EĞER İKTİDAR YANLISI İSENİZ;

"Ekonomimiz iyi, güzel, ihracatımız arttı, parametreler, makro ekonomik dengeler düzgün, yapısal pozisyonumuz güçlü, likit akışında ve kredibilitemizde sorun yok, veriler en kısa zamanda artı yönde düzelme eğiliminde, altı ay sonra enflasyon aşağı yönde gelişecek, döviz darboğazında değiliz" DİYENLERİ SAVUNMAKTAN VAZGEÇİN!

Defolarını, beceriksizliklerini, gidişatı yazmaya kalksam sayfalar yetmez!

Böyle söylemeye devam ederlerse önümüzdeki 4 yıl 2 ayı bırak, galiba 2020'de sandıkları okullara taşımak zorunda kalacaklar!

EĞER MUHALEFET YANLISI İSENİZ;

"Ekonomi çöktü, işsizlik had safhada, esnaf, işçi, çiftçi perişan, açlık sınırı altında yaşayan insan sayısı arttı, fabrikalar, iş yerleri birer, birer kapanıyor, kredi kartı borçlu sayısı hızla arttı. Dış borcumuz çoğaldı, batıyoruz" DİYEN ÇAPSIZ SİYASİLERİ TASDİKLEMEKTEN VAZGEÇİN!

Çare söyleyen, öneren yok! Çünkü alayı bilgi yoksunu. Varsa reçeteni söyle de, madem vatandaş sıkıntı da kurtulalım bu dertten!

GERÇEĞİ BİLEN, SAĞDUYULU VATANSEVER OLUN

Yapılan resmi istatistiklerde verilen işsizlik(yüzde 14.7), rakamsal olarak doğru, gerçek hayatta ise yarısı vasıfsız insan(işçi bile değil), diğer yarısı da ya ücreti, ya da işi beğenmeyen kişiler.

Dünyada nüfus patlaması yaşanırken, aylık ortlama110 dolara kalifiye işçi çalıştırılırken, bu ülkede iş arayanın yapacağı iki şey var:

Ya ihtiyaç duyulan bir işi adam gibi öğrenecek, okuluna veya kursuna gidecek, kalifiye eleman belgesi alacaksın!

 Ya da gübre kadar değeri olmayan bir okuldan mezun mu oldun, ceketini alıp, varsa seni kabul edecek başka bir ülkeye gideceksin!

Dünyanın yarısının diğer yarısı ülkelere göç ettiği günümüzde, küresel rekabetin giderek teknoloji, enerji ve ucuz işçi üzerinden yapıldığı ortamın tam göbeğindeyiz.

"Asgari ücret polemiği" üzerinden halkına gerçekleri söylemek yerine yalanlarla bezenmiş siyaset yaparak, bu ülkenin kalkınmasını bekleyenler, daha çok bekleyecekler!

Evet! Günümüzde "İnsanın köpek kadar değeri yok! Kendi insanı dışındakilerin insan gibi yaşamasına dahi tahammülü olmayan uygar batıya(?), hadi, methiyeler düzsene!

Çünkü adamlar dünyanın gidişatını görüyorlar.

Hümanist veya dindar pozlarına bürünüp 4 milyon mülteciye kucak açmanın aptallığını, isteyen varsa, yaşasın. Ben İS-TE-Mİ-YO-RUM!

AÇ GÖZÜNÜ. GERÇEKLERLE YAŞA

Hep yazdım. “Bu kadar esnafa ihtiyaç var mı” diye?

Ovada arazilerin yüzde 55'i ya kirada veya ortakta. Böyle tarım, üretim ekonomisi olur mu? Bu ülke kalkınabilir mi diye?

İç piyasaya dönük çalışan her ölçekteki işletme ve fabrikaların kapasite kullanım oranları yüzde 65 gibi kritik eşikte seyrederken, şu kriz ortamında yüzde 30’lar seviyesine düşmüşse, KOBİ destekleri ile anca ayakta durabilenler, şimdilerde kapanıyorsa üzülmeyin, sevinin.

Hiç olmazsa kalanları düzlüğe çıkar, sağlıklı ve verimli çalışır.

K..çına giyecek donu yok, aldığı maaş belli, kı..çının bir cebinde 5 bin liralık cep telefonu, diğerinde en az 2-3 tane kredi kartı. Kredi ile araba alır, kredi ile tatile çıkar, kredi ile alış veriş yapar, bu mu mağdur insanımız? Hadi oradan ahmak sürüsü! İsteyen acısın!

Bu ülkede bu sene, TOKİ’nin yapacağı 50 bin konut için hiç ev sahibi olmayan 300 bin aile başvuruyorsa,

Her yıl yurtdışına 550 bin kişi en az bir sefer tatile gidiyorsa,

Ortalama iki yılda bir telefonunu, 4 yılda bir de arabasını yeniliyorsa,

Olması gerekenin 25 katı fazlası esnaf varsa,

Kira ile tuttuğu tarlada ürün yetiştirip “perişan oldum” diyen çiftçi varsa,

Kamuda istihdam edilen personel sayısı ihtiyacın iki katına çıktıysa,

Sende bunları bildiğin halde hala “işler bozuk, millet perişan” diyorsan,

Al o lafını da ……!

Ülkeni, olan biteni iyi tanı ve doğru olan gerçeği öğren!

Bu ülke, yüzde 2.5 kalkınma hızı, yüzde 20 enflasyon, yüzde 24 reel faiz iç istikraz borçlanması ile batağa saplanır!

Mevcut üretimin en az 2.5 katı daha fazlasını üretmeden asla büyüyüp, kalkınamaz!

Dış borç yükü diye yutturulanları defalarca yazdım. Kendi ülkesini ve insanını kazıklayan sanayici, ihracatçının dış borcu mu olur?

Ne kolay değil mi söylemek;

"Ali hemen insin o koltuktan"!

Tamam da kim gelsin?

“Eh bir gelen olur”!

2001’de de böyle dendi, K. Derviş geldi, hepimizi becerdi, gitti.

Bu ülke bu düşünceyi sayısız kere denedi, yaptı, yaşadı. Değişen sadece isimler oldu.

Kimse kusura bakmasın kardeşim. Bu ülkenin 81 milyonunun tamamı "ikiyüzlü".

"Kendimiz, yakınlarımız için hep güzel şeyler olsun, gerisi ve devlete ne olursa olsun"!

İşte kahrolası zihniyetimiz bu!

Atalarımız boşuna dememiş. Bizde iki de birde "nasıl atasözü bu ya" diye kızıyoruz:

"BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YIL YAŞASIN"!

İşte, bizler böyle diyen atalarımızın “Müslüman(?)” torunlarıyız.

Yılan bu sefer “teğet” geçmedi, sana da dokundu. Ne olacak şimdi?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol