banner72

Tamam, anladık, ekonomik kriz var. Piyasalar durgun, insanımız bezgin.

Öğrencilerimize sabahları dikkatli bakın. Alayı "yürüyen ceset" gibi.

İşe gidenlerin suratları beş karış. Ne günaydın, ne gülümseme. Herkes "birisi korna çalsa omuz atsa da, göstersek gününü" modunda.

Ekonominin çark dişlileri makine yerine çalışanının ve patronunun boğazını sıktığı özel sektörün moral havası bir hayli düşük. Bunu anlamak zor değil. Ya kamuda çalışanlar?

Aldığın maaş belli, işten atılma, işyerinin kapanma riskin yok. Sana en kötü ceza, bulunduğun yerden şartları daha sıkıntılı yere çıkabilecek tayin. Peki arkadaş, neden yaptığın işin hakkını vermezsin ki?

İl tarım gıda kontrol da çalışıyorsun. Manavda, pazarda satılan sebze ve meyvenin tamamı zehre bulanmış vaziyette. O kontrolleri senin mülki amirin mi yapacak?

Elma gibi çilek, erik kadar kiraz hormonlu, erik, asma yaprağı dahil, ne varsa üzerinde ağır metal içeren kimyasallar, zirai ilaç kalıntısı var.

Ben çiftçiyim. Her gün gördüğümü yetkilisinin suratına söylemek, gereğini yapmadıklarını yüzlerine bağırmamak için kendimi zor tutuyorum.

Manisa'nın meşhur, sözüm ona en hijyenik unlu mamuller işletmesinde yanık peksimetler, içleri temizlenmemiş tavalardan pişirilen gıdalara yapışan yanık, kanserojen artıklar.

Şehrin göbeğinde yerleri yağ içinde pizzacılar, bulamaç gibi güya pekmezli sulara batırılıp, çıkan deve hamuru gibi simitler, çiklet fiyatına satılan içli pideler, kokoreç, midye yemek için de mide lazım.

Köpek sevdasından, gece yarısı başıboş köpeklerin havlamasından uykudan uyanmalar, sokakta yürüyemez hale geldiğimiz saldırmalarından, kaldırımlardaki köpek boklarından hepimize gına geldi. Esnafın kaldırım işgalleri yüzünden vatandaş, özellikle kadınlarımız kaldırım yerine yolda yürü oldu. Zabıta, belediye nerede?

Parkları, çocuklarımızın, torunlarımızın oynadığı alanları güpegündüz, gece yarısı fuhuş yuvasına, içki, sigara içme mekanına çeviren gençlere, lisenin 20 metre ötesine açılan kahvehane-kafeterya tarzı nargile haneler, insanları uykusuz bırakan gürültüye, rezilliğe daha ne kadar katlanacağız? Bunlara ruhsat verenler kimler?

Şehrin en işlek caddelerinden çift sıra park eden araçlara boş gözlerle bakan trafikçilere, sekiz meydanında ağzında sigara, kepi elinde lak, lak yapan "bekçilere" ne diyeceğiz? Daha dün bir, bugün iki. “Senin gezeceğin yerler ana caddeler değil, sokak araları, mezkur mahaller” dememiz mi lazım?

Ana arterlerde sıkışan trafikle ilgilenmek yerine, gelen geçenle sohbet eden polis yerine, egzozu patlak, kafasında kask olmayan motosikletlilere biz mi müdahale edeceğiz?

Ulupark sevgi yolunda kadınımızı, kızımızı dikizleyen, Arapça, Kürtçe laf atan “Suriyeli serserileri” Manisalı gençlere mi havale edelim?

“Türkiye’nin en kireçli suyunu biz içiyoruz” desek kimin umurunda!

Daha ne sayayım, bilemiyorum. Sayfalar dolusu şikayet var.

ALIN SİZE BİR İBRET VESİKASI DAHA

Ziraat odasına aidat ödüyorum. Üyesine diğer odalar gibi gram katkısı yok! Kanun emretmese delik kuruş vermeyeceğim! Çünkü seçilenlerin lokale çevirdikleri mekan. Yazayım da anlayın.

Bu sene meyve, sebzenin bol yılı. Tüm ürünlerin fiyatlarında düşmeler olacak.

Mahalli seçimler öncesi benim tüm uyarılarıma rağmen tarım girdilerine yapılan fahiş zamların düşürülmesi konusunda AKP vekillerine ağzını açmak yerine, onlarla selfieler çeken oda başkan ve üyeleri, şimdi utanmadan kiraz üreten köylülerin yanında mazot, gübre ve zirai ilacın pahalılığından şikayet ediyorlar. Şark kurnazları!

Neymiş, "belediye başkanı kirazı 6-7 liraya alacakmış, tıpkı Tansaş gibi yapıp halka 2 liraya satacakmış". İthalatla, ihracatı birbirine karıştıran kafadan çıkan fikir de bu olur ancak. Kooperatif kurmaktan, kendine pazar aramaktan aciz, doğduğuna pişman üretici!

Hadi kardeşim! Benim kimyamı ve ağzımı fazla bozmadan boşaltın o koltukları. Ziraat odasındaki o koltuklara bir zamanlar çok değerli insanlar oturdu, fazla ucuzlatmadan çekin, gidin! Bizim paralarımızı da ziyan etmeyin!

İBB KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA

“Oylarımız çalındı”! Kim çaldı beyim? Yanıt yok!

YSK’da 7 tane “çete üyesi varmış”! Neden yine aynı çetenin yapacağı seçime katılıyorsun kardeşim? Tık yok!

19 bin “yasal olmayan sandık kurulu başkan ve üyesi var. Seçimlerin üzerinden 47 gün geçti. Bu “kanunsuz, usulsüz atamaları yapan ilçe seçim kurulu hakimleri hala görevlerinin başında mı? Bu hakimlere “kamu personeli listesi veren, ama son kontrolleri yapmayan, ilçe kaymakamları, il seçim kurulu başkanı ve üyeleri nerede kardeşim? Hala aktif görevleri devam ediyor mu?

Sadece İstanbul’da 17 binin üzerinde “sıkı CHP’li avukat” var. Barolar da onların. Neden toplu halde İstanbul c.başsavcılığına şikayet ve suç duyuruları yok? Neden CHP “arkadaş ben bu ilçe seçim kurulları ile seçime falan gitmem. YSK dahil, adalet bakanlığı gereğini yapsın” demiyor? Neden???

Bu ülkenin parasını çarçur eden, bilerek, isteyerek, kanunları çiğneyerek, paspas ederek sandık kurullarına atama yapan o hakimlerin hakimlikleri bundan sonra da sürecek mi?

Bu satırları yazarken YSK usulsüz yapılan atamaların yerine kanuna uygun kişiler atanacağı beyanatını verdi. Günaydın!

Peki, o 19 bin kişinin “sahtekarlık işine” aracı olmaktan en azından okkalı bir para cezası verilemez mi?

O zaman biz neyi konuşuyoruz, tartışıyoruz?

Bize ne İBB seçiminden!

Topuna yazıklar olsun!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol