Ülkemizin genel gidişatına bir bakalım.
İçinde bulunduğumuz zaman dilimi ve kendi mekanımızdan bir değerlendirelim.
Objektif olarak değerlendirdiğimiz de ne görüyoruz?
Ülke insanı olarak, düne kadar;
Toplumsal birlik ve beraberlik içindeydik.
Toplumsal olarak, dil, din, iman, ahlak, bayrak, milli sevdamız aynıydı.
Toplumsal olarak, yardımlaşmamız, dayanışmamız, insani değerlerimiz hep bizimle birlikteydi.
Çağdaş, medeni bir toplum olma yolunda ilerliyorduk.
Demokratik, hukuk, laik devlet anlayışımız halkımızın içinde ve ruhundaydı.
Buraya gelirken yetişen eğitimcileri, bilim adamlarını, tıp doktorlarını, akademisyenleri kim yetiştirmiş, kim eğitmişti?
Bu aydınlar, bu yılmayan insanlar kimlerdi?
Biliniz ki;
O yıllar da bir köy enstitüsü çocukları vardı.
İşte bu çocuklar;
Halkın içinden gelmişlerdi.
Halkını iyi tanıyorlardı.
Değişime inanıyorlardı.
Köylerine yabancı değillerdi.
Hiçbir ayrıma düşmeyen çocuklardı.
İnançlarından hiçbir zaman sapmamışlardı.
Konularının eğitimi için yetiştirilmişlerdi.
Bilmedikleri konularda, bilenlerle çalışmayı paylaşmışlardı.
Ezik değillerdi.
Sanat, bilim, aydınlık hamuruyla yoğrulmuşlardı.
Yaşama örgütçü anlayış olarak bakıyorlardı.
Sorumluluklarını paylaşacak, paylaşacak olanları da çoğaltacaklardı.
Yılmayacaklardı.
İnançlı olacaklardı.
Umutlu olacaklardı.
Her şeyi yoktan var etmişlerdi.
Türkiye Köy Enstitüsü ruhuyla bir bütündür diyeceklerdi.
Tam benim hayal ettiğim okul ve eğitim tipi bu olmalı diyen John DEVEY Dünya Türklere örnek almalı demişti. İşte İlerlemecilik ve aydınlanma ışığı buydu. Yıl 1945.
Sonuçta ne oldu?
Çıkarlarına dokunulan iktidarlar bu okulları kapattı. Yok etti.
İsterseniz bugünümüze de bir bakalım.
Şimdi ne olmaya çalışıyoruz?
Ne oluyoruz?
Toplum yapımızın, insanlarımızın öncelikleri bile değiştirildi.
Etkili olan ve gücü elinde bulunduranlar yani, siyasi güçler,
Halkımızı istedikleri gibi yönlendirmeye çalışıyorlar.
Doğru ve yanlışı ayırt edebilme uğruna halk olarak bir çıkmaza girdik.
Partizanca düşünceler, süzgeçten geçirilerek, verilen kararlar etkili olmaya başlamadı mı?
Bu durum iç ve dış politikamız da, karanlık sayfaların oluşumuna sebep olmadı mı?
Güya, devletimizin menfaati gibi gösterilerek, şahsi servetler kişilere gitmiyor mu?
Toplumumuz, rüşvetin, hırsızlığın, yolsuzluğun, yandaşlığın yapıldığı bir ortam da toplumsal ahlak yozlaştırılmadı mı?
Ülke olarak terör örgütleri ile anılır olmadık mı?
Terör örgütlerinin tuzağına düşürülmedik mi?
Çoğu dünya ülkeleri ve çevremizdeki komşu ülkelerle düşmanlaştırılmadık mı?
Şöyle dersek;
Devletimizin istikbalinin tehdit altına alındığı günlerde yaşamaktayız.
Şimdi bizim düşünme zamanımız değil mi?
Halk olarak ihaneti anlayabilmek,
Gerçekleri görebilmek,
Doğru olanı yapabilmek zamanıdır.
Biz ulus olarak, halkımıza bir görev düşmektedir.
Bize dışarıdan ele geçiremeyenlerin, içeriden işgal etme girişimleri ve planları göz ardı edilmeden,
Kurulan tuzaklarla başa çıkabilmek için,
Halkımız, siyasetçilerimiz, yargımız, demokratik kitle örgütlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, vatanımıza sahip çıkabilme iradesine gösterme zamanıdır.
Eyyy… Halkım;
Şu dizeleri söylemek içimizden gelmeli.
Bir araya gelmek BAŞLANGIÇTIR.
Bir arada durabilmek İLERLEMEKTİR.
Birlikte çalışmak BAŞARIDIR.
İşte;
Köy Enstitüler bu kuralla kurulmuştu.
O ruh ile yaşamıştı.
O ruh öyle yaşatılmıştı.
Anadolu dan tüm ülke insanlarıma çağrım.
Aydınlanma ışığı hiç sönmesin.
Bir olalım, diri olalım, iri olalım, dik olalım,
Esen kalınız efendim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.