Dr. Selçuk Özdağ, ''DÜNÜN SİYASETİ NİÇİN KAYBETTİ BUGÜN NE YAPILMALI '' başlıklı yazıların da şöyle ifade ediyorlar:

''Siyasette kullanılan üslup uygulanan politikalar kadar önemlidir. Hatta bazen üslup tatbikatın önüne geçer.

İnsanlar oy verirken icraattan çok söze bakarlar. Kullanılan dil toplumu kuşatıyor,gönül tellerine dokunuyorsa rahatlıkla karşılık bulur.

Yoğun propagandaların yapıldığı bir referandum dönemi geçirdik. Zaman zaman -ayrıştırıcı, ötekileştirici- bir siyaset dili öne çıktı. Bunun korkuları nasıl tetiklediğini, vehimleri nasıl beslediğini anlatmaya gerek yok. Referandumda ortaya çıkan sonucun biraz da bu bağlamdan değerlendirilmesinde fayda var. Siyaset korkuları izale etmek için yapılır, korku salmak, sindirmek, insanların yaşam alanlarını daraltmak için değil.

Özellikle ilk defa oy kullanan gençlerin büyük ekseriyetle Hayır'a yönelmelerinin arkasında bu korkular ve işsizlik sorunu yatıyor. Her iki problemi çözmek iktidar olmanın gereğidir. Gençlerin faklı politikalara yönelmeleri zamanın aleyhe işlemesi demek.

Türkiye kavga siyasetlerinden çok çekti. Toplumsal talepler baskılarla, dayatmalarla susturuldu. Uzun yıllar iktidarların tek kulağı oldu, onunla da sadece toplumun bir kesimini dinlediler. Toplumun diğer kesimlerine sağır kaldılar. Bu da zamanla bir dip dalgaya dönüşüp AK partiyi iktidara getirdi. Bugün toplumda yine aynı yönde şikayetler var. Bu defa toplumun diğer kesimi kendilerine karşı iktidarın sağırlaştığından şikayet ediyorlar. Ötekileştirildiklerini,düşmanlaştırıldıklarını söylüyorlar. Pek haksız da sayılmazlar. Referandum kampanyası boyunca yazılarını, sözlerini tehdit, tahkir, aşağılama üzerine kuranlar oldu. AK partiye yardım ettiklerini sanırken düne kadar AK partiye sempati ile bakanları ürkütmekten öteye geçemediler. İntikamcı bir mantıkla toplumun yarısını AK partiye karşı kilitlediler. Ve onlar için referandumu politik bir tercih olmaktan çıkarıp -hayat/memat- meselesi haline getirdiler. Hayır oyu veren bir çok vatandaşımız -yaşama hakkını korumak- için oy kullandı. Bu gerçeği yapılan yayınlardan, ortaya çıkan tablodan anlamak mümkün.

16 Nisan itibarıyla referandum geride kalmıştır. Artık yapılması gereken kırılan, dökülen, küsen unsurları bir araya getirmektir. Halkının yarıya yakınının hayır dediği bir değişimi yönetmek, kavgasız gürültüsüz bir şekilde realize etmek buna bağlıdır. Aksi halde sürdürülemez bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

Toplumsal dirençleri artıran bir dil herkese zarar verir. Bağırıp çağırdıkça güç kazandığı vehmine kapılanların tam tersi sonuçlara neden olduğunu görmeliyiz. Ayrıca bu gürültünün çoğu, bazı yazarlar için, bir nevi aklanma,temizlenme,kendini meşrulaştırma anlamı taşıyor. Geçmişte FETÖ'nün,TKP'nin,PKK'nın içinde bulunmuş bazı tipler geçmişlerinden kurtulma kompleksiyle herkesten çok bağırdılar. Geçmişten kaçarken radikalleşerek daha büyük tahribata,sosyal kırılmalara neden oldular. Halbuki, herkes hata yapabilir,herkes yanılabilir,herkes kandırılabilir... Doğru da yanlış da insan hayatının bir parçasıdır. Bir şahsi yanlıştan kurtulmak için daha büyük toplumsal yanlışlara neden olmak doğru bir yol değil.

Türkiye'nin huzuru,salahı itidaldedir.Herkesin,hepimizin kullandığımız dile dikkat etmemiz lazım.Dünün siyaseti herkesi kucaklayamadığı için kaybetti,bugünün siyaseti de öyle olmamalı,herkesi kucaklamalı,kucaklayacak bir dil oluşturmalıdır.''

Bence, bu değerlendirme, her türlü siyasi mülahazanın ötesin de dikkatlice okunarak, değerlendirilmelidir.

Selam ve Dua ile !

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.