ÜLKÜCÜLER,
Türk Milletinin sahip olduğu bütün milli ve manevi değerlerini koruyarak, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün,muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefini gaye edinen ve bu uğurda yıllar boyu, canı pahasına mücadele verenlerdir.
Türk Devletini yıkarak yerine Marksist-Leninist, ırkçı, irticai ve veya emperyal güçlerin güdümünde bir devlet kurmak, Türk Vatanını milleti ile bölmek isteyenlere karşı duran ve bu yolda binlerce şehit verenlerdir.
Gaflet, dalalet ve hıyanet içinde, yıllardır, gafiller, cahiller ve hainler eliyle yıkılan, budanan ve talan edilen milli kültürümüze, san'atımıza, töre, gelenek, ahlak ve imanımıza, Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletini esas alarak sahip çıkanlardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletini, diğer devletlerin gölgesinde ve süper güçlerin emrinde ve hatta oyuncağı durumunda görmeye tahammül edemeyip, onu dünyaya nizam veren bir cihan devleti seviyesine yükseltme tek ülküsüne sahip olanlardır.
O ÜLKÜCÜLER Kİ,
Ülkü Ocakları, bir eğitim yuvası idi ve orada yetişmiş idiler.
Ülkü-Bir, Pol-Bir, Ülkü-Han, Misk, onların canları pahasına örgütlenip hizmet verdikleri yerlerdi.
Merhum Alparsalan Türkeş Başbuğ idi. Tartışılmazdı, hala tartışılmaz, tartışılması düşünülemez. O, Atatürkten sonra gelen, Atatürkü en iyi anlayan ve anlatan gerçek anlamda bir liderdi. O, Milliyetçi Hareket Partisi ile Türk Milliyetçiliğin siyaset sahnesine taşıdı.
Başbuğ Alparslan Türkeş ve yetiştirdiği, Bozkurtlar, Asenalar, hayatın her alanında Ülkü uğruna, en iyi, en güzel, en doğru olmak için çalıştılar. Soruşturmalar, sürgünler, hapishaneler, ölümler, onları yıldırmadı.
Hedef, Türk Milliyetçilerinin iktidarı idi.
Ve, 1999 da nerde ise iktidarda idiler.
Ancak, anlayamadıkları bir şeyler oluyordu, terk ettiler iktidarı ve her genel seçimde ki iktidar olmaları gerekir iken uzaklaştırıldılar.
ÖZ ELEŞTİRİ,
Öz eleştiri yaptılar, aralarında tartıştılar, ne neden niçin diye sordular. Genel Başkanı eleştirmek....? Hiç akıllarında yoktu, Ülkücü terbiye, ülkücü ahlak, Genel Başkanını eleştirmezdi.
Sonra, Kasım seçimleri, kafalara düşen demir mi idi, soğuk duş mu idi. İstişare dediler. Allah'ın emri ve Türk töresi idi. İstişare yeri, Kurultay olmalı idi. Kurultay dediler.
Genel Başkan, ''hayır dedi. Tüzüğü işaret etti. Tüzükten yola çıkarak istediler, yine ''hayır, mahkemeye gidin''dedi. Mahkemeye gittiler.
Yönetene, yönetemediğini göremiyorsun, istifa etmek erdemini gösteremiyorsun demediler. Kurultay istediler ve sonra bazıları, Türk Milletine ve Türk Devletine biz daha iyi hizmet ederiz diye yola çıktılar.
Onlar Ülkücüler. Ülkücü oldukları için Ülküleri istikametin de Başbakanlığa talipler.
DİRİLİŞ,
Bunun adı, bazılarının çirkince telaffuz ettikleri gibi ''ihanet''değildir. Bu kutlu yolda yürüyenler yaşayışları, hizmetleri, kişilikleri ile Ülkücülerdir ve her ülkücü gibi saygıya layıktırlar.
Fikir, hareket ile geçerlidir. Milliyetçi Hareket, yeni bir yönetim ile harekete geçmeli ve ilk seçimlerde muktedir bir iktidar olmalıdır. Bunun için her türlü şeye sahiptir. Tek eksiği, halkın her kesimi ile birlikte olabilen, onler gibi düşünmeyen, anlayan ve anlatabilen yöneticilere sahip teşkilatlardır.
Bu sebeple DİRİLİŞ, İHANET DEĞİLDİR.
Selam ve Dua ile!..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.