Ekonomi sözcüğü denildiğinde aklımıza neler gelir neler.
İdare edenlerimizle, idare etmek isteyenlerimizin kullandığı kavramlar arasında çelişki dolu sözcükler her geçen gün demeçlerle arka arkaya sıralanır.
Birileri diyor ülkemizin bu durumu iyi. Birileri de diyor kötü.
Acaba bu her iki söylem de doğru mu?
Ekonomi hakkında söylendiğinde o kadar özel sözcükler var ki;
Ancak ekonomi bilgisi olan ve ilgi duyanlar anlayabiliyor.
Bir gerçek var ki;
Milyonlar ekonominin iyi ya da kötü olduğunu vurguladığın da, milyonların gerçek yüzü ortaya çıkıyor.
Ekonominin "iyi, ya da kötü "olduğunu anlamak için, ekonomi bilgisini bilmeye gerek yok.
Gelir gider dengesi,
Memurlarımızın, işçilerimizin ay sonuna getirebilme durumları,
Çiftçilerimizin hasat sezonuna ulaşabilme durumları,
İşte bunlar ve daha niceleri ekonominin nasıl olduğunu iyi anlatan verilerdir.
Yoksa;
Enflasyon, devalüasyon, bankalardaki kredi notu, kur farkları, borsalar da düşüş ve yükselişler,
Altın, döviz indi çıktı gibi sözcükler halkımızın artık duymak bile istemediği sözcükler oldu.
Halkımız artık soyut değil somut veriler istiyor.
Ekonomi iyi mi?
Yoksa kötü mü?
Bir yıl önce ki gelirimizle neler alabiliyorduk? Şimdiki gelirimizle neler alabiliyoruz?
Alınanlar çoğaldı mı? Azaldı mı?
Halkımız için işte ekonomi bu.
Ekonomimiz kötü diyenlerin yanın da, iyi diyenlerimiz de olacaktır.
Büyük halk kesimi için ekonomi kötü gidiyorsa, azınlık için de iyi gidiyordur.
Bunun adına da ekonomi literatüründe KAPİTALİZM deniliyor.
Bugün ekonomi de en önemli gösterge esnaftır.
Çıkalım MANİSA esnafımıza bir gezelim bakalım.
Objektif olarak baktığımız da siftah yapmadan kepenk kapatan esnafımıza görüyoruz.
Sanayi esnafımız kan ağlıyor. Çarşı esnafımız can çekişiyor.
İşte ekonominin belgesi bura da yatıyor.
İşte yaz sezonundan çıkıyoruz.
Çiftçilerimizin, üreticilerimizin hasat kaldırması bitti.
Bu çiftçilerimiz, üzüm fiyatlarında bir serinleme görebilecek mi?
Yoksa derin bir uykuya mı? Dalacaklar.
Bu günler de Türkiye Gündemin de "ÖTEKİLEŞTİRME" "DÜŞMANLAŞTIRMA" çabaları had safhaya geldi.
Güney doğu sorunu, savaş çığırtkanlıkları, şehirler de bomba patlatmalar, gazete baskınları, yargıya müdahale etmeler, anayasa sorunları, laiklik durumları, emekçi kesimlerin iş güvenceleri tartışmalarıyla boğuşup dururken,
Açlık ve yoksulluk tartışılamaz oldu.
Ekonomimiz dibe vurdu.
Neredeyse tünel açarak daha derinlere inmeye başlayacağız.
Eyyy… halkım.
Türkiye hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, var olan yetersiz " DEMOKRASİ" nin neredeyse yok edilip parlamenter sistemin devre dışı bırakıldığı bir sürecin içine girdi. Hızla yol alıyor.
Ekonomimiz de aynı hızla geri viteste.
Aklımıza kullanarak barışa ulaşmanın yollarını erdemli bir arayış içinde olmamız dileklerimle.
Esen kalınız efendim.





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.