Olmalı. Olmalı da nasıl olmalı.
İnsanların yaşamında sosyal bir yaşam biçimi olmalı.
Olmalı da;
Mutsuzluğu umut olan, için de sevgi ve saygıyı yaşatabilen, zor düşünceleri kolaylaştıran, imkansızlıkları başarabilen, bir yaşam tarzı olmalı.
Çünkü;
Yarınlar gelecek nesillerimiz için çok önemli ve değerli.
Üzerinde yaşadığımız bu ülke toprakları ANADOLU' da milletimiz için, halkımız için gelecek çok önemli.
Yaşam sürecimiz tarih sayfaları gibi hızla eriyip gidiyor.
Gidiyor da nereye gidiyor bilmiyoruz.
Tarihin sayfalarında alabildiğince hızla, son sürat akıp gidiyor. Hız kontrolü yapmadan ha bire gidiyor.
Geriye dönüp bir baktığımız da neler gördük neler yaşadık.
Yaşadığımız yıllar da HAMBURGER nedir bilmezdik.
Şimdi HAMBURGERCİ çocuklarımız torunlarımız oldu.
PİZZA nedir görmemiştik. Şimdi ki çocuklarımız PİZZACI oldu.
Oysa ki; Bizim çocukluğumuzda, doğal olan ANALARIMIZIN sac da pişirdiği yufkayla dürüm yapmayı görmüştük.
Sıcak bazlamaların arasını sadeyağımızı, çökeleğimizi koyar dürüm yaparak yerdik.
Tabi ki bunları bulabildiğimiz zaman mutlu olurduk.
Açık büfe, müfe nedir bilmezdik.
Hatta duymamış ve görmemiştik.
Her şeyin doğallığın için de olduğunu bilmezdik.
Ama şunu da iyi yapardık.
Soframızı kıl çulların üzerine serer, menemeni açık hava da yemenin tadını çıkarırdık.
İşte; Sac üstün de ekmeğin, ağaç dalındaki meyvenin, sofralarımızdaki samimiyetin kokusunu iyi bilenlerdeniz.
Lezzeti tadı zengin sofralarında değil doğallıkta bulabilirdik.
Şimdi neredeyiz? Nasıl yaşıyoruz?
Modernleşiyoruz ya…
Çağ atlıyoruz ya…
Sosyete oluyoruz ya…
Organik sebze, organik meyve arıyoruz ya…
Tabi ki bulabilirsek, pazarlardan AVM lerden alarak sofralarımıza girecek.
Şimdi şaşalı restorantlar, yaldızlı lokantalar modern diye sofralarını kuruyor, kazık üstüne kazık yiyoruz.
Kimin oyunu, kimin uygulaması bu? Tabi ki kapitalizmin oyunu ve uygulaması .
Toplumumuz da özenti almış başına gidiyor. Lüks tüketim alabildiğince son suret akıyor. E.5 otoban yolu gibi.
Ne kadar ‘G:D:O' lu sebze, meyve, et, gıda maddesi varsa sofralarımız da önümüzde.
Ye babam ye…
Afiyetle ye…
Doyasıya ye…
Ölümüne ye…
‘G.D.O' yu ye…
Sonunda soluğu hastanelerde alıyoruz.
Neden mi?
Yok kanser olmuşmuş. Yok kalp kriziymiş. Yok yüksek tansiyonmuş. Muş, muş, muş, Vs… vs…Vs…
Araştırma yapamazsın. Araştırırsan da, soruşturursan da sonuç ta suçlu olursun.
Eyyy… Halkım, Eyyy… Milletim.
Doğallığın verdiği huzuru, doğal olmayan yollardan aramayın.
Lüks tüketimden, israf tüketimden, egolarınızı tatmin etme yarışından kurtulmadığınız zaman, bu acımasız yaşam da boşuna kürek çeker ezilir dururuz.
Çünkü;
Sadelik, SAHTELİK sevmez.
Esen kalınız efendim.






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.