Bugün bu devir de, ülke olarak nereye gidiyoruz?
Şöyle kavşakta kırmızı ışık ta, durup bir düşünelim, ülkemizin durumuna bir bakalım.
Bu günler de ülkemiz de;
Evler büyüdü ama, aileler küçüldü.
Zeka artı ama, vicdanlar azaldı.
Uzay yakın oldu ama, dostluklar uzak oldu.
Ulaşım kolaylaştı ama, özlemler azaldı.
İletişim araçları arttı ama, muhabbetler yok oldu.
Bilgi arttı ama, güven duygusu azaldı.
İlaçlar arttı ama, hastalıklar çoğaldı.
BEN ler büyüdü ama, BİZ ler azaldı.
Bir cümle yeter aslında, sözden anlayana.
Destan yazsak fark etmez. Sözden anlamayanlara.
Bizler;
Topraktan geldik, toprağa gideceğiz.
Mühim olan insanların ÇAMURLAŞMAMASIDIR.
Doğrulup ta doğduğumuz da belimizi kaldırdığımızdan beri, iki ayak üstünde durup, kolumuzu uzattığımız da, hatta insan oğlu olarak taşı yonttuğumuzdan beri, yıkan da, yakan da biz insan oğlu olduk.
Eski TÜRK toplumlarında askerlerimiz yurtlarını korumak için, savaşırlarken, arkalarından gelecek herhangi bir saldırıyı, kontrol etmek için, sırtlarını kayaya, taşa yaslayarak ok atıp savaşırlarmış.
Yıllar sonra bu sırta dayanan taşların ismi ARKA- TAŞ tan ARKADAŞ şeklinde Türkçemize uyarlanmış insanlar arasında samimiyet ve arkadaşlık bağları kurulmuştur
Bugün güveneceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine, dostluğuna inandığımız kişilere verdiğimiz isim ARKADAŞ dır.
Memleket isterim ne zengin, ne fakir, ne sen, ne de, ben farkı olsun.
İnsanlarımızın;
Kış günün de, yaz günün de bu ülkede evi barkı olsun.
Türk Milletinin hali başkadır, Türklük doyulmaz aşk ile,
Hele vatanı için bir sevdiği varsa, Türk Milleti yıkılmaz asla.
Türk ağlamaz.
Ağlasa da asla kimse duymaz.
Unutmayalım ki herkes Türk olamaz.
Biz Türkler yaşam saltanatından vaz geçeriz ama, özgürlük ve hürriyet sevdamızdan asla vaz geçmeyiz.
Türk Milleti olarak bizler NEREYE GİDİYORUZ?
Yıllar önce;
Emperyalist güçlerin hedefi, ülkemizin doğusun da Ermenistan ve Kürdistan devletlerini kurmaya çalışıyorlardı. Planları da bu yönde idi.
M. Kemal ATATÜRK ve Yurt sever arkadaşları bu emperyalist güçleri dur demesini bilmişlerdi.
Onların hayallerini suya düşürmüşlerdi.
T.C Devleti kurulunca emperyalistlerin düşünceleri boş kaldı.
En zor günlerimizde bile kimseden borç almadığımız gibi, kimselere el açmıyorduk.
On yılda On beş Milyon genç yaratmıştık demir ağlarla.
Yetmedi, Osmanlının borçlarını bile ödedik. Alnımızın akıyla.
Siyasi, mali, sınai, kültürel bağımsızlığımızdan asla ödün vermiyorduk.
Çevremizdeki komşu ülkelerle anlaşmalar yaparak, bir barış ortamı yaratmıştık.
YURTTA SULH, CİHANDA SULH ilkesini göstermiştik.
Bin Dokuz Yüz Kırklı yıllar da BİR AMERİKAN DOLARI Seksen kuruştu.
Lüks için de yaşamıyorduk ama, güven için de alnımızın akıyla yaşıyorduk.
Emperyalist güçler, ne zaman ülkemize idare edenlerin kanına girdi,
Dostluk, müttefiklik, stratejik ortaklık adları altında, sinsi sinsi sokuldular, şimdi de halkımızın kanına emiyorlar.
Borç batağındayız. Doğmamış çocuğun borcu var. Yalan mı? Yalansa doğrusunu siz söyleyin.
Düşündüğüm zaman hep kendi kedime şu soruları soruyorum.
Nereye gidiyoruz?
Gittiğimiz yer neresi?
Yarınlarımız nasıl olacak?
Çocuklarımız, torunlarımız nasıl yaşam sürdürecekler?
Büyüklerimize, idare edenlerimize BEN, olmayalım. BİZ olalım. Bizim bizden başka dostumuz yok diyorum.
Nereye gidiyoruz… Uzaya mı?
Hayır. Toprak altına.
Esen kalınız efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.