Türk Toplumu olarak;

Bağımsızlık ruhunun temelin de kimlik bilinci, kişilik, onur, haysiyet ve özgüven yatar.

“BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR” diyen M. Kemal ATATÜRK bunun için halkımızın, milletimizin kimlik, kişilik, onur ve özgüveni üzerin de yaşamı süresince durdu ve çalıştı.

Kafalar, gönüller, vicdanlar bağımsız olmadan, ülkenin ne iktisadi, ne savunması, ne de dış siyaseti bağımsız olabilirdi.

ATATÜRK  “Türk Kimliğini” Türkçe ile tanımlamıştır.

Onun için Kurtuluş Savaşından sonraki, temel davası Türkçe’ yi, dolayısıyla Türk Kültür ve kimliğini yabancı boyunduruklardan korumak, bunun için de eğitimimizi her düzey de Türkçe ile yapmak, halkımızın yabancı dille eğitime özenmesini önleyecek tedbirler almak olmuştur.

Görülüyor ki; bugün eğitim sistemimiz alabildiğince yabancılaşmış, kültür evrenselliğimiz gün geçtikçe yozlaşmaya ve zayıflamaya doğru yönelmiştir.

Hal bu ki bu gün yapılan öğrenci sınavların da sınava giren öğrenci sayısına göre, dersler bazında yanıt ortalamaları gün be gün zayıflamakta, öğrencilere sunulan eğitim modelleri çığırından çıkmaya doğru yol almaktadır.

Ortalamalara şöyle bir incelediğimiz de;

Kırk sorulu bir ders sınavın da Türkiye genelin de, Türkçe Yirmi net, Sosyal Bilgiler On beş net, Matematik Beş net, Fen Bilimleri Dört buçuk net gibi utanç verici bir tablo çıkıyor karşımıza.

Bu tablo utanç değildir de nedir?

Eğitim sistemimiz bu mu olmalı?

Müfredat programlarına uygun, destekleme kurslarına kapatarak nereye varılmak isteniyor?

Yetiştirilmek istenen aile çocuklarının, istekli aile çocuklarının eğitim almak istemeleri neden kısıtlanıyor?

Bu tip ailelerden yetişen dehalara ne gibi yollar açabileceğiz.

Eğitim sadece kapitalist, zengin zümre ailelerinin çocukları için mi geçerli olacak?

Biz halkız. Biz milletiz. Biz bu topraklar üzerinde bu coğrafya da yaşıyoruz.

 

Türk Devletinin birinci görevi TÜRK adının TÜRK Kimliğinin onun için de Türkçenin ilelebet yaşamasını sağlamak değildir de nedir?

Eğitim sistemimizin son dönemlerine bir baktığımız da şu hale  “ EĞİTİM” demek mümkün mü?

Bakınız;

Batılı sömürgeciler, mazlum milletlerin eğitim ve dillerini yok edip, o mazlum ülkeleri yok sayıp, köleler güruhunu dönüştürmek için ne çarelere başvurmuyorlar ki.

Bu günkü genç öğrenci neslimiz;

Yabancı güçlerin dillerini, ulusal dilimizden daha iyi biliyor, durumuna getirildi

Cumhuriyetimizin ilk Milli Eğitim Bakanlarından H. Ali YÜCEL ne demişti.

“İyi yetişmiş bir öğretmen, kötü bir yöntem ve içerikle, hazırlanmış bir konuyu çok verimli kılacağı gibi,

İyi yetişmemiş bir öğretmen de, iyi bir yöntem ve içerikle hazırlanmış bir konuyu çok verimsiz kılabilecektir”

Öyleyse eğitim öğretim sürecinin en önemli ögesi öğretmendir.

Temel konu “ İYİ” öğretmen yetiştirmektir. Demişti.

Eğitimimize politik sebeplerle SIRADANLAŞTIRMAK MI?

… Yoksa UYGARLAŞTIRMAK MI?

Bu vesile ile ulusumuzun Yirmi Üç Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramımızı kutlar, aydınlık yarınlar dilerim.

Esen kalınız efendim.

 

 

 

 

 

 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.