Eğitimin amacı,

İnsanı, hem kendisi, hem de toplumu için değer yaratacak düzeye getirmek olmalı.

Eğitim olarak;

Bir ulusun geçmişi ile geleceği arasında köprü kurarak eğitim felsefesini oluşturmalı.

Bu felsefe olmazsa;  Türk Toplumu olarak,

Kimliksiz, kişiliksiz, bilinçsiz ve darmadağın ortak bir değerler dizgesinden yoksun bir kuru toplum kalabalığı haline dönüşürüz.

Eğitimimizin, milliliği; açısından, milli eğitim olarak;

-Atatürk Milliliği gibi, önce milli, sonra evrensel eğitim sistemimizi oluşturmalıyız.

-Eğitimimizin ana felsefesi önce TÜRKÇE olmalıdır.

- Yabancı dillere amaç değil, araç olarak kullanmalıdır.

-Bu gün okullarımız da uygulanan hazırlık sınıflarına da son verilmelidir.

- Öğrencilerimizin hazırlık sınıflarındaki geçirdiği yıllarına heba edilmemelidir.

-Her öğrenciye bir meslek ve iş olanağı tanıyacak bir sistem oluşturmalıyız.

-Ezberci eğitime son vermeliyiz.

-Sorgulamalı, muhakemeli, düşünebilen, araştıran çözüm üretmede kendine güvenebilen uygulayıcı bir eğitim modeline getirmeliyiz.

-Uygulanmakta olan sınav sistemlerimiz de, Ezberciliğe teşvik etmeyen, anlayarak mesele çözmeye, fikir üretmeyi, kendine güzel ve özel ifade etmeyi değerlendiren sınavlar düzenine devreye sokmalıyız.

-İlk ve orta öğretim de Matematiğe, bilgisayar yazılımı hazırlamaya, fen bilimlerine, Edebiyat değerlerimize, tarihsel kültürümüze, laik dini bilgilerimize artıracak eğitim sistemine getirmeliyiz.

EĞTİMCİLERİMİZE GELİNCE;

-Öğretmenlerimizi içi boş bir eğitim modeliyle değil, PEDAGOJİ eğitimini almış, branşlarına göre tam donanımlı ve liyakatlı yetiştirmeliyiz.

-Her öğretmen adayına, branşların da birer araştırma tezi yaptırtarak okullarına öyle göndermeliyiz.

-Dallarında uzmanlaşan öğretmenlerimizin, maddi durumları üniversite öğretim görevlilerine eş değerde tutularak eğitime önem verdiklerinin ürünlerini görmeliyiz.

-Ara meslekler olan tekniker, teknisyen mesleki eğitim modellerine devreye sokmalıyız.

-Eğitime ayrılan bütçe payımıza artırmalıyız. Şu an ki pay hiç mi hiç yeterli değil.

-Üniversiteler de, yüksek  öğretim de araştırma ve uygulama eğitim modeline önem verilmeli,

-Türkçe bilimsel dergiler tezler hazırlatmaya  yol açmalı.

-Kısır ve çömez eğitim sistemine son vermelidir.

-Ülkemizin dış siyasetin de, iktisadi siyasetimiz de, eş güdümlü bir bilim, teknik araştırıcı siyaseti uygulamaya sokarak,

- Devlet, ordu, sanayi işbirliğine gidilmelidir.

-Eğitime yönetecek bakanımızın eğitimci kökenli, pedagoji eğitim bilimine inanan eğitimcilerden kurulu bir bakanla idare edilen Milli Eğitim Bakanımız olmalıdır.

Bu güne kadar Milli Eğitimimize ya hukukçu, ya işletmeci, ya maliyeci, ya da iktisatçılar yönetti.

Şunu yazabilir miyim?

Bu ülke de bir öğretmen de çıksın, Adalet Bakanı olsun. Olmaz mı?

Ya da Türkiye Ekonomisini yönetsin. Hatta Sağlık Bakanı olsun.

Demek o dur ki; Milli Eğitim değil mi? Nasıl olsa idare edilir denilmek mi istendi Bu güne kadar.

İşte cumhuriyet tarihimiz boyunca Yetmiş dört Milli Eğitim Bakanımız geldi geçti

Bakanlarımızın Hepsini yad ediyoruz ama, Üçü var ki; Eğitimci kökenli.

Nurlar için de yatsın Hasan Ali YÜCEL.

Nurlar için de yatsın Mustafa ÜSTÜNDAĞ.

Nurlar için de yatsın Avni AKYOL.

Milli Eğitim Politikamız böyle olursa, bugün sonuçta böyle olur.

İşte Milli Eğitim de de gelinen nokta bu olur.

Esen kalınız efendim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.