Sonuçta baktım, yaşadım, gördüm yazmaya karar verdim…
Bu ülkede neler olmuyor ki;
Herkes önüne konulan havucun peşine düşmüş.
Herkes havucu almak için, bir diğerinin ayağını kaydırıp, çetrefilli oyunlar oyamaya çalışır duruma gelmiş.
Son yıllarda Türk insanın üzerinde bir toz bulutunun çöktüğünün farkında olmamak sebep değil.
Bu ülke de eğlenceye doymayanlarla, eğlenemeyenlerin ortamı yaşanır duruma getirildi.
Bu ülke de yaşayanlarla, yaşama savaşı verenler arasında uçurumlar dağ gibi büyüdü.
Her şeyden önemlisi halk olarak yaşamdan tat alamıyoruz artık.
Önce bu sorunları yaratan sebepleri, net olarak ortaya koymalıyız ki;
O reçeteyi yazabilelim.
O reçete de yazılan doğrular hastayı iyileştirebilsin.
Bu dengesiz yaşama biçimini irdelerken şunu iyi düşünmeliyiz ki;
Anadolu insanı olarak, güneşi içenlerin türküsünü hasret kaldığımızı bilelim.
Genç bir nüfusa sahip ülkemizde, yapacağımız değişiklikleri, bilimsel veriler ile toplumsal ve tarihi tecrübelerimizle ele alınabileceğini düşünmek gerektiğini söyleyelim.
Tarihin için de cumhuriyetimizin kazanımlarını ve kazandırdıklarını değerlendirirken;
Geriye dönüp te baktığımız da bu ülkenin nasıl kazanıldığını, ne zor şartlarda hedeflerimizi ulaşıldığını görmek, bizim ana unsurumuz olmalıdır.
Cumhuriyetin kazanımları Türk Halkı için ne kadar akılcı bir kazanım sa;
Bu günkü düzen bu kazanımları gün be gün eritip gidiyor dersek, yanlış mı söylüyoruz?
Bu yönetimde neler çıkmıyor ortaya.
Yaşamdan zevk alan kapitalistlerle, din tacirliği yaparak ülke yönetimini ele geçiren yöneticiler çıkıyor ortaya.
Bu düzene de siz halkımız çanak tutmaya devam ediyor sunuz.
İnsan başkasının yanlışını TERAZIYE koymadan önce, diğer KEFEYE de kendini koymalı,
Sonuç ta demeli ki, ben ne kadar DOĞRUYUM diyebilmeli.
Halkımızda bu kefeleri öyle değerlendirmeli.
Eyyy… Halkım…
Bir Millet ki:
Cahil ile dost olunmaz; Bu cahil ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez. ÜZÜLÜRSÜN.
Saygısızla dost olunmaz; Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez ÜZÜLÜRSÜN.
Açgözlü ile dost olunmaz: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez ÜZÜLÜRSÜN.
Görgüsüzle dost olunmaz; Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez ÜZÜLÜRSÜN.
Kibirliyle dost olunmaz; Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur ÜZÜLÜRSÜN.
Namertle dost olunmaz; Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez ÜZÜLÜRSÜN.
Üzülürsün de;
Sular akar geçer, vaktin de gelir geçer.
Nice hanlar, nice sultanlar geldi geçti
Bunlar tahtlarını bıraktı geçti,
Dünya bir pencere oldu,
Her gelen bu pencereye baktı geçti.
İşte sana güvenen bir insana sakın yalan söyleme,
Sana yalan söyleyen insana da ASLA güvenme.
Bizlerin ruhumuzu temizlemenin zamanı geldiğini söylemeliyiz.
Ruhumuzun dirilişini yaşamalıyız. Vurdumduymazlığın vicdanlarımız da ektiği kötü tohumları ayıklama zamanının geldiğini, hatta geçtiğini bilmeliyiz.
Bağnaz kafalılar, günden güne güç kazanıyor. Ya da kazanmış görüntüsü veriyor.
Bir takım istikrar düzeni diye tutturmuş, demokratik hak ve özgürlüklerin arkasına sığınarak, bu hak ve özgürlükleri ortadan kaldıracakları günü bekliyor.
Bir ülke soyulurken yaşanır da gözler,
Hazine soyulurken aldırmıyor yönetenler,
Haya dan eser yok, nafile bütün sözler,
Beyhude inat etmeyelim sallayın başınızı,
Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını.
Bu mu? Olmalı ülkemiz.
Yazık… Yazık… Yazık...
Yazık ki ne yazık…
Kimin için, ülkem için, halkım için, milletim için.
Esen kalınız efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.