Evet. Yeni bir yıla başlıyoruz. 2017 ye giriyoruz.
2016 yılı acısıyla, tatlısıyla, neşesiyle, yaşanmışıyla geri de kalıyor.
Bugün;
Her ne kadar iletişim çağında yaşıyoruz desek de, iletişimsizlik, vurdum duymazlık açık ara bu çağ da büyük zillet haline getirilmedi mi?
Yeni neslimizi geleceğimizin teminatı görüyoruz. Bu yeni neslimiz bize ve ülkemize ne gibi getirileri olacaktır diye düşünmeye başlıyoruz.
İşte yeni neslimizi eritip, tüketip inanmazlık yapıyoruz dersek yanılıyor olmuyor muyuz?
Son yıllar da yeni neslimiz hakkında ortaya, çıkar denilen bir duygu geliştirildi.
Bu bağlamda bireysellik düşünceleri aldı başına gidiyor.
İnsanlar arasındaki kaynaşmayı bitirerek, insanları yozlaştırmaya doğru götürüyoruz.
Halbu ki;
2016 yılı acıların, hüzünlerin, kalleşliklerin yaşandığı bizim ülkemizde, en büyük sermayemizin SEVGİ olduğunu hatırlatmak görevimiz olmalı.
İnsanları verilebilecek en büyük hediyelerden biri de SEVGİDİR.
Belki de dünya da en saf ayar derecesi olan, hiç yalanı olmayan güç HEDİYE duygusudur.
Son günlerini yaşadığımız 2016 yılı biterken, 2017 ye gireceğimiz iki gün sonra şunu yazmaya boynumuzun borcu olarak görüyorum.
KULAĞIMIZI… dedi kodu yapanlardan,
GÖZÜMÜZ܅ sahte gülücük atanlardan,
KALBİMİZİ… iki yüzlü riyakar insanlardan,
AKLIMIZI… kurnazlıkla geçinenlerden,
ELİMİZİ… samimiyetsiz sıkanlardan,
SOFRAMIZI… haram yiyenlerden,
SIRTIMIZI… dost geçinen maskelilerden,
EVİMİZİ… kötü gözle bakanlardan,
YOLUMUZU… laik, demokratik cumhuriyetten ayıranlardan,
İYİLİĞİMİZİ… kötülükle karşılık verenlerden,
SEVGİMİZİ… hak etmeyenlerden,
Korumadıkça ülke olarak geleceğimizi kurtaramayız.
Yaşam herkese eşit davranmaya biliyor.!!!
Kimine bol kepçe yaşam verirken, kiminin de elin de ne varsa, söke söke kanını sömürerek,
Hayallerini, sevdiklerini, yüzündeki gülüşlerini alır. Hatta yaşama sevincini bile silkeler atar.
Bu yaşam sömürenle sömürülen arasında uzayıp gider.
Geriye kalan insanlara yalnızlık ve gürültülü bir sessizlik…
Sessiz insanların ve halkın geçmişlerinde çok büyük yorgunlukları vardır.
Bir insana değer vermek, o insana özen göstermek anlamına gelmez mi?
Asıl olan görev;
O insana " KIYMETLİ" olduğunu hissettirmektir.
Bu insanlar için KÜLTÜR değil midir?
Bunun eğitimi de yoktur. Bunu kitaplar bile yazmaz.
Bunun yolu insan olmaktan geçer.
Onun için;
Vatan severlerin gönlüne kilit takılmaz.
Vatan severler diye de ellerine kelepçe vurulmaz…!!!
Biz TÜRKÜZ;
Türk' ün önünde durulmaz, Türk' e zincir vurulmaz.
Bu ülke de her bomba patladığında ülkenin kaosa, yıkıma, parçalanmaya iç savaşa düşeceğini sananlar biliniz ki sizler YANILIYORSUNUZ.
Bundan asırlarca önce bu güzelim ANADOLU' muz da;
Ne MALAZGİRT Ovasında, SAĞCI- SOLCU vardı.
Ne İSTANBUL' un surları dibinde TÜRK- KÜRT.
Ne de ÇANAKKALE'de O PARTİLİ- BU PARTİLİ,
Biz TÜRK MİLLETİ idik. Hepsi bu değil mi?
Öyleyse;
Gelsin yaşam yani İki bin on yedi bildiği gibi.
Elinde ne varsa yaşama dair.
Ötesi hiçbir şey, ya da ve sair,
Hani demiş ya şair.
"Mutluluğu sende bakan senindir" Gerisi de misafir.
Bu vesile ile tüm Halkımızın ve Milletimizin yeni yıllarını kutlar, yeni yılda huzur barış ve esenlik getirmesini diler, aydınca yarınlar halkımız ve ülkemizin olsun.
Esen kalınız efendim.










Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.