Güzel Yurdumun insanları.
Korkmayalım.
Korkunun ecele faydası yok.
Konuşalım.
Konuşmayı sizler başlatınız.
Kimlerle konuşalım derseniz?
Köylerde, köy halkıyla konuşalım. Şehirler de taksicilerle konuşalım.
Evlerimiz de eşimizle, çocuklarımızla, akrabalarımızla, komşularımızla konuşalım.
Şehirler de apartmanlar da kapıcılarla konuşalım.
Tarla da, fabrika da, atölyeler de çiftçiler ve işçilerle konuşalım.
Kısacası halkla konuşalım halkımıza anlatalım.
Şayet Fethullah Hoca dindar değil mi?, Dinini çok seviyorsa neden Amerika da yaşıyor? Diyelim.
Bu zat değil mi?
Faiz haramdır diyen?
Yirmi Beş, Otuz yıl önce Anadolu da ki camilerimiz de, halkımıza, cemaatine vaaz veren.
Bu zat değil midir? Bu zat faiz haramdır dememiş miydi?
Önce alışmamız gerekir.
Sonra alıştırmamız gerekiyor.
Görüntü önemli, hareketler önemli, sessizlik önemli.
Çevremiz de olup bitenlere bir bakalım.
Yavaş yavaş alışırız.
Yavaş yavaşta alıştırılırsınız.
Neye alıştırılırız biliyor musunuz?
Türbana. Çarşafa. Peçeye.
Bazı kişilerin oğullarının gemilerinin olmasına.


Çocukların. Damatların TV kurmalarına.
Yakınlarının, yandaşlarının ayyuka çıkan yolsuzluklarına.
Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmalarına.
Beyaz takke, siyah peçe ile gezenlere.
Tıpkı LAVRENS te olduğu gibi.
Öyle alışırız ki;
İnanın bizlere, sizlere çok doğal gelmeye başlar. Bu hayat.
Bu günler de şehit haberlerinin gelişi gibi.
Acaba, demokrasi buda, biz mi demokrasiye bilmiyoruz. Anlamıyoruz diye düşünür dururuz.
Böylece hep kuşku içimiz de yaşar durur değil mi?
Düşüncenin sonun da insan ruhu uyuşur duruma gelmiyor mu?
İçimizden bile tepki duymaz duruma geliriz.
Bizi yönetenler diyor ki;
Ey halkım en az üç çocuk yapın diyorlar.
Bizde dinler geçeriz.
Bize azaltmaya çalışıyorlar derler.
Bu durum da;
Bizim gülme duygumuz bile kaybolmaya yüz tutmuş artık.
Batının ahlaksızlığını aldık derler, öylece dinler dururuz.
Uyutturmuşlardır, bizleri sizleri.
Bir yandan kurtuluş savaşını, Çanakkale Savaşını kutlar dururuz.
Öte yandan bu savaşlarda ki kazanımlarımızı kaybettiğimizin bile farkın da olamıyoruz.
Yöneticilerimiz, planlarını Amerika ya, AB ülkelerine ve Emperyal güçlerin çıkarları için planlamışlar.
Biz de bu gidişatı basından, medyadan öğreniyoruz.
Bakınız Amerika Ankara yı işgal etmektedir.
Biz de, siz de, halk olarak İngilizce öğrenmeyi çalışırken durumu göremiyoruz.
Bu durum karşısın da;
Alışıyoruz ve uyuşuyoruz.
Geçmişe dalıp gitmişken, geleceğimizi kaybetmekte olduğumuzu fark edemiyoruz artık.
Ülkemize yöneten kapitalist sistemin, planları da bunun için yapılmıştır.
Önce alıştırma yapılır.
Sonra uyuşturma yapılır.
Daha sonra da ameliyat gerçekleştirilir.
Bu ameliyatla ruhumuzu, bilincimizi alırlar da, farkına varamayız.
Yüzümüzü karşı demokrasi derler, arkamızdan kuyumuzu kazarak gülerler.
Yüzümüzü karşı çok kültürlülük derler, arkamızdan bölerler.
Yüzümüzü değişim derler, arkamızdan bakarlar.
Eyyy… Halkım…
Alışırız. Alışırsınız.
Uyuşuruz. Uyuşursunuz.
Tehlikenin farkında mıyız? Acaba.
İlkönce alıştırma. Sonra uyuşturma.
Hala uyumadıysanız, size iyi uykular derim.
Esen kalınız efendim.













Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.