Bir ülkenin zenginliğini, o ülke halkının doğuştan gelen yeteneklerinin etkili bir biçim de kullanmasına ve gelişmesine bağlıdır.

Bu yüzden bir ülkenin kalkınabilmesi için, her şeyden önce, insan çabasının uğraşılı bir sonucudur.

Doğal kaynaklarımızı bulmak ve kullanmak.

 Sermayeyi Yatırıma Dönüştürmek.

Teknolojiyi geliştirmek.

Tüketim Mallarını Üretmek.

Ticari ilişkileri sürdürmek, becerikli insan unsurunu geliştirmektir.

Gerçekte; Bir ülke insanlarını geliştiremiyorsa, hiçbir şey kuramaz ve yaşatamaz.

Ne çağdaş bir siyasal sistem.

 Ne milli birlik duygusu, ne de zengin bir ekonomi yaratılabilir.

Bu gün ülkemizde;

Dengesiz gelir dağılımı, var mı? Var.

Kişi başına düşen tarımsal gelirimizin çok düşük oluşu, doğru mu? Doğru.

Gittikçe artan işsizlik oranı çoğalıyor mu? Çoğalıyor.

Dış ticaret açığımızın toplumumuz da, ciddi ekonomik sorunlar oluşturması, yaratıyor mu? Yaratıyor.

Ekonomistlerin “ Ulusal eğitim sağlanması ekonomiye büyük katkıda bulunur”  Şeklindeki iyimser kuramları,Türkiye  açısından pek doğru görülmediği söylenmektedir.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana;

Eğitim ölçütlerin de son derece büyük sayısal gelişmeler olmuşsa da, ekonomik sorunlarımızın ciddiliği gene aynı kalmıştır.

Kalkınma süreci içinde sanayileşme, tarımımızın modernleşmesi ve kentleşme, birbirlerinden ayrılmaz etken olmuştur.

Böyle olmakla birlikte;

Özellikle son elli yıldan bu yana, kentleşme Türkiye ‘ de çok hızlı olmakta şehirlerimizin işgücüne emme kapasitesi kırsal alanlardan şehirlere akan insan gücü arasında bir denge bulunmamaktadır.

Bundan dolayı kırsal alanı terk etmek durumunda kalanlar, şehirlerde kolayca iş olanakları bulabileceklerini sanarak kent yığınlarına oluşturmaktadır.

Bu dengesiz ve hızlı kentleşmenin ana nedeni;

Kuşkusuz köy ve şehir yaşantısı arasındaki korkunç farklılıktır:

Bir de eğitim farklılığıdır.

Bu günkü eğitim sistemimiz; Kırsal alanlarımızın gelişmesine katkıda bulunamamaktadır.

Çünkü köylerimizdeki öğretmenler köylerden çekilmiştir.

Öğrencilerimize tarımsal uğraşılarımıza modernleştirecek biçimde yetiştirememekteyiz.

ÖRGÜN eğitimin AKADEMİK niteliği de tarımsal faaliyetlerden soğuyan EFENDİLER yetiştirmesine neden olmaktadır.

Köy ve kentler de eğitim konusu. Çevredeki ekonomik faaliyetlerle ilişki kurulması kentsel yerleşme

(GECEKONDU) bölgeleri için kente uyum sağlanması açısından ele alınmaktadır.

Bu nedenle ülkemiz de, kırsal alandaki okullaşma girişimleri ile kentlerde ki okullaşma oranlarında büyük bir dengesizlik almış başına gidiyor.

Kentlerimizdeki okullarımız da bile tam donanımlı okullaşma olmadığı gibi, varoşlardaki okullardan büyük kaçışlar bile yaşanmaktadır.

Halbu ki ;

Bu ülkenin çocukları, bu ülke insanının çocukları değil mi?

Büyük dengesizlik, hem başarıyı hem de yaratıcı beyinleri ortaya çıkaramamaktadır.

Eğitimin temel felsefesi eşit eğitim, eşit öğretim olmaz da ne olur?

Bizim ülkemiz de;

 Arkası olana,

 Dayısı olana,

 Parası olana eğitim var,

OkullarI bittikten sonra da;

Devlette iş bulabilme kadrolarda yer alabilme olanakları var.

Gerisi yalan… Yalan… Yalan…

Eğitim öğretim dedikleri yazboz tahtası olmuş.

Vesselam.

Esen kalınız efendim.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.