Bu günler de, bu aylar da ulusça kabus dolu günler yaşamaktayız.
Umarım derin soluk alacağımız, huzurlu barış dolu günler bize uzak değildir.
Yurdumuzu işgal eden düşmanları, emperyalist güçleri kazıyıp attığımız günlere hatırlayarak,
Yoksulluk için de, atalarımızın kanlarıyla topraklarımızı sulayıp, ecdadımızın, şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayacağımız günler inşallah yakındır.
Bu soysuzluklar karşısın da, peş peşe gelen bu hain saldırılar ve katliamlar kurtuluş savaşımız da olduğu gibi doymadıklarının bir göstergesi değil mi?
Eyyy… Halkım;
Bizim bizden başka bir dostumuz yok.
Bu tür canice yapılan sapıklıklar, katliamlardan sen bizi koru ya rabbim.
Akıl fikir ver, sağduyu ver.
Her şeye rağmen güneş doğuyor, batıyor.
Yaşam olanca hızıyla devam ediyor.
İnsanlarımız, sağduyulu olmaya davet ediliyor.
Umarım;
Huzur rüzgarının estiği, barış güvercinlerinin uçtuğu, sevgi ve bereket dolu günlerimiz yakındır.
Yaşam insanlara armağan edilmiş bir olgudur.
Bu yaşam;
Sayılı zamanlarımızın bir değeridir.
Başka insanların yaşam haklarına saygılı olmak, insanların en büyük görevidir.
Bu günler de;
Öyle büyük isyanların içerisindeyiz ki;
Ne söylesem bir eksik olacağının bilincindeyiz.
Her gün, her saat Fener i, Cim bom u, Kartal ı bel altı, bel üstü vurarak konuşurken,
Survivor dan başka belgeseli olmayan TV izlerken,
Bir eş istiyorum, ya da biri bizi gözetliyor ile oyalanırken,
Kurtlar Vadisi gibi, her türlü şekle pozisyona kendini uyarlayarak zıplayan,
Önce figüran, sonra da Polat olurken,
Paramparça olmak için saatlerce TV karşısından ayrılmazken,
Kocasıyla, karısıyla odasına değil, dünyasını ayıran bizler değil miyiz?
Hiçbir ülke yoktur ki, kendi içinden bizim kadar hain yetiştirebilsin.
Teröristlere değil bu satırlar.
Biliniz ki bu teröristler bedelini mutlaka ödeyeceklerdir.
Ülkemiz kan gölüne döndü.
Terörün nereye mesaj verdiği belli.
Kurbanları da biziz.
Sokaktaki, meydanda ki, otobüs duraklarındaki,
Çoluğumuz, çocuğumuz, akrabalarımız, dostlarımız, iş arkadaşlarımız yani vatandaşlarımız değil mi?
Vücuduna bomba sarmış psikopatlar kendilerini patlatıyor,
Devlet erkanımız da izlemekle yetiniyor.
Görevi bu toprakların güvenliğini ve huzurunu sağlamak olanlar ise kuru açıklamalarla durumu idare etmeye çalışıyorlar.
Bizim iyi bir sınav verdiğimizi söylüyorlar.
Oysa ki; Sınav vermesi gereken biz değiliz.
Sınava devlet erkanı, hükümet, muhalefet, siyasi partilerin vermesi gerekmez mi?
Lakin kimsenin kıpırdadığı bile yok.
Terörün kurbanı olduğumuz halde, neredeyse sorumlusu olduğumuz ilan edilecek.
Devletin istihbarat kurumları kevgire dönmüş durum da.
Bir önlem alınması yerine, yine faturası halkımıza çıkıyor.
İnsanlarımızın sesini keserek, yüksek sesle düşüncelerini ifade etmelerini engellemek bu tür yaptırımlar toplumsal gerilimi artırır.
Oysa büyük krizler toplumsal akılla çözülür.
Konuşamayan toplumlar geri kalırlar.
Korku ülkesi haline gelmiş bir TÜRKİYE olmak istemiyoruz
Teröre lanetlemek bizim en büyük görevimiz olmalıdır.

Kutuplaşma, ayrıştırma sürekli kavga var. Terörle birlikte.
Bugünler de;
Yıkılan binalar, roket delikli evler, teröristlerin yaktığı okullar, zarar verdikleri tarihi eserler,
Binlerce kişinin kendi yurdunda evsiz barksız kalışı,
Ölen insanlarımız, şehitlerimiz, göğe yükselen feryatlar hepsi TÜRKİYE de.
Biz gülmeyi unuttuk.
Siz mutlu musunuz?
Güneş ufuktan ne zaman doğacak?
Böyle mi? Olmak gerek.
Bekliyoruz.
Esen kalınız efendim.







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.