"Türkiye'de bir saldırı olduğu gözüküyor"

TBMM’de yakalanan DHCKP-C’lilerle ilgili açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Senaryo şu, işte AK Parti ile MHP'yi birbirinden ayıralım, Türkiye'de yeni bir geniş bir model kuralım, kuramazsak da Türkiye içerisinde farklı bir baskılama modeli uygulayalım. Buna ekonomik saldırı dahil. Türkiye'de bir saldırı olduğu gözüküyor” dedi.

"Türkiye'de bir saldırı olduğu gözüküyor"

TBMM’de yakalanan DHCKP-C’lilerle ilgili açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Senaryo şu, işte AK Parti ile MHP'yi birbirinden ayıralım, Türkiye'de yeni bir geniş bir model kuralım, kuramazsak da Türkiye içerisinde farklı bir baskılama modeli uygulayalım. Buna ekonomik saldırı dahil. Türkiye'de bir saldırı olduğu gözüküyor” dedi.

17 Mayıs 2019 Cuma 10:30
"Türkiye'de bir saldırı olduğu gözüküyor"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, katıldığı bir televizyon programında soruları yanıtladı. TBMM'ye gelerek CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ı ziyaret etmek istediklerini belirten ve Genel Bilgi Taramasında (GBT) DHKP/C ile bağlantılı oldukları belirlenince yapılan aramada üzerlerinde bomba süsü verilmiş düzenek bulunan 1'i kadın 2 kişinin niyetinin ne olduğuna ilişkin soru üzerine Soylu, bunun iki türlü yorumlanabileceğini belirterek, şunları anlattı: "Bir, oradaki kişinin daha önce Mahmut Tanal ile bir bağlantısı var. Olabilir, milletvekilidir. Bir yerde rastlamıştır. Çocuğun telefonundan Mahmut Tanal'ın telefonu aranmış daha önce. Başka milletvekilleri de aranmış. Burada esas dikkat edilmesi gereken, legal yapılanmalardır. Legal yapılanmalar üzerinden bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar sürekli."

"ÖRGÜT TALİMAT VERMEDİKÇE KONUŞMAZLAR"

DHKP/C'ye ilk darbeyi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça meselesinde vurduklarını ifade eden Soylu, ilk kez DHKP/C tarihinde, açlık grevi yapanların, açlık grevinden vazgeçtiğini, bütün bu süreçte DHKP/C'nin bir örgüt olarak psikolojik olarak büyük bir çöküntüye uğradığını kaydetti.

TBMM'deki eyleme ilişkin Soylu, "Bu eylem iki türlü yorumlanabilir. Arkadaşlar şu anda sorgularını gerçekleştiriyor. Ama söyleyeyim DHKP/C'de örgüt talimat vermedikçe konuşmazlar. Eğer soruşturmalarından bir şey çıkarsa Allah muhafaza Savcı Selim Kiraz benzeri bir şey yapabilirler. Ama içeri girmesi kolay bir iş değil. İçişleri Bakanlığı ile Meclis karşı karşıya. Benim Meclis güvenliği ile her zaman temel bir problemim var. O yüzden Meclis özerk bir yapı olarak değerlendirilir." diye konuştu.

"CİDDİ BİR TEHDİTLE UĞRAŞIYORUZ"

TBMM'de yaşanan olayı anlatan Soylu, "Arbede kopuyor ve bomba süsü verilmiş düzenek görünüyor. Muhtemel ki bir eylem planlayabilirler ve bu eylemi planladıkları zaman da bu düzeneği bomba diye sunabilirler. Bu tür terör örgütleri, bu tür eylemlerle zaman kazanmaya çalışıyor. Biz özellikle bir hafta, 10 gündür başka bir tehditle uğraşıyoruz. Burada söyleyemem. Türkiye ile ilgili ciddi bir tehditle uğraşıyoruz. Epey bir mesafe de aldık. Ciddi bir tehdit. Son dönemlerde, etrafımızdaki coğrafya ile ilgili bir tehdit. Onun için herkes alarm vaziyetinde. İstanbul, Ankara, her taraf. Tüm Türkiye'deki arkadaşlarım ciddi bir alarm vaziyetinde." ifadesini kullandı.

"BUNU SÖYLEMESİ BOŞ BİR KELAMDIR"

Bakan Soylu, CHP İstanbul Milletvekili Tanal'ın Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Aslında hedef bendim" dediği hatırlatılarak, "Mahmut Tanal hedefti algılamanız var mı?" sorusuna karşılık, şu yanıtı verdi:

"Bu bir güvenlik meselesi. Kimseyi ne odaklamak doğru olur ne de artı çıkarmak doğru olur. Ben bunu söyleyemiyorken, Mahmut Tanal'ın bunu söylemesi boş bir kelamdır. 'Esas hedef bendim' diye bir değerlendirme yapması boş bir kelamdır. Buna saf bir şekilde bakarsan; 'Bir milletvekili herkes ile görüşebilir.' Başka türlü bakarsan, bunlar kullanılmaya müsait adamlar ararlar, görüşme açığı olan adamlar ararlar. Buna ait de kendilerine hedef gösterirler. O yapının içinde bu işle ilgilenen insanlar var.

'Burada hedef bendim.' denildiği zaman, bu ne DHKP/C'nin eylem biçimine benzer ne de böyle bir hedefi bizim anlayabildiğimiz, çözebildiğimiz bir durum söz konusu. Bence popülizm oluşturmak üzere değerlendirilmiş."

"KORUMA AMİRİNİN KORUMA KURSU YOK"

CHP lideri Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde yapılan saldırıya ilişkin "CHP Genel Başkanı, devlet protokolünde olan bir isim. Her adımının bilinmesi gerekir. Bu manada, CHP Genel Başkanı'nın haber vermemesi olası başka bir takım hareketleri de olabilir gibi geliyor bana. Bu konuda bir tedbiriniz var mı?" sorusu üzerine Soylu, şu yanıtı verdi:

"Nasıl olsun, geçen gece yat gezisine çıkmış. Bir yat gezisinde başına bir iş gelse, bunun da sorumlusu biz olacağız. Akkuzulu köyündeki mesele... İtiraz ettiler 'Dışarıdan adam geldi.' Birçok şey söylediler. Bir tane adam gösterin dışarıdan gelen. 71-72 kişilik ifade listesi var, kendilerinin de 28 kişisi var sundukları. Bunların hepsi Akkuzulu köyünden çıktı. 4'ü dışarıdan, 2'si yan köyden, 2'si de Çubuk'tan. Bu protestoyu sağlayan, onların müşteki olduğu, bizim de tespit ettiğimiz kişilerin kimsesi yok.

Ama bir problem var; koskoca ana muhalefet partisinin genel başkanısınız. İnsan korumasına sormaz mı 'Sen hiç koruma kursu aldın mı?' diye. Koruma amirinin koruma kursu yok. Pazartesi koruma kursuna alıyoruz. Burada da mı biz sorumluyuz?"

"Devletin atadığı resmi korumalar değil mi onlar?" sorusu üzerine Soylu, "Başka saiklerle bu işler yapılırsa, ahbap çavuş ilişkileriyle bu tip değerlendirmeler yapılırsa, devletin bu konudaki bilgisine, görgüsüne itimat edilmezse, sonra siz kabahat bulacak İçişleri Bakanı ararsınız. Senin korumanın başka işleri var, onu da söylüyorum. Ticari işleri var, herkes biliyor. CHP'nin genel merkezinde kime dokunsanız, yukarıdan aşağı dökülür. Arkadaşlarımız bu konuda net bir şekilde çalışıyor. Devletin böyle gayri ciddiliğe müsaade etmesi mümkün değil." yanıtını verdi.

"BERAT ALBAYRAK'LA ARANIZ KÖTÜ MÜ?"

Programda Soylu'ya, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile aralarının açık olduğuna dair dedikodular hatırlatıldı ve "Berat Bey'le aranız kötü mü?" şeklinde soru yöneltildi.

Soylu, soruyu şöyle yanıtladı:

"Bu soru birkaç kez daha geldi böyle bir dedikodu var mı, var. Biraz önce söylediğiniz mahviller bu tip dedikodular, üretirler, üretiyorlar... Tam tersi bizim oluşturduğumuz ciddi bir sinerji oldu Berat Bey'le. Ne zaman oldu? İlk bakan olduğumuz, birlikte olduğumuz dönemler...

Saat 6'da, 7'de, 8'de işini bırakan, birileriyle oturup akşam sohbetleri yapan, dünyayı kurtaran, Türkiye'yi kurtaran bir halimiz yok. Biz hamal gibi çalışıyoruz. Gecenin ikisine, üçüne kadar çalışıyoruz ve bunu yapmak zorundayız. O da çalışıyor, ben de çalışıyorum. Ben onun nasıl çalıştığını görüyorum, o benim nasıl çalıştığımı görüyor...

Eğer kendimizin böyle bir nefsi var idiyse, eğer bunu Cumhurbaşkanımızın bu kapsayıcılık ve kuşatıcılık içerisinde bize evlat gibi muamele ettiği bir noktada biz bunu yapıyorsak bize de yazıklar olsun. Bu kadar açık ve net.

Hepimizin birbiriyle ayrı fikirleri, düşünceleri, farklı yaklaşımları söz konusu olabilir. Bir şeyi daha söyleyeyim, bu kabinede aynı yaklaşımı, aynı siyasal bakışı, aynı hassasiyeti en çok birlikte yaşadığım Berat Bey'dir. Bunu çok net söylüyorum... Küs olduğumuz, birbirimize bakmadığımız, baktığımız, ben anlamıyorum bunları ve üzülüyorum bunlarla ilgili."

Soylu'nun dikkat çeken diğer ifadeleri şöyle:

- "Gezi olayları gibi, şunlar gibi, bunlar gibi, kimseye böyle bir şeyi aklından geçirmemesini bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak tembih ederim. Türkiye'nin demokrasisine de huzuruna da kardeşliğine de kimseyi musallat ettirmeyiz. Bunun gücü ne kadar büyük olursa olsun.

- Senaryo şu, işte AK Parti ile MHP'yi birbirinden ayıralım, Türkiye'de yeni bir geniş bir model kuralım, kuramazsak da Türkiye içerisinde farklı bir baskılama modeli uygulayalım. Buna ekonomik saldırı dahil. Türkiye'de evet bir saldırı olduğu gözüküyor.

- Bana faşist diyor. Kim diyor? HDP'liler diyor. Benim ne faşizanlığım var? Hangi ırkı ayırmışım?

(Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un tutuklanması) Yarın ben bu işi bırakacağım. Ne yapacağım, bugüne ait bildiklerimi yarın öbür gün söyleyecek miyim, söylemem mi gerekiyor? O zaman bu millet, bu devlet bize niye mahremini teslim ediyor?

- Binali Bey niye mağdur, aslında millet mağdur, milletin verdiği oyu almış Vatan Partisi'ne, CHP'ye DP'ye, X veya Z partisine yazmış. Ben bunu muhafaza edemeyeceksem niye İçişleri Bakanlığı yapayım, niye milletin hakkını savunayım, niye Amerika'ya kafa tutalım, niye Cerablus'ta mücadele edelim? 3 tane oyu mu koruyup kollayamayayım? Bunu yapan buradaki sandık kurulu başkanıdır. Bunu sandık kurulu başkanının dışında kimse yapamaz, çünkü oradaki sayım döküm cetvelini sandık seçim tutanağına nakleden odur. Hile her türlü yapıldı. Bunun için Binali Bey mağdurdur diyorum, bunun için millet mağdurdur diyorum.

- Büyükçekmece Belediye Başkanı fuzuli işgalcidir. Bir seçim iptal edilecekse Büyükçekmece iptal edilmeliydi. O belediye başkanı orada fuzuli işgalcidir. Ama YSK böyle karar verdi."

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol