Hani derler ya "insan ürkmesi hayvan ürkmesine benzemez". Ülke insanımızın şu anki halini başka türlü izah edemeyiz.

Son 50 yıllık çalkantılı ekonomik hayatımızı bilen ve yaşayan birisi olarak söylüyorum, geçmişteki yaşadığımız krizlerdeki tutumumuzun aksine bu kez uçurum kenarından döndük. Millet bir anda uyandı ve el frenini çekti. Gerçekten bu bir mucize!

74, 78, 80, 87, 91, 95 ve 2001 krizlerini hem şahsi işimde, hem de özel sektör hayatımda yaşamış birisi olarak söyleyeyim, el frenini yılın sonuna kadar aynı akıl, mantık istikametinde doğru ve verimli kullanabilirsek düze çabuk çıkabiliriz.

Yoksa bu yüksek faiz ve enflasyon ile ekonomik krizin faturası "ulusal tavizler" ile başlayıp, ülke insanının sırtına yüklenen borç + faiz yükü ile yığılıp kalacak. Tıpkı eski krizlerdeki yaşadığımız gibi.

İHRACAT VE İTHALAT

Son 14 yılımızı "israf ekonomisi" ile geçirdik. Rüya sona erdi. Her zaman savunduğum "araba ve ev" gibi "ölü yatırım aracı" alanlarına akıttığımız tasarruf ve birikimlerimiz, özellikle otomotiv sektörüne kaptırdığımız paralar inanılır gibi değil. Çin ve benzeri ülkelerden yapılan ucuz ve adi, nihai tüketime dayalı ithalat yüzünden ihracat-ithalat dengemiz resmen felç oldu.

Cari açığımız yılda 70-80 milyar dolarlar seviyelerine çıktı. Kapatmak için dış borç batağına saplandık, kaldık. Kısacası bir dolarlık ihracat yaptık, 1.80 dolarlık ithalat. Ülke olarak batmamıza ramak kaldı. Devletin en büyük yatırımları “özelleştirme” adı altında çarçur edildi. Gelen paranın bir kısmı da duble yol, köprü, havaalanları, statlar gibi tüketim kanallarına saçıldı. İktidar saçmaladı, muhalefet uyudu.

Devletin değil, özel sektörün gerçek rakamları ile bugünü, yani Mayıs 2019’u yazalım.

İhracatımız geçen yıla oranla yüzde 10.7 arttı. Son dört ayda geçen senenin dört ayına göre artış ise yüzde 14.

İthalatımız tam bir moral havasında. Geçen yıla göre yüzde 63.1 azaldı. İhracatımızın ithalatımızı karşılama oranı yüzde 69'dan yüzde 86.4'e yükselmiş vaziyette. Cari açığımızın son bir yıllık rakamı 12.8 milyar dolara düştü. Şaka sanki.

Kısacası bu yıl ayarı kaçırmazsak yılda sadece cari açıktan 50-60 milyar dolar tasarruf etmiş olacağız. Çok büyük bir rakam. Gerçekten şu anda ABD ve AB'nin bile kafası karışmış durumda. Böyle bir şey beklemiyorlardı. Kredi notu indirimi ve Dolar oyunu da tutmadı. O yüzden “ekonomik kıskaç” makasını daraltmak için anlamsız tehditler savurmaya başladılar.

Yalnız şunu da göz ardı edip, pembe hayallere kapılmayalım. Üretim noktasında ülke çapında yüzde 10'luk daralma var. Üretim düşünce işsizlik verileri de haliyle negatif pozisyona geçti. Kalkınma hızımız düşecek, ama dövize bağlı borçlanma da azalmış olacak.

Bunun sebebi de, her zaman söylediğim "üret arkadaş, tamam! Ama ürettiğinin en az yüzde 60-70'ini ihraç etmiyorsan büyüyemezsin, kalkınamazsın, iki de bir tökezlersin”!

Küresel ticarette üretimde değil, pazar bulmada sıkıntı var. Ekonomi dünyasının üretim baş aktörleri bile krizde. Böyle ortamlarda kalkınma oranının artması marifet değil! Görmüyor musunuz? ABD başkanı koskoca ÇİN’i kendi başkentinde tehdit ediyor ve gümrük vergisini koyuyor. Çin devleti ağzını açıp, tık diyemiyor. Dese ya? Diyemez! Onların bile kalkınma oranı tam 3 puan düştü. Yani bir trilyon dolarlık eksik üretim yaptılar.

KÖHNE EKONOMİDEN KURTULALIM

“Krizde neler olur” un cevabını herkes beynine soksun kardeşim!

“Kriz çıktığında önce anlamsız şekilde sayısı fazla ve sürekli artan esnaf kepenk indirir, sonra da sadece iç piyasaya çalışan işletmeler zora girer, borca batar, kapanır”. Yani kısacası kimse boşuna ağlaşıp, durmasın!

Bu ülkenin kurtuluşu hazırı alıp, satan, hazır yiyici ticaret erbabı, esnafı ile değil, ucuza üreten, yabancıya paketleyip satan insanlarla olacak!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol