Tüm insanlığı, ülkemizi ve özellikle yurttaşlarımızı yakından ilgilendiren bir sorun vardır. İnsanlar arasındaki dostluğu, arkadaşlığı, komşuluğu, iletişimi, vatandaşlığı kısacası birlikte yaşamaya ait her şeyi tehdit eden temel hastalığımız ‘' DEDİ KODU ‘'DUR. Dedi kodu dünyanın her tarafında vardır. Ama birincil ilişkilerin, dostluğun , dayanışmanın, arkadaşlığın daha belirgin olduğu toplumlarda dedikodunun yıldızı ilginç bir biçimde parlar. Ülkemizde dedi kodu Avrupa' nın gelişmiş demokratik ülkelerine nazaran çok daha ayyuka çıkmış herkes birbirinin kuyusunu kazar duruma getirilmiştir. Tıpkı siyasetimiz de baş tacı yaptığımız liderlerin birbirine atıf ta bulundukları gibi. Ülkeler geliştikçe, insan ilişkilerinin daha iç içe daha sıcak olması gerekirken, bu zaafiyet ülkemizde kapitalizmin esiri haline getirilip, ezen ve ezilen toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Bir gün gelir bu millet bunun acısını çeker . Kaya ya çarpar. Daha bir ay gibi bir süreçte ülkemiz bir seçim geçirdi . Halk takdir etti. Meclis böyle olur dedi. O zaman partiler, parti kurmayları, parti liderleri oturup şapkasını önüne koyacak. Diyecek ki, Ülkemizi, yurttaşımızı, çok seviyoruz . Halkımızın yanındayız. Elimizi de taşın altına koyuyoruz. Kendi çıkarlarımızdan çok, ülkemizin çıkarlarını düşünüyoruz . Onun için geliniz bir milli mutabakat Hükümeti oluşturalım, Hükümeti kuralım. Diyebilirler mi? Diyemezler. Neden mi ? Çünkü kendi çıkarlarına dokunan zehirli değnekleri kendilerine dokunuyor. Hepsi de halkımız için varız diyor. Ama hepsi de ayrı telden müzik çalıyor. Müzik akort tutmuyor. PEKİ kim halkının yanında değil? Kim halkı ile bütünleşemedi ? Halkından uzak bir lider ve siyasi parti kim? Yok ben dindarım, ben ulusalcıyım, ben Türk üm, ben kürdüm ,diyorsanız , o zaman siz halkçı, Türkiye mizi düşünen parti değilsiniz. Yalan söylüyorsunuz. Halkımızı kandırarak bu ülkeyi yönetmeye talip oluyorsunuz. İktidarlar her şeyi bildiğim gibi yaparım mantığı ile hareket ederken, muhalefetler ,muhalefette iken her şeyi karşı çıkmak her şeyi engellemek olarak görüyor kendilerinde. İktidarlar iç tüzükten yararlanarak muhalefetin sesini kısmaya çalışırken, muhalefette iç tüzük hükümlerine sığınarak engelleme görevini yapıyor. Partiler halkın oyları ile elde ettiği konumunu, ülkeyi daha iyi yönetebilmek için kullanacaktır. Yasaların yetersiz olduğu yerlerde meclisten yeni yasaların çıkarılması halk için önemlidir. İktidar iktidar olduğunu inanır da, muhalefeti demokratik olgunlukla değerlendirirse ,hukuki olmayan hiçbir yöne baş vuramaz. Ama bu yöntem bugüne kadar böyle mi işledi. Hayır. İKTİDAR hep kendini ve yandaşını düşündü. TBMM sinde her kürsüye çıkan milletvekilleri şov yaptı. Kürsüde pantolon, domates, yağ tenekeleri, göstererek, doğruları söylüyormuş gibi halkımıza kandırmaya devam ettiler. Böyle giderse de milletvekili şovları devam eder. Biz halkımızda onlara çanak tutar, idare edilmeye devam ederiz. Bakınız milletin meçlisine. Meclisimizde kaç tane dar gelirli kişilerden vekil sayabilirsiniz. Bu ülkede paran varsa vekil oluyorsunuz. Paran yoksa da olamıyorsunuz. Şunu söyleyebilir miyim? Güçlü insanlar, mutlu gözükürler, Mutsuz olsalar bile. Güçlü insanlar, gülümserler , Canları yansa bile. Güçlü insanlar, umursamazlar Umursamaları gerekse bile. Güçlü insanlar affederler, Affetmek istemese bile. Güçlü insanlar pes etmezler, Yorgun olsalar bile. Ve güçlü insanlar, kırılmamış gibi yaparlar Paramparça olsalar bile. Bu duygularla DEDİ KODU ve YALANDAN uzak bir TÜRKİYE için islam alemi ve ülkemiz insanının ramazan bayramını kutlar, birlik beraberlik içinde yaşamakta olduğumuz özgürlükçü bir TÜRKİYE için Esen kalınız efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.