Günümüz gençliği arasında söylenilmeyen, özün de, sözün de, duygusun da, Halkımızın Milletimizin özelliğini anlatan TÜRKÜLERİMİZDEN bir örnekle yazmak gereğini duydum.
"Derdim çoktur, hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde nerden çare bulayım
Meğer şah elinde ola çaresi"
Diyen ozanın sözlerinden esinlenerek yola çıkıyorum.
Bugünlerde ülkemizde yaşanan onlarca sorun aynen bu dizelerde dile getirilmiyor mu?
Bu Türküde söylenildiği gibi hangi sorunumuzu yanacağız?
Sokakta, çarşıda, pazarda, okulda, hastanede kimlerle konuşsak herkes karamsarlık içinde.
Neden mi?
Sorunlar, sorunlar, sorunlar yumağı ile debelleşip duruyoruz.
Sanki özümüzü, sözümüzü, duygularımızı kaybetmiş gibi yaşıyor hale gelmişiz.
Bakıyoruz da;
Ülkemizi yöneten ve yönetmek isteyen siyasiler birbirleriyle debelleşip durmuyor da, ne yapıyorlar.
Halk ve millet olarak sormalıyız ki;
Ülkemizi yönetenlere, yönetmek isteyenlere, siyasilere, devletimizi yöneten diğer organlara siz bizi
ne kadar düşünüyorsunuz. Diye biliyor muyuz?

Gelecekten, geleceğimizden özellikle de çocuklarımızdan endişe eder duruma gelmedik mi?
Bugün ülkemizin en başta gelen sorunlarından biri de;
Ülkemiz de ki güvenlik sorunu. Değil mi?
PKK, FETÖ, IŞİD, DEAŞ örgütlerinden dolayı ülkemiz de can güvenliğimiz kalmadı.
Sınırlarımızın içinden ve dışından tehditkar terör olayları ile savaş çığırtkanlıkları almış başına gidiyor.
Ülkemiz de, şehirlerimiz de can güvenliğimiz kalmadı.
Halkımız da infial uyandırdı. Bıkkınlık getirdi. Yanıyoruz.
Bugün komşu ülkelerdeki sözde Müslümanım deyip te, hıristiyanlardan aldıkları yardımlarla birbirlerine öldüre öldüre EMPEYALİZMİN esiri haline gelen İslam ülkeler ne durum da.
Müslüman ülkeler kendi aralarındaki sorunları çözmedikçe, emperyalistlerin oyuncağı olmaktan çıkmadıkça bizim etkilenmemiz kaçınılmaz oldu.
Bir başka sorunumuz da ülkemizin ekonomik sorunları değil mi?
Paramız Amerikan doları karşısın da her gün değer kaybediyor.
Doların artması iğneden ipliğe ülke de her şeyin zam olması anlamına gelmiyor mu?
İçimizde ki ve dışımızda ki olaylar nedeniyle bacasız turizmimiz yerle bir oldu.
Turizm gelirlerimiz gün be gün azaldı.
İşsizlik oranı yükselmedi mi?
Bakıyorum da bugün ülkem de öyle insanlarımız var ki yiyecek ekmek bile bulamıyor.
Yoksulluk almış başına gidiyor.
Açlık ve sefaletin asıl sebebi nedir biliyor musunuz?
Yoksulları doyuramadığımızdan değil,
Zenginleri doyuramadığımızdan değil de nedir.
Peki, nerde bizim gerçek dinimiz, gerçek dilimiz. Gerçek insanlığımız.
Nerde kültür değerlerimiz. Örf ve adetlerimiz. Yani özümüz.
Neden kaybettik bütün bunları.
Oturup şapkayı önümüzü koyup, kaybettiğimiz TÜRKLÜĞÜMÜZÜ, TÜRKLÜK yapan özelliklerimizi nasıl kazanacağız.
Bunun hesabını yapmamız gerekmiyor mu?
Ülkemizin gidişatı kötü. Bana göre de kötünün de kötüsü.
Böyle bir gidişata dur demek gerekmiyor mu?
Üzülerek yazıyorum ki; ülke de gönül birliğini sağlayacak kişilerde, ekipte görebilmiş değilim.
Her gün birlik lafları ediliyor. Ediliyor da uygulayan var mı?
Herkes benim dediğim olsun, herkes benim yanıma gelsin, benden tarafa olmayanlar bertaraf olsun denilmiyor mu?
Siyaset arenasın da hamaset nutukları atılıp halkımıza inandırmaya çalışıyorlar.
Sanki; Halkımızın , milletimizin kafası hiç çalışmıyor.
Millet perişan, halkımız perişan. İnsanlarımız ağlamaklı. Zorluklar içinde geçim derdinde.
Toplum gerildikçe geriliyor. Kutuplaşma derinleşiyor.
Nereye kadar gideceğiz.
Ümitsiz değiliz ama. Yüzümüz, insanımız, insanlığımız gülsün artık istiyoruz.
Yetti artık……..
Esen kalınız efendim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.