Manisa 25 Mayıs 1919 günü Yunan Birliklerince işgal edildi. Vali Hüsniyados, yerli Rumlar ve Ermenilerce işgal kuvvetleri törenler ile karşılandı. İşgal 3 yıl, 3 ay, 13 gün sürdü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları na bağlı birliklerce 8 Eylül 1922 günü kurtarıldı. İşgal süresince, ve Yunan Ordularının kaçışı sırasında, Salihli, Turgutlu ve Manisa yakılıp yıkıldı. Sadece merkezde, 10.700 ev, 13 cami, 2449 dükkan, 35 han, 7 hamam, 26 bağ evi, 1740 köy evi yakılarak kullanılamaz hale gelmiş, 3500 kişi yakılarak, 855 kişi kurşunlanarak öldürülmüş, Yunanistan'a götürülen 4500 kişiden bir daha haber alınamamıştır ve bunlar sadece bilinenlerdir.
İşgalin ilk gününden itibaren Müftü Alim Efendi, Akhisar da Binbaşı Hüsnü, Tatar ve Sarıçam da Yüzbaşı Osman, Teğmen Halim, Arap Abdi, Hocalı da Halit Paşa ( 8 temmuz 1919 da şehit oldu ), Kuyucu da Binbaşı Muhtar, Yüzbaşı Ahmet, Üsteğmen Kadir ve Hafız Beyler, Parti Pehlivan ( Mehmet Baksak ), Bakırlı Saçlı Efe, Kulalı Mehmet Efe, Halil Efe ve eşi Makbule Hanım, Kabakçı Efe, Bakırlı Ahmet Çavuş, Koldereli Sarı Mehmet Efe, Müftüler, Hocalar ve diğerlerince oluşturulan cepheler ile sıkı bir direniş gösterilmiştir. Öyle ki Yunan Saruhanlı ya sekiz aya yakın bir süre girememiştir.
Kahraman Türk Ordusunun ilk Müfrezesi 8 Eylül günü Manisa ya girmekte iken, Aksaraylı Zülfikar, Beypazar lı Hasan, Bursa Yenişehir li İsmail şehit olmuşlardır.
Manisa 1922 8 Eylülün de yanmış, yıkılmış, iş görür insan nüfusunun büyük kısmını ve ekonomik gücünü kaybetmiş bir şehir iken, bu gün, Güzel Türkiye'min her yönden gelişmiş 10 ili arasındadır. Bu gelişme insanımızın ve toplum önderlerinin azim ve çalışkanlıkları ile olmuştur, olmaktadır ve olacaktır.
'' Gediz akar, Manisalı uyur'' sözü, söylenmemeli, söylettirmemelidir.
Manisa'nın tarihi, amma illaki Milli Mücadele dönemi araştırılmalı, yazılmalı ve yeni nesillere öğretilmelidir. Bu iş için Celal Bayar Üniversitesi öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri özellikle belediyeler tarafından desteklenmeli ve onlara her türlü destek sağlanmalıdır. Her türlü siyasetin üstünde iki sivil toplum kuruluşu, Türk Ocakları ve Aydınlar Ocağı nitelikli kadroları ile buna hazırdırlar, desteklenmelidirler.
Belediyelerden beklenen alt yapı hizmetlerinin ötesinde kültür hizmetidir de. Kültür hizmeti, sadece belli günlerde iki sanatçıya konser verdirmek değildir. Yetişen yeni nesillerin, öz kültürlerini öğrenmeleri, geçmişi bilmeleri sağlanmalıdır ki ülkü sahibi olsunlar ve yarınlara hazır olsunlar.
Allah Yüce Türk Milletini esaret altında yaşatmasın, bu günlere gelmemizi sağlayanlardan razı olsun.
Selam ve Dua ile !..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.