Bugün ülkemiz de, yaşanan tüm haksızlık ve arsızlıkların… 

Anadolu’ da dökülen nice kanların… 

Ülkemiz de öldürülen gençlerin ve çocukların… 

Eş dayağından kurtulamayan kadınlarımızın… 

Aç bırakılan, fukaralaştırılan milyonlarca insanımızın… 

Yıkımın eşiğine getirilmiş tertemiz Anadolu toprağımızın… 

Tüm; Bu kötülüklerin baş sorumlusu. 

Kapitalizm ve onun çağımızdaki en saldırgan biçimi olan EMPERYALİZMDİR. 

Cumhuriyetimizin 100. Yılına yaklaşırken arka da kalmış tüm ayrı varoluş noktalarını yok edebilmek için, 

Her türlü olanağı kullanarak saldırmaya devam ediyorlar. 

Bunlar kimler dediğimiz zaman; Emperyalizmdeki işbirlikçiler değil mi? 

Ülkemizin en önemli; 

Yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynakları uluslararası emperyalizmin ve onun işbirlikçilerinin şirketlerine” BABALAR GİBİ” satılırken; 

Metropol kentlerden, küçük illerimize. 

İllerimizden, ilçelerimize. 

İlçelerimizden, köylerimize. 

Kadar uzanan günümüzde ki bu eğitim sistemimiz; 

Tarikatlar ağı ile “İTAATKAR ve DUACI” bir yeni kuşak yeşertmeye ve kıvılcımı ateşlemeye çalışmaktadırlar. 

Yoksul aile çocuklarımıza CEMAAT YURTLARINDA itaat talimi ve eğitimi yaptırılırken, 

Gencecik dinamik beyinlerimiz, bu sofu düşünceyle beyinleri yıkanmaktadır. 

Kentlerimizde, metropollerimiz de kol gezen Avrupa ve ABD yapımı JEEPLER, MUSTANGLAR, MERCEDESLER ve son model araba kullananların arasında; 

Türbanlı, kara çarşaflılar, 

Siyah eldivenliler, 

Badem bıyıklılar, 

Çember sakallılar, 

Gibi sürücülerin sayısı hızla artmaktadır. 

Eyyy… Milletim, Eyyy… Halkım. 

Bu söylediklerimize mi inanacağız? 

Yoksa biz halk olarak; 

Nereye gideceğimize mi inanacağız? 

Bakınız; 

Hiçbir yol bizi ve sizi doğruyu bulmayı ve oraya götürmeyi anlatmaz. 

Gideceğimiz yolu da, şayet biz biliyorsak, sizi, bizi doğru yola götürecek birden fazla yol her zaman vardır. 

Nasıl ki; Bir düşünceyi belirlemeden. 

Yeni bir düşünce teorisini kurmadan, 

Gidilecek yola dair politik talepte bulunmak yeni bir yol ise, 

İşte bu nedenle; 

EMPERYALİZMİN ARINDIRMAYA çalıştığı CUMHURİYET TARİHİMİZ DE; 

Eğitimimiz de DEVRİM yapacakken, 

Bin Dokuz Yüz Kırklı yıllarda devreye sokulan aydınlanma ışığı ile yakılan KÖY ENSTİTÜLERİ ışığı; 

Bin Dokuz Yüz Ellili yılların hemen başın da kapatıldı. 

Çünkü; 

O kurumlar da iyi güzel ve doğru özgürce filizlenen eğitim yapılırken, eğitimciler de yetiştiriliyordu. 

Halk kültürünün binlerce yıllık kökleri üzerinden canlı, direngen çiçekler açıyordu. 

Gelin, elimizi vicdanımıza namusluca ortaya koyalım. 

Bu günkü, eğitim sistemi ile, o yıllarda uygulanmaya başlayan TEVHİDİ TEDRİSAT kanununu bir karşılaştıralım. 

Kim ve nasıl haklı çıkacak ayırt edelim. 

Bakalım, Emperyalizm destekli “ARINDIRMA “ hesapları ve düşünceleri nasılmış. 

Emperyalistler ve işbirlikçileri Türkiye’ mizin “BERTARAF” edilmiş emek değer tarihiyle bugün hep uğraşıp durmuyorlar mı? 

Korkunun; 

Şiddetin, 

Yılgınlığın, 

Tüm kitle ulaşım araçların da ve ortamlarında içselleştirildiğini izin mi vereceğiz. 

Ülke olarak, gerçek bir eğitim devrimini; 

Sözle, sözde değil. 

Keserek, kesip biçip değil, 

Ter döküp, emek vererek. 

Dünya uygarlığını tescil ettirerek 

Kabul etmemiz gerekmiyor mu? 

Şunu söylemek gerekiyor. 

Biz toplum ve ülke olarak. 

“Dünya da Türk Demokrasisine dayanabilecek ikinci bir Demokrasi yoktur” 

Yalan mı? Yanlış mı? 

Siz karar verin. 

Esen kalın efendim. 

  

  

  

  

  

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.