Dünyada bütün insanlar birbirini benzeseydi ne olurdu?
Hepsi aynı zeka da, aynı çalışkanlıkta, aynı huyda, aynı şeylerden hoşlanıp, aynı şeylerden nefret etse ne olurdu?
Herkes iyi ya da, kötü olsa,
Herkes güzel, ya da çirkin olsa,
Ne olurdu?
Sizlere bunları sormadan önce, ben uzun uzun düşündüm.
Ben böyle bir dünya da yaşamak istemezdim.
Ya siz?
Her güzel özellik, karşıtı ile anlam kazanır.
Tembeli görmeden, çalışkanın.
Sahtekarı görmeden, dürüsttün,
Öfkeyi görmeden, sükûnetin,
Hırsızı görmeden, hayırseverin,
Kıymetini anlamak mümkün değil.
Dünya da her kötülük, bir iyiliği anlamlı hale getiriyor.
Yaratıcımız isteseydi, her canlıyı en mükemmel özelliklerde yaratırdı.
İnsanlar, kendilerini şu soruyu soruyor mu ? acaba.
BEN İNSANLARIN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNİ YARATICIDAN DAHA MI İYİ BİLİYORUM?
İşte,
Bu soruyu acaba kaç kişi yüreğine, beynine, vicdanına soruyor.
Şu üç günlük dünyada bize düşen görev, dünyamızı ve ülkemizi, insanlığı geniş tutabilmek, doğru bakış açımızı yakalayabilmektir.
Yöneten toplum ile, yönetilen toplumu bakacak olursak,
Yönetenler kapitalizmi sığınarak, halkımızı yönetmeye çalışıyorlar.
Halkımızın dini duygularını, beyin güçlerini, emeğini sömürerek iktidara gelip halkımıza iliğine kadar sömürüyorlar.
Halkımızda dinimiz elden gidiyor diye inanıyor.
HALBUKİ
Duyarlı, inançlı gelenek ve göreneklerine bağlı, bu coğrafya da yaşayan Anadolu insanımız bir bütünsellik içinde bu yaşam biçimini değerlendirse,
Dinimizi, inancımızı devlet düzeninden ayrı tutup, inanç özgürlüğünü kendi dünyasında düşünse,
Sosyal hukuk devletini, laik demokrat cumhuriyetçi idare biçimini kendisin de özümsemiş olsa,
Ülkemizde farklılığı yaratan toplum düzeni kurulmuş olur.
Çalışan çalıştığının karşılığını,
İnanan inandığının özgürlüğünü,
Düşünen düşündüğünün gücünü,
Çiftçilerimiz ürettiği ekonomik değerini,
Memurlarımız, toplumdaki ilkesel bütünlüğü,
Kadınlarımız aile yapılarının özgüvenini,
Halkımız da gelecek yaşantılarını,
Demokratik, laik, hukuk cumhuriyetinde yaşamlarını sürdürür.
İdare edenlerle, idare edilenler arasındaki farklılığı yok etmeden, bütünsellik içinde milli demokratik, uzlaşıcı, cumhuriyetçi düzen halkımızın iradesi ile gelmiş olur.
Farkı yaratmak, farklılığı ortaya çıkarır. Farkı yaratırken, kişi bir defa düşünür ama pir düşünmüş olur.
Uzaklara giden yolun başlangıcın, kişinin ayağının ucundan başlayacağını, pozitif düşünen herkesin hem hanesini, hem de ülkesini artı yazdıracağını bilmelidir.
İktidarlar, muhalefetler farkındalık psikolojisi ile ülkelerini yönetirken,
Yönetilenler de bu ayrımcılığı iyi bilmelidir.
Doğmatik, kırılgan, ezici, düşüncelerden uzak durup,
Milli coğrafyamız da,
Türkü, kürdü, lazı, çerkezi, yörüğü, romanı, boşnağı, pomağı…azerisi hepsi de farklı kültürlerden gelme toplum yapısıdır.
Hepsi de bu coğrafya da birlik beraberlik içinde demokratik düzende yaşamaktadır.
Ayrımcılık yapmadan,
Ne bu günkü seni ,yarına hatırlatabilsin, ne de yarın ki seni, bu güne hazırlayabilsin.
İnsani değerleri taşımak sadece benzerlikleri değil, zıtlıkları da kabullenmektir.
İktidarlar ve muhalefetler bu duygularla ülkelerini yönetmelidir.
Karar sizin.
Esen kalınız efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.